Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Hacıbektaş Dergâhı’nın tasfiyesi ve devlet aklı

    11 Şubat 2026

    Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

    10 Şubat 2026

    Valeria Chomsky’den Epstein bağlantıları için özür: “Ciddi bir yargı hatasıydı”

    10 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Hacıbektaş Dergâhı’nın tasfiyesi ve devlet aklı

      11 Şubat 2026

      Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

      6 Şubat 2026

      6 Şubat: Rant, beton, yıkım

      6 Şubat 2026

      İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

      6 Şubat 2026

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 2 / Emperyalist hiyerarşinin değişken karakteri

      5 Şubat 2026
    • Seçtiklerimiz

      Türkiye “normali” ve Amedspor

      10 Şubat 2026

      Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

      9 Şubat 2026

      Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

      8 Şubat 2026

      Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

      4 Şubat 2026

      ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

      1 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Türkiye Cumhuriyeti’nin 102. yaşında bir geçmiş muhasebesi ve demokratik cumhuriyet

    Türkiye Cumhuriyeti’nin 102. yaşında bir geçmiş muhasebesi ve demokratik cumhuriyet

    YEKTA ARMANC HATİPOĞLU Yazdı: Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında. 100 yılı aşkın sürenin ardından, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında demokratik cumhuriyeti daha fazla düşünmek, konuşmak ve tartışmak gerekiyor. Aynı acıları tekrar tekrar yaşamamak için…
    Yekta Armanc Hatipoğlu11 Kasım 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 2025 itibarıyla 102 yaşına bastı ve kuruluşundan bugüne kan, gözyaşı, ölüm ve kayıp gibi kelimelerin toplumsal hafızada yer etmesinde büyük bir pay sahibi oldu.

    1915 Ermeni, Süryani, Ezidi Soykırımı’nda, 1921’de Mustafa Suphilerin katledilmesinde, 1919-1923 arası gerçekleştirilen Pontos Rum Soykırımı’nda cumhuriyeti kuran kadroların oynadıkları rollere, aldıkları tutumlara baktığımızda imha siyasetini savunduklarını ve uyguladıklarını söylemek yanlış olmaz.

    Nitekim Türk-Yunan ve Türk-Ermeni savaşları sırasında çeşitli sözler alan Kürtler, savaşın bitişi ve cumhuriyetin ilanının ardından, 1924 Anayasası’nın da kanunen oturttuğu şekilde Türk ulusu içinde erimeye zorlanmış, kabul etmeyenler sürgün ve toplu ölümle karşılaşmıştı. Kürtlerin önemli bir kısmının cumhuriyetin resmî mezhebinden, yani Sünni olması yetmeyecek, Kürtler ulusal benliklerinden vazgeçecek, Türk olacaktı. Düşünülen, hayata geçirilmeye çalışılan buydu. Alevi Kürtler ise zaten Sünni kimliğinin dışında kaldığı için Dersim’de olduğu gibi doğrudan imha ile karşılaşacaktı.

    TKP gibi Türkiye solunun ulusalcılıktan kopamamış belli fraksiyonlarının da destek verdiği anlatının aksine Ankara’nın imha siyasetinin dokunduğu Kürtler toprak ağası ya da şeyh oldukları için değil başka bir ulus içinde erimeyi reddettikleri için yani ulusal benliklerini kaybetmek istemedikleri için imha siyasetiyle yüz yüze getirildiler.

    Ağalara, şeyhlere karşı “çok katı” olduğu ileri sürülen Meclis’in mebusları içinde, aralarında ağa, şeyh ve hoca olan pek çok kişi vardı. Vanlı İbrahim Arvas, Diyarbakır Mebusu Zülfü Tigrel, Siirt Mebusu Şeyh Halil Hulki; Kürdistan illerinden mebus olan şeyhlerden sadece üçü.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomi politikası: Sermaye sahibine teşvik, işçiye yasak

    İzmir İktisat Kongresi’nin kâğıda döktüğü ekonomi politikaları ise 102 yıllık cumhuriyetin resmî ekonomi politikası oldu: Devlet, sermaye sahipleri için var.

    Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne toprak ağası, burjuva zenginleşiyor, “milletin efendisi” olan köylü ise efendiliğinden habersiz şekilde Hitit zamanından kalma yöntemlerle üretim yapmaya çalışıyordu.

    1929’daki ekonomik buhranla başlayan kısmî devletçi politikalarla amaçlanan da yine sermaye sınıfını zenginleştirmek, sermaye sınıfını riskli alanlardan çıkartarak yatırımını kurtarmasına olanak sağlamaktı.

    Devlet, o denli sermayenin devletiydi ki grev, sendikalaşma, işçi örgütlenmelerini yasaklamak bir tarafa; 1927’de Adana’da demiryolu işçilerinin başlattığı greve ateş açmış, pek çok işçinin ölümüne neden olmuştu. Osmanlı’da, merkezî iktidar boşluğundan da yararlanarak grev yapabilen işçiler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla beraber 1963 yılına kadar resmen grev yapamadı. 1925’te yürürlüğe giren Takrir-i Sükûn Kanunu’yla beraber işçi örgütlenmeleri
    kesintiye uğradı. 1936 tarihli 3008 sayılı İş Kanunu’nun 72. maddesiyle birlikte grev, Türkiye’de resmî olarak yasaklandı. 1963’te çıkan Sendikalar Kanunu’yla birlikte Türkiye’de işçilere ilk defa grev hakkı tanındı. Ancak bu hak 12 Eylül darbesiyle beraber bir süre rafa kaldırıldı. Erdoğan ise iktidara geldiği günden 2024 yılına kadar “milli güvenliği”, “genel
    sağlığı”, “finansal istikrarı” ve “şehir içi toplu taşıma hizmetlerini bozucu” nitelikte olması nedeniyle 21 grevi yasakladı.

    Yani kuruluşundan itibaren Türkiye Cumhuriyeti, uzun yıllar boyunca fiilî ya da resmî grev ve sendika yasaklarıyla yönetilmiş, işçi sınıfı “Yeter” dediğinde ise, elbette pek çok bedel ödeyerek, sendikalarıyla, siyasî partileriyle siyaset sahnesine çıkmıştı. Kürtler de ilerleyen yıllarda “Yeter” diyecek ve siyaset sahnesine kendi partileri ve siyasetleriyle çıkacaktı. Tabii ki bedel ödeyerek ve ödeyeceğini bilerek…

    Zaman ilerliyor, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu birkaç on yıl olmaya başlıyordu. Kan, gözyaşı ve ölüm emekçi sınıfların, komünistlerin, Kürtlerin, Ermenilerin ve Rumların üzerinden eksik olmuyordu.

    Darbeler gelip geçiyor, hükümetler kuruluyor ya da kurulamıyor, siyasette pek çok şey hareket ediyor ama halk nezdinde pek de bir şey değişmiyordu. İlk yıllarında “özgürlükçü” diye sunulan AKP’nin 20 yılın sonunda geldiği nokta, fiilî ya da resmî grev yasakları, azınlıkları hakaret ya da kolluk aracılığıyla baskılama, parti kapatma davaları, seçim hileleri…


    Bu haliyle bakıldığında ortada yıkılın bir Türkiye Cumhuriyeti’nden ziyade reflekslerini koruyan, 1923’ten bugüne devamlılık sağlayan ve belki de şu sıralar “altın yıllarını” yaşayan bir Türkiye Cumhuriyeti var.

    Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında.

    102 yıldır makus talih diye sunulan; CHP’den DP’ye, Genelkurmay’dan AP’ye, oradan AKP’ye kadar pek çok kurumun kontrol ettiği antidemokratik, tekçi ve sermaye yanlısı anlayıştan kurtulmanın yolu demokratik cumhuriyeti düşünmekten, demokratik cumhuriyeti tartışmaktan geçiyor. Yeniyi kurma iradesi demek ise çoğu zaman geçmişle hesaplaşma gerekliliğini önümüze koyuyor.

    Demokratik bir cumhuriyetin yolu, antidemokratik olanla hesaplaşmaktan, onun yaşattığı acıları gün yüzüne çıkartmaktan geçiyor. Türkiye halkı, özellikle bunca acının ardından toplumsal barışı, gerçek bir demokrasiyi,
    eşitlikçi ve özgürlükçü bir sistemi hak ediyor. Hak ettiği sistemin yolu çoğulcu, eşitlikçi, özgürlükçü bir cumhuriyetten, yani demokratik cumhuriyetten geçiyor.

    Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında.

    100 yılı aşkın sürenin ardından, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında demokratik cumhuriyeti daha fazla düşünmek, konuşmak ve tartışmak gerekiyor. Aynı acıları tekrar tekrar yaşamamak için…

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Hacıbektaş Dergâhı’nın tasfiyesi ve devlet aklı

    11 Şubat 2026

    Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

    6 Şubat 2026

    6 Şubat: Rant, beton, yıkım

    6 Şubat 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Siyasi Haber

    Hacıbektaş Dergâhı’nın tasfiyesi ve devlet aklı

    Zeynel A. Göçer

    Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

    Mehmet Murat Yıldırım

    6 Şubat: Rant, beton, yıkım

    Remzi Altunpolat

    İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Akif Kurtuluş

    Türkiye “normali” ve Amedspor

    Siyasi Haber

    Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

    Kansu Yıldırım

    Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

    Siyasi Haber

    Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Divriği OYAK Maden Direnişi 78. Gününde: “Ya hepimiz ya hiçbirimiz”

    10 Şubat 2026

    Trabzon’da ŞOK depo işçilerine Kod 49 kıskacı: İş bırakmanın 5’inci gününde 30 işçi işten atıldı

    9 Şubat 2026

    Migros depo işçilerine Aydın ve Ankara’dan dayanışma: “Zafer direnen emekçinin olacak”

    9 Şubat 2026
    KADIN

    Güney Kore’de “Konfor Kadınları”ndan ABD Ordusuna karşı yarım asırlık hesaplaşma

    10 Şubat 2026

    Nebahat Yükçü’nün katiline ağırlaştırılmış müebbet

    5 Şubat 2026

    Afganistan’da kadınlara yönelik baskılar derinleşiyor: Taliban’ın ceza tüzüğüne ve eğitim yasağına sert tepki

    3 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.