Bugün 17 Aralık Seks İşçilerine Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. Seks işçileri, dünyanın hiçbir yerinde iş ve can güvenliğine sahip değil.
Seks işçilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek, karşı karşıya kaldığı şiddet, ayrımcılık ve nefret suçlarına tepki vermek amacıyla yıl içinde çeşitli günlerde etkinlikler düzenlenmekte.
Bunlardan biri, Green River adlı katilin, “Öldürebildiğim kadar çoğunu öldürmek istedim. Kayıp olarak belki de hiç bildirilmeyeceklerini biliyordum,” dediği ve soruşturması derinleştirildiğinde çoğunluğu seks işçisi olan 48 kadını öldürdüğünün ortaya çıkması sonucunda hüküm giydiği tarih olan 17 Aralık, “Dünya Seks İşçilerine Yönelik Şiddetle Mücadele Günü.”
İkincisi, 1975 yılında Lyon’da yüzün üzerinde seks işçisinin insanlık dışı çalışma koşullarına dikkat çekmek üzere örgütlenmesinden beri “onur günü” olarak kutlanan 2 Haziran Dünya Seks İşçileri Günü.
Üçüncüsü ise 2001 yılında Hindistan’ın Kalküta şehrinde düzenlenen seks işçileri festivali için 25 bin seks işçisinin toplanmasıyla sahiplenilen 3 Mart Dünya Seks İşçilerinin Hakları Günü.
Bugün 17 Aralık Seks İşçilerine Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. Seks işçileri, dünyanın hiçbir yerinde iş ve can güvenliğine sahip değil.
Damgalanma, ötekileştirme, toplumsal dışlanma, ayrımcılık, şiddet ve cinayetler, seks işçilerinin yaşadıkları en büyük sorunlar arasında yer alırken, alınması gereken önlemlerin hiçbiri alınmıyor. Seks işçileri ölüme terk ediliyor.
Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği avukatlarından Evrim Demirtaş, seks işçilerinin en çok damgalanan ve ayrımcılığa uğrayan meslek gruplarından olduğunu söylüyor: “Seks işçiliği en çok damgalanan ve ayrımcılığa uğrayan mesleklerden biri. Dünyanın çoğu yerinde, düzenlemeler ve politikalar seks işçilerine karşı çalışıyor. İnsan hakları ihlallerinden dolayı seks işçileri müşterileri, toplum üyeleri, aileleri ve hatta polis tarafından istismar, şiddet, damgalama ve ayrımcılığa maruz kalıyor. Yaşadıkları damgalanma, istismar ve şiddetten sorumlu tutulmaktadırlar. Seks işçilerini sözde kurtarmak için iyi niyetlerle bazı girişimlerde bulunuluyor. Ancak, seks işçilerini maruz kaldıkları şiddet nedeniyle suçlamak veya seks işçilerini sözde kurtarmak yerine, onları destekleyen politikalara ihtiyaç duyuluyor.”
Seks işçilerinin öne çıkan sorunları
Seks işçileri sokakta polisin kötü muamelesine ve işkencesine maruz kalıyor, keyfi para cezaları ile daha çok sokağa ve şiddetin göbeğine itiliyor. Polis çeteleri seks işçilerinin üzerine salıyor.
Seks işçilerinin evleri basılıyor ve kapatılıyor. Seks işçisi kadınlar sokakta çalışmaya itilirken, müşteri, polis ve çete şiddetinin kucağında her türlü şiddeti tecrübe ediyor.
Neredeyse her gün “fuhuş operasyonları” yapılıyor, seks işçisi kadınlar medyada deşifre ediliyor, zorunlu HIV testlerine maruz bırakılıyor. Yetmezmiş gibi haklarında açılan davalarla linç ediliyor.
Her yıl birçok seks işçisi müşterileri, çeteler veya partnerleri tarafından öldürülüyor; failleri ya yakalanmıyor ya da çeşitli bahanelerle cezalarında indirime gidiliyor veya serbest bırakılıyor.
Genelevler kapatılıyor, seks işçisi kadınlar sokakta son derece güvenliksiz ve riskli ortamlarda her türlü korumadan yoksun şekilde çalışmak zorunda kalıyor. Genelevlerin kapatılmasıyla çalışma mekanları ellerinden alınan seks işçisi kadınlar güvencesizliğe ve yoksulluğa itilerek ekonomik şiddetin mağduru oluyor.
Seks işçilerini suçlu haline getiren yasa ve politikalar, seks işçilerini “namussuz”, “ahlaksız”, “düşmüş” ve “toplumsal değerlere aykırı” gösteriyor; bu durum da seks işçilerine yönelik toplumsal nefreti körüklüyor.
Yazılı ve görsel medya, seks işçiliğini olumsuzlayarak ve polisin kendilerine verdiği bilgiler ışığında taraflı haber yaparak, seks işçilerini bir kat daha mağdur ediyor.
Yaşlı, HIV+, hasta, evsiz, yoksul, engelli ve benzeri kırılgan gruplardan seks işçileri, bütün yaşanan hak ihlallerine ek olarak kendi özel durumları sebebiyle şiddeti ayrıca tecrübe ediyor.
Alınması gereken önlemler
Hükümet genelevlerin kapatılmasına son vermeli.
Kabahatler Kanunu’nu gerekçe göstererek yazılan keyfi cezaları durdurmalı; polisin seks işçilerine uyguladığı kötü muamele ve işkence vakalarını titizlikle soruşturmalı ve failleri cezalandırmalı.
Seks işçisi cinayetlerinin faillerinin cezalarında indirime gidilmemeli ve etkin soruşturma yürütülmeli.
Fuhuşu bitirmek iddiasıyla kadın seks işçilerine yönelik bir linç uygulamasına dönüşen “fuhuş operasyonları”na son verilmeli; seks işçiliği bir meslek olarak tanınmalı ve seks işçilerine yönelik her türlü aşağılayıcı ve ayrımcı uygulamaya son verilmelidir.
Seks işçilerine yönelik fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddete son verilmeli. Seks işçilerinin insan haklarının insan hakları olduğunun bilincine varılmalıdır.
Cinsel sağlık ve üreme sağlığı da dahil olmak üzere seks işçileri için sağlık ve sosyal hizmetlere eşit erişimi sağlanmalı.
Kolluk güçlerine ve emniyet yetkililerine yönelik hassasiyet eğitimleri düzenlenmeli ve seks işçiliği ile ilgili ceza sistemi düzenlenmeli.
HIV ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ile ilgili test ve tedavi için sağlık programlarına erişim sağlanmalı.