Hale Gönültaş’ın Kısa Dalga’da yayımlanan haberine göre, savcılık ve emniyet birimlerinin hazırladığı resmi belgeler, Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) mensuplarına Türkiye’de vatandaşlık ve kimlik verildiğini ortaya koydu. Belgelerde, çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüttüğü tespit edilen üç militanın aileleriyle birlikte Türk vatandaşlığı aldığı; 19 örgüt mensubunun ise il göç idareleri aracılığıyla yabancı kimlik numarası edinerek Türkiye’de ikamet ettiği yer aldı.
Çorum, Ordu, Kayseri, Kırıkkale, Ankara, Elâzığ, Mersin, Bursa, Düzce, Sakarya ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarınca hazırlanan araştırma tutanaklarına göre, çatışma bölgelerinde bulunan en az 21 IŞİD’linin Türkiye’de il göç idarelerinden kimlik aldığı, bunlardan üçüne Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verildi. Savcılık belgeleri, tespitlerin Terörle Mücadele Şube Müdürlükleri tarafından örgütün propaganda kanallarında yayımlanan video ve fotoğrafların teknik incelemesiyle yapıldığını gösteriyor.
Belgelerde yer alan bilgilere göre, vatandaşlık verilen isimlerin bir kısmı devlet hastanelerinde tedavi gördü, Sağlık Bakanlığı’nın MHRS sistemi üzerinden sağlık hizmetlerinden yararlandı; bazıları ise SGK’lı olarak özel şirketlerde ya da üniversitelerde çalıştı. Örneğin Yemen vatandaşı Abdulkafi Abdulazız Alshameri’nin, İstanbul Kültür Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde öğrenci olduğu ve aynı zamanda SGK’lı personel olarak çalıştığı tespit edildi. Söz konusu ismin IŞİD propaganda videolarında yer aldığı, örgüt kontrolündeki bölgelerde militanlarla birlikte görüntülendiği kaydedildi.
Savcılık dosyalarında, yabancı kimlik ve geçici/uluslararası koruma statüsüyle Türkiye’de yaşayan IŞİD’lilerin önemli bir bölümünün farklı illerde ikamet gösterdiği, çok sayıda telefon hattı kullandığı ve bazı isimlerin yurt dışına giriş-çıkış yaptığı bilgisi yer aldı. Videolarda; çatışma alanlarında silahlı militanlar, canlı bomba hazırlıkları, çocuklara yaptırılan propaganda faaliyetleri, infaz görüntüleri ile örgütün öldürülen liderlerine bağlılık yeminlerinin bulunduğu aktarıldı. Ayrıca bazı görüntülerde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Türk güvenlik güçlerini hedef alan söylemler tespit edildi.
Belgelerde adı geçen bazı kişilerin “silahlı terör örgütüne üyelik” suçlamasıyla yargılandığı, dosyalarının istinaf aşamasında olduğu; bazılarının ise akıbetine ilişkin net bilgiye ulaşılamadığı belirtildi. IŞİD’in bastırdığı altın parayı tanıtan propaganda görüntülerinde yer alan kimi isimlerin ise kayıp olduğu kaydedildi.
Savcılık belgeleri, Türkiye’deki idari süreçler ile güvenlik birimlerinin tespitleri arasındaki çelişkileri gündeme taşırken, IŞİD mensuplarına verilen vatandaşlık ve kimliklerin hangi kriterlerle sağlandığı sorusunu da yeniden kamuoyunun tartışmasına açtı.
Kaynak: Kısa Dalga
