Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı tarafından yayımlanan Küresel Adalet Raporu; iklim krizi, politik aşırıcılık, ekonomik gerilimler ve toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği bir dönemde gezegenin yaşanabilir geleceği için kapsamlı bir vizyon sundu. The Guardian’dan Jonathan Watts’ın haberine göre rapor; milyarderlerden yüksek servet vergisi alınması, çalışma saatlerinin azaltılması, kırmızı et tüketiminin düşürülmesi ve yatırımların sanayi ile maden sektörlerinden eğitim ve sağlığa kaydırılması gibi köklü yapısal reformlar içeriyor.
Öngörülen adımların hayata geçirilmesi durumunda, 2100 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 89’unun geliri iki katına çıkabilecek ve küresel ısınma sanayi öncesi döneme göre 2 derecenin altında tutulabilecek.
“Yeterlilik” kavramı merkezde: Haftada iki buçuk gün çalışma
İklim yıkımını ve fosil yakıtlara bağımlılığı kaçınılmaz bir gelecek gibi sunan sağ popülist, teknokratik ve milliyetçi yaklaşımlara alternatif üretmeyi amaçlayan raporun merkezinde “yeterlilik” kavramı yer alıyor. İnsanların sürekli daha fazla tüketim ve birikim peşinde koşmadan da sağlıklı ve müreffeh bir yaşam sürebileceğini savunan rapor, şu üç temel adımı öneriyor:
- Çalışma Sürelerinin Azaltılması: Yıllık ortalama çalışma süresinin 2 bin 100 saatten 1000 saate düşürülerek yaklaşık iki buçuk günlük çalışma haftasına geçilmesi.
- Gıda Rejimi Değişikliği: Ormansızlaşma ve ekolojik yıkımın temel nedenlerinden biri olan kırmızı et tüketiminin azaltılması.
- Ekonomik Dönüşüm: Yatırımların yüksek maddi tüketim gerektiren alanlardan düşük tüketimli sektörlere kaydırılması. Bu kapsamda kişi başı eğitim harcamalarının 8 bin 400 euroya, sağlık harcamalarının ise 14 bin 400 euroya çıkarılması talep ediliyor.
Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı Eş Direktörü Profesör Thomas Piketty, eğitim ve sağlık alanına aktarılan her ek euronun, imalat sektörüne yapılan harcamaya kıyasla üç-dört kat daha düşük enerji ve madde tüketimi yarattığını vurguladı.
Milyarderlerin servet payı yüzde 6’dan yüzde 0,05’e düşecek
Yüzyılın sonuna kadar dünya genelinde kişi başına ortalama brüt milli geliri aylık 5 bin euroya çıkarmayı hedefleyen rapor, bu artıştan en çok küresel güneydeki nüfusun yararlanacağını belirtiyor. Küresel eşitsizliği azaltmak adına iklim krizinden en fazla sorumlu olan en zengin kesimlerin yüksek vergilerle sınırlandırılması öngörülüyor:
- Dünya nüfusunun yüzde 0,001’ini oluşturan milyarderlerin küresel servetteki payı yüzde 6’dan yüzde 0,05’e düşürülecek.
- En yoksul yüzde 50’lik kesimin servet payı ise yüzde 2’den yüzde 30’a çıkarılacak.
Küresel sıcaklık artışı 1,8 dereceyle sınırlandırılabilir
En iddialı senaryoda, dünyanın en zengin bireylerinin sermayesi rüzgar, güneş ve diğer yenilenebilir enerji teknolojilerine yönlendirilerek enerji arzının 2050’ye kadar tamamen karbonsuzlaştırılması amaçlanıyor. Çalışma saatlerinin azaltılması, beslenme biçimlerinin değişmesi ve ekonomik faaliyetin dönüşmesiyle birlikte yüzyıl sonundaki küresel sıcaklık artışının 1,8 dereceyle sınırlanabileceği hesaplanıyor. Bu oran; yavaş karbonsuzlaşma ve sürekli artan maddi tüketim senaryolarında öngörülen 4 ila 4,5 derecelik yıkıcı ısınmanın oldukça altında.
Küresel Adalet Fonu ve Dünya Egemenlik Fonu
Raporda, enerji dönüşümünü finanse etmek ve eğitim ile sağlık harcamalarının dünya gayri safi hasılası içindeki payını yüzde 13’ten yüzde 38’e çıkarmak için bir Küresel Adalet Fonu kurulması öneriliyor. Buna ek olarak kamu ve özel servet dağılımını dengeleyecek bir Dünya Egemenlik Fonu kurulması da vizyonlar arasında.
Raporun yazarlarından Cornelia Mohren, çalışmanın “vizyoner ve belki de ütopik” görülebileceğini ancak başka yolların mümkün olduğunu göstermek adına bu anlatıya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Barselona Özerk Üniversitesi’nden Jason Hickel da herkes için iyi bir yaşamı gezegenin sınırları içinde kurmanın teknik olarak mümkün olduğunu, engelin sadece politik mücadele eksikliği olduğunu ifade etti.
İklim politikası eşitsizlikten ayrı düşünülemez
Profesör Thomas Piketty, karbon vergisi benzeri uygulamaların zenginlerden ziyade işçi ve orta sınıfları etkileyerek Fransa’daki “Sarı Yelekliler” örneğinde olduğu gibi toplumsal tepki yaratabileceğini hatırlattı. Piketty, iklim politikalarının başarılı olabilmesi için eşitsizlik meselesinin merkeze alınması gerektiğini, dönüşümün ancak gelir, servet ve güç dağılımını değiştiren somut politikalarla mümkün olacağını vurguladı.
Dünya Eşitsizlik Konferansı Paris’te Toplanıyor Küresel Adalet Raporu, 4-6 Haziran tarihlerinde Paris’te düzenlenecek Dünya Eşitsizlik Konferansı’nda geniş çaplı olarak tartışılacak. Konferansa Ha-Joon Chang, Jean Drèze, Jayati Ghosh, Mariana Mazzucato, Branko Milanović, Lea Ypi ve Gabriel Zucman gibi dünyaca ünlü iktisatçılar ve düşünürler katılacak.
