Türkiye emek hareketi 2026 yılına market ve depo işçilerinin mücadelesi ile başladı. Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) ile günlerdir direnen Migros işçileri ve sendika yöneticileri, net yüzde 50 zam, banka promosyonlarının eksiksiz ödenmesi, iş kolu değişikliği yapılmaksızın taşeron işçilerine kadro talep ettikleri için tam üç kez gözaltına alındılar. 10’dan fazla ilde 10’dan fazla depoda devam eden hak mücadelesi tüm baskılara rağmen önce BİM’in Van, İstanbul, Erzurum ve Iğdır’daki depolarında, daha sonra ŞOK’un Trabzon’daki deposunda yüzde 27’lik zam dayatmasına karşı işçi mücadelesinin ateşini yaktı.
Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 31 bin TL’yi, bekar bir işçinin aylık yaşam maliyetinin 41 bin TL’yi geçtiği, yıllık gıda enflasyonunun Avrupa ülkeleri ortalamasının 11.7 katına çıktığı dönemde işçilerin ekmek kavgasının kızışması da kaçınılmaz. Market ve depo işçileri insanca yaşamak istiyor ve bunun için direniyor. Ne var ki, Türkiye perakende sektöründeki despotik emek rejimi üzerinden beslenenler, işçileri ve taleplerini yok sayarak, onları gözaltına aldırarak, DGD-SEN’i kriminalize ederek bu mücadeleyi sönümlendirmeye çalışıyor.
Sektörün anatomik yapısını sermaye kompozisyonundan çalışma rejimine dek parçalara ayırarak inceleyebiliriz.
Zincirleme şubeleşme
TÜSİAD’ın “Türkiye perakende pazar değerlendirmesi raporu”na göre perakende ve toptan ticaret sektörü imalat sektöründen sonra 7.5 trilyon TL ile GSYH’ye en yüksek katkı sağlayan ikinci sektördür. Ulaştırma ve depolama sektörüyle birlikte perakende ve ilişkili sektörlerin toplam GSYH’ye katkısı 2019’da yüzde 22’den 2024’te yüzde 24 seviyesine çıkmıştır.
“Perakende raporu 2025”e göre 2024 yılında toplam perakende gıda mağazası sayısı bir önceki yıla göre yüzde 6.65 oranında artışla 55 bin 737’ye ulaştı. 2014-2024 yılları arasındaki 10 yıllık dönemde şube sayısı beş ve üzerinde olan zincir marketlerin toplam mağaza sayısı yüzde 193 arttı. Son 10 yılda 36 bin 726 yeni marketin açıldığı sektörde önümüzdeki 7 yılda yaklaşık 25 bin yeni marketin açılması öngörülüyor.[1] Tarım Kredi Market ve File gibi yeni şirketlerin sektöre girişi, Migros’un mağaza açılış hızını artırması ve CarrefourSA’nın başlattığı bayilik sistemi sektörün hacmini genişleten başlıca faktörlerdir.
Borsada işlem gören BİM, Migros, ŞOK, CarrefourSA, Gimat Gross, Mopaş ve Kim Market zincirleri üzerinden yapılan araştırmalara göre 2024’ün ilk çeyreğinden 2025’in ilk çeyreğine kadar olan bir yıllık dönemde bu şirketler şubeleşme hızını ortalama yüzde 3.7 artırmıştır.[2]
2024’ün ve 2025’in ilk çeyrekleri arasında karşılaştırma yapıldığında BİM yüzde 5.22’lik artışla 12 bin 568 şubeye; Migros yüzde 5.53’lük artışla 3 bin 730 şubeye; ŞOK yüzde 1’lik artışla 11 bin 57 şubeye; CarrefourSA yüzde 2.96’lık artışla 1219 şubeye sahiptir.
Aynı karşılaştırma bazında şube başı günlük cirolara baktığımızda BİM yüzde 33.36’lık artışla günlük 118 bin 472 TL; Migros yüzde 39’luk artışla 251 bin 668 TL; ŞOK yüzde 1.9’luk artışla 59 bin 616 TL; CarrefourSA yüzde 26.69’luk artışla 170 bin 356 TL ciro ile günü kapatmıştır.
Zincirleme büyüme
Her şirket için olduğu gibi organize gıda perakende sektöründe de önemli olan kârlılık göstergeleridir. MÜSİAD’ın 2025 yılında hazırladığı “gıda perakendeciliği sektör araştırma raporu”na göre sektörün küresel net marj aralığı yüzde 1 ila yüzde 3 arasındadır. Diğer sektörlere göre marjın düşük görünmesine yol açan etken, sektörün yüksek stok devir hızına, yani adetli satışlara bağlı olmasıdır.[3] Basit bir ifadeyle sektör, yüksek fiyatlı bir ürünün tek seferde satışından yüksek kâr etmek yerine, işlem adedi itibarıyla aynı ürünün daha çok satışına odaklı bir yapıdadır. Brüt kâr marjları genelde satışların yüzde 20 ila yüzde 30’u kadar olup ortalama reel net kâr marjı yüzde 2 civarındadır. İşçilerin zam taleplerine karşılık vermek amacıyla şirket kârlılığının düşük oluşunu bahane edenler gerçekleri çarpıtmaktadır; çünkü perakende sektöründe yüzde 2 kâr marjı bile şirketlerin büyümesi ve sermaye birikimi için yeterlidir.

BİM, 2025 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla 512.77 milyar TL net satış gerçekleştirdi. Aynı dönemde şirketin net kârı 11.25 milyar TL oldu. Migros, 2025’in ikinci çeyreğinde satışlarını 92 milyar TL’ye, brüt kârını 21.9 milyar TL’ye, faaliyet kârını ise 5.2 milyar TL’ye yükseltti. BİM’in net kâr marjı yüzde 3.99, Migros’un 1.99 oranındadır.
Perakende sektörünün organik büyüme oranını ölçen LFL (Like-for-Like) göstergesine göre 2025 yılının ilk 9 aylık döneminde Migros yüzde 39, BİM yüzde 32, CarrefourSA yüzde 28, ŞOK yüzde 2.5 büyüme göstermiştir. Enflasyon etkisinden arındırılmış reel büyüme oranları Migros için yüzde 7.2; BİM için yüzde 4.69; ŞOK için yüzde 4.34’tür.[4]
Zincirleme sömürü
Şirketler şubeleşme hızını artırırken iş yerlerinde sömürüyü de aynı oranda yoğunlaştırır. Sektöre ne kadar çok ucuz emek dahil edilir, ne kadar çok artık değere el konursa sektörün devamlılığı ve şubeleşme performansı da o kadar artar.
2024 yılı itibarıyla perakende ve depolama gibi bağlantılı sektörler, Türkiye’de toplam istihdamın yaklaşık yüzde 19’u olup, sektörde 6.4 milyon işçi çalışıyor. Perakende hizmet sektörü çok işin, az işçiyle yapıldığı emek yoğun cehennemlerin başında gelir.
Türkiye Perakendeciler Federasyonunun 2025 yılı “perakende sektörü istihdam raporu”nda da belirtildiği üzere, ulusal zincir marketlerde bir mağazada ortalama “2-3 işçi çalışma modeli” yaygındır çünkü “Bu model mağaza sayısını hızla çoğaltmayı kolaylaştırır.” Şubeleşme hızını artırmak ve mağaza ağını genişletmek isteyen şirketler, işçilik maliyetlerini düşük tutmak amacıyla bir işçinin hem kasiyer hem reyon sorumlusu hem nakliyeci hem depo görevlisi hem temizlik personeli hem güvenlik görevlisi hem tamirci olduğu iş organizasyonunu yaygınlaştırır.
Çalışma rejiminde fonksiyonel esnekliğin, sayısal esnekliğin ve ücret esnekliğinin aynı anda bulunduğu bu modelde şirketler işçilerin üzerinde mutlak denetim kurma imkanı yakalar. Çok işi az işçiyle yaparak şube ağını genişletme stratejisi, güvencesiz çalışma biçimini de olağan ve formel hale getirmeye hizmet eder. İş yerindeki iş bölümü ve uzmanlaşma ortadan kalktıkça güvencesiz çalışma da kalıcılaşır; işten çıkarmalar ve ücretler üzerinde baskı kurmak daha fazla kolaylaşır.
ŞOK’un “ŞOK, daha ucuzu yok” sloganı perakende ve depolama sektöründeki ücretlerin özeti niteliğindedir. Yılda en az 30 milyar TL kâr büyüklüğüne sahip sektörde çalışma koşulları ağır, emek ucuzdur. Kariyer sitelerinin verilerine göre 2026 yılında market işçileri aylık en düşük 30 bin TL ücret alırken, ortalama ücretler 35 bin TL bandındadır. Ücretler deneyim ve çalışma süresine göre değişirken, bir yıldan az çalışan işçilerin ücretleri ortalama 28 bin TL, 2-4 yıl arasındakilerin 34 bin TL’dir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. ILO’nun ilgili bir raporunda da belirtildiği üzere sektörde ağırlıklı olarak çalışan yaş grubu 30 yaş altı olup, “turnover” olarak ifade edilen işçi “devir hızı” diğer sektörlere göre daha yüksektir. 2 yılı gören çalışan sayısı az olduğundan ötürü ücretlerin genel seviyesi asgari ücrete çok yakındır. Sektör raporlarında da değinildiği gibi buralar hem ücret hem çalışma tipi bakımından “geçici iş” olarak görülür.
Zincirleme kuralsızlık
Çalışma koşullarının ağırlığı işçi sirkülasyonunu hızlandıran diğer etkenlerdendir. Esnek çalışmanın kalıcılaşmasına paralel günlük çalışma süresi 10 saati geçer. İş yerinin tüm işlerinden sorumlu hale getirilen bir işçi fizyolojik ve psikolojik açıdan tükenmişlik aşamasına gelir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığının 2017 yılındaki “ulusal ve yerel zincir market iş yerlerı̇nde çalışma koşullarının iyileştirilmesi programlı teftiş sonuç raporu” ihlallerin ve hak gasplarının resmi olarak kayıtlara geçmesi açısından önemlidir.
4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili mevzuata aykırılıkların ve noksanların ağırlıklı olarak çalışma gün ve sürelerine ilişkin olduğu ifade ediliyor. İşin niteliği gereği haftanın 7 günü olmak üzere günde 12-15 saat faaliyet gösteren iş yerlerinde çalışan işçilerin bu çalışmalarını yürütmelerinde günlük ve haftalık çalışma sürelerine uyulmadığı; fazla çalışma ücretinin ödenmediği/eksik ödendiği ve serbest zaman kullanımına ilişkin mevzuatta öngörülmeyen uygulamalarla ihlallerin oluştuğu; gece çalışması koşullarına riayet edilmediği; hafta tatili izni ve ücreti konusunda ihlallerin yaşandığı; çalışılarak ya da çalışılmaksızın geçirilen ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin mutlak emredici düzenlemelerin dışında uygulamaların olduğu ve ara dinlenme sürelerinin ihlal edildiği belirlenmiştir.[5]
Kıralım zincirleri!
İş Yatırım, 2025 yılı “perakende sektör raporu”nun girişinde “Kâr marjları verimlilik sayesinde korunuyor” ifadesine yer vermiştir. Sermaye açısından en önemli verimlilik kalemi emek verimliliği olup, bir işçinin belirli bir süredeki mal veya hizmet üretiminin ekonomik değeri anlamına gelir. Ne var ki, üretkenlik artışı emeğin milli gelirden aldığı payı artırmıyor ve ücretlerinde iyileşmeye yol açmıyorsa bunun tek anlamı sömürünün artışı; artık değere daha fazla el konulmasıdır. Perakende sektörü sayısal ve ekonomik olarak büyürken işçilerin ücretleri eriyor ve yaşam koşulları geriliyorsa bu sermayeyi besleyen bir verimlilik demektir.
Bugün Migros’ta, BİM’de, ŞOK’ta mücadeleye devam eden işçiler, bu eşitsizliği ve haksızlığı durdurmak için işaret fişeğini ateşleyenlerdir. Selam olsun!
Dipnotlar:
- ^ Perakende büyümeye devam ediyor: 2024’te 3 bin 478 yeni market açıldı, https://shorturl.at/RfFc9
- ^ Selim Kılıç, Türkiye Gıda Perakende Sektörü 2024-2025 yılı ilk 9 aylık Büyüme, Verimlilik ve Karlılık Analizi, https://shorturl.at/kt8Ng
- ^ MÜSİAD, “Gıda Perakendeciliği Sektör Araştırma Raporu”, 2025
- ^ Türkiye Gıda Perakendesi Rekabet Analizi, 2025
- ^ “Ulusal ve Yerel Zı̇ncı̇r Market İşyerlerı̇nde Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi Programlı Teftiş Sonuç Raporu”, 2017
