MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “umut hakkına” dair sözlerini işaret eden DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan “Siz iktidarın ortağısınız. Neden Sayın Abdullah Öcalan için umut hakkı konusunda bir buçuk yıldır somut bir gelişme yok?” diye sordu.
Rojava’ya yönelik HTŞ ve Türkiye’nin desteklediği paramiliter grupların saldırısı, devam eden tehditleri ve kuşatma altında kalan Kobanê’ye insani yardımın ulaştırılmasına izin verilmemesi Mersin’de protesto edildi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan’ın katılımıyla Akdeniz ilçesinde bulunan Metropol Park binası önünde gerçekleşen eylemde, sık sık “Rojava’da katliamlara geçit vermeyeceğiz”, “Direniş haritası Rojava’da öz savunmayla veriliyor” pankartı açıldı. Eylem’de sık sık “Yek e yek e gele Kurd yek e”, “Rojava’da direnen kadınlara bin selam”, “Bijî berxwedana Rojava” ve “Jin, jîyan, azadî” sloganları atıldı. Özgür Çocuk Parkı’na kadar yürümek isteyen kitleye izin verilmemesinin ardından burada açıklama yapıldı.
Açıklamada konuşan DEM Parti Mersin İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş, polisin engellemesine tepki gösterdi. Bedriye Kuş, insani yardım ulaştırılması için Rojava’ya sınır kapılarının açılmasını isteyen Bedriye Kuş, “Bir an önce sınır kapılarının açılması ve temel ihtiyaçların Rojava halkına ulaştırılması için harekete geçilmelidir” dedi.
‘Kürtler birdir’
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ise ESP’lilere yapılan gözaltılara tepki göstererek, gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istedi. Ayşegül Doğan, “Rojava’ya dönük dayanışma eylemleri gerekçe gösterilerek, herhangi bir siyasi partiye üye olmayan; fakat Rojava ile gönül bağı bulunan insanlara açık bir gözdağı verilmektedir. Amaç, dayanışmayı bastırmak, halkı sindirmektir” ifadelerini kullandı.
Yapmak istedikleri yürüyüşün engellenmesine tepki gösteren Ayşegül Doğan, halkın “Kürtler birdir” mesajı verdiğini vurgulayarak, “Aramıza çizilen sınırlar bizi bölemez, parçalayamaz. Bu mesajı Ankara iyi duymalıdır. Ankara’ya bağlı çalışan mülki idare amirleri de bu sesi iyi duymalıdır. Eğer bugün içinden geçtiğimiz süreç gerçekten dostane bir el uzatma, bin yıllık ilişkileri onarma ve yeniden tesis etme süreciyse; Kürde bir yerde dost, başka bir yerde düşman olunamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Sadece kabul etmediğimizi söylemekle kalmıyor, buna karşı mücadele ediyoruz” diye konuştu.
‘Türkiye çok şey kaybetti’
“Bugün Rojava’da, Suriye’de tekrar edilen ezberler Türkiye’ye çok şey kaybettirdi. Daha fazla kaybetmeyelim” diyen Ayşegül Doğan, “Bir yandan Kürtlere yönelik düşmanca politikalar yürütüp, diğer yandan Kürtlerle birlikte yürüyen devrimcilere, sosyalistlere baskı uygulamak bu ülkeye barış getirmez. DEM Parti olarak yapılanı net biçimde görüyoruz ve uyarıyoruz: Bu yol çok denendi. Bu yolun sonunda yalnızca acı, kıyım, katliam ve gözyaşı var. Onurlu ve kalıcı barış aynı yöntemlerle sağlanamaz. Demokratik çözüm, ancak demokratik siyasetin önü açılarak mümkündür. Demokratik muhalefetten korkmayan ülkelerin demokrasisi güçlüdür. Eğer demokratik muhalefetin güçlenmesinden korkuluyorsa, burada samimi bir demokratikleşme iradesinden söz edilemez” diye belirtti.
‘Söylemin ötesine geçin’
Dün partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” şeklindeki sözlerini hatırlatan Ayşegül Doğan, Bahçeli’ye seslenerek, “Söylemin ötesine geçin. Umut hakkından söz ediyorsanız, neden tek bir adım atılmıyor? Siz iktidarın ortağısınız. Neden Sayın Abdullah Öcalan için umut hakkı konusunda bir buçuk yıldır somut bir gelişme yok? Halk soruyor: ‘Demirtaş yuvaya dönsün deniliyor; ama AİHM kararları neden uygulanmıyor? Bu kararları kim uygulayacak? İktidar. Peki, MHP kim? İktidarın ortağı. O halde soruyoruz: Sizi tutan nedir? Neden Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobanî Kumpas Davası tutsakları serbest bırakılmıyor? Neden Gezi davası tutsakları hâlâ cezaevinde? Kayyum uygulamalarından söz ediliyor. Bugün burada, yerine kayyum atanmış ve tutuklanmış iki belediye eş başkanımızın yokluğu hissediliyor. Hoşyar Sarıyıldız ve Nuri Aslan’ın yeri burası değil; Akdeniz Belediyesi’dir. Kayyum pratiğinin, gözaltıların ve antidemokratik uygulamaların sürdüğü bir tabloda gerçek barıştan söz edilemez. DEM Parti olarak şunu açıkça ifade ediyoruz: Birleşen güçlerimizle birlikte demokratik muhalefetin güçlenmesini, barış ve demokratik toplum sürecinin olmazsa olmazı olarak görüyoruz. Yan yana, el ele, omuz omuza bu mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Kürtlerin kazanımlarının Türkiye için bir tehdit olmadığı gerçeğini anlatmaktan ve bunun için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Hakkımızda spekülasyon üretenlere de buradan sesleniyoruz: Biz olduğumuz yerdeyiz. On yıllardır barış, özgürlük ve eşitlik için bedel ödeyerek mücadele ediyoruz. Bugün de yarın da tek bir adım geri atmayacağız. Çünkü bu mücadele, aynı zamanda bir insanlık onuru mücadelesidir. Anneler, kadınlar, gençler müsterih olsun: Biz kazanacağız. Bugün olduğu gibi yarın da ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız” şeklinde konuştu.
‘Rojava’da barış Türkiye’de savaş olmaz’
Daha sonra ise Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, şunları söyledi: “Rojava; emek emek, can can, mücadele mücadele, 14 yıl boyunca inşa edilmiş bir halk iradesidir. Başta Suriye’ye, ardından Ortadoğu’ya ve bugün bütün dünyaya örnek olması gereken bu modeli mümkün kılan; Kürt halkının ve bölgedeki tüm halkların ortak mücadelesidir. Bu iradeyi, emperyalist devletlerin ve onların bölgedeki işbirlikçilerinin ortaklığıyla yok edebileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yok edemediniz, yok edemeyeceksiniz. Bugün bir kez daha görülmektedir ki Rojava halkı ‘Biz buradayız’ dediği sürece, Rojava’nın dostları da her zaman burada olmaya devam edecektir.”
Türkiye’nin politikasını derhal gözden geçirmesini isteyen Titiz, şöyle devam etti: “Kürdistan’da barış, İstanbul’da savaş olmaz. Bugün bir kez daha ifade ediyoruz: Rojava’da barış, Türkiye’de savaş olmaz. Bunu kabul etmemizi beklemesinler. Değerli halkımız, açıkça ifade ediyoruz: Sahada imzalanan mutabakatın tüm maddeleri eksiksiz uygulanana kadar; Suriyeli Kürtler, Rojavalı Kürtler, Aleviler ve bölgedeki tüm halklar “Artık güvendeyiz” diyene kadar; biz de Diyarbakır’da, İstanbul’da, Marmara’da, Ege’de, Akdeniz’de onların sesi olmaya devam edeceğiz. Son sözümüz nettir: Direnen halklar kazanacak. Rojava kazanacak.”
‘Mutlaka kazanacağız’
DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, “Biz zindanda da, sokakta da, hayatın hiçbir alanında da; Rojava’da da, Başûr’da da birbirimizden ayrılmadık, ayrılmayacağız. Rojava’dan kopmayacağız. Rojava da bizden kopmayacak. Bugün Suruç bir abluka altındaysa, bu yalnızlığı hissettirmek içindir. Ama herkes bilsin ki Ortadoğu’da her gün yeni bir güneş doğar. Ve herkes çok net bilsin: Bizim için doğmayan bir güneşe umut bağlamayız. Gerekirse güneşlerimizi kendimiz yaratırız” ifadelerini kullandı.
Yeşil Sol Parti Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Münir Korkmaz, 30 Ocak’ta imzalanan mutabakatın, halkların ve direnenlerin ortaya koyduğu mücadelenin bir sonucu olduğunu belirterek, “Bu gelişme, Kürt halkının ve Rojava’da verilen mücadelenin bir kazanımıdır” dedi.
Korkmaz, “Eğer gerçekten barış isteniyorsa ki biz istiyoruz o zaman bu engeller de ortadan kalkmalıdır. Buyurun, komisyon görevini yapsın. Sayın vekilimizin de ifade ettiği gibi Selahattin Demirtaş serbest bırakılsın, Terörle Mücadele Yasası değiştirilsin, antidemokratik yasalar kaldırılsın. Artık Türkiye’de, Rojava’da olan bitenin sürekli takipçisi olmak zorundayız. Olmalıyız ve olacağız. Rojava’da bir anlaşma yapıldıysa, bu büyük ölçüde bu süreçte gösterilen sahiplenmenin sonucudur. Belki tam olarak hepimizin istediği gibi bir anlaşma değildir; ancak orada verilen mücadelenin bir kabulüdür. Bu nedenle Rojava’yı sürekli desteklemek gerekiyor. Yeşil Sol Parti olarak Kürt halkının verdiği mücadelenin bugüne kadar yanında olduk, bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
‘Demokratik yapılara tasfiye’
Emek Partisi (EMEP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Halil İmrek, “Onların entegrasyondan anladığı Kürtlerin eritilmesi, demokratik yapıların tasfiye edilmesidir” dedi.
Mürşitpınar Sınır Kapısı başta olmak üzere Rojava’ya açılan tüm kapıların derhal açılması çağrısında bulunan İmrek, “Türkiye halkları 6 Şubat depremlerinde ‘Sesimizi duyan yok mu?’ diyenlere kulak verdi. Bugün aynı dayanışmayı Rojava için gösteriyoruz” dedi.
‘Mücadeleye kilit vurmak istiyorlar’
Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Parti Meclisi Üyesi Zeliha Korkmaz, uluslararası güçlerin rollerine işaret ederek, “Biliyoruz ki bugün elleri Türkiye’nin lojistik destekleriyle güçlendiriliyor. İçeride desteklenen bu yapılar, dışarıda barış sürecini sevinçle bastırmaya çalışıyor. Türkiye’deki mücadeleye kilit vurmak istiyorlar.
Suriye’de kadınların ve çocukların bir arada yaşayamayacağı bir ortam yaratmaya çalışıyorlar. Kendi çıkarlarına uygun bir düzen kurmak istiyorlar. Oysa Suriye topraklarında yüzyıllardır Aleviler, Kürtler, kadınlar, Hristiyanlar bir arada yaşıyor. Bu halkların ortak yaşamını dış güçler kendi çıkarları için parçalamaya çalışıyor. Ama bu mücadeleyi yenemeyecekler. Kadınların mücadelesini yenemeyecekler” diye konuştu.
Açıklama sloganlarla son buldu.
