Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Türkiye “normali” ve Amedspor

    10 Şubat 2026

    Modern Kürtçe alfabenin Türkiye’deki öncüsü Mehmet Emin Bozarslan yaşamını yitirdi

    9 Şubat 2026

    Trabzon’da ŞOK depo işçilerine Kod 49 kıskacı: İş bırakmanın 5’inci gününde 30 işçi işten atıldı

    9 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

      6 Şubat 2026

      6 Şubat: Rant, beton, yıkım

      6 Şubat 2026

      İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

      6 Şubat 2026

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 2 / Emperyalist hiyerarşinin değişken karakteri

      5 Şubat 2026

      Kürtler için garanti mi, sessiz tasfiye mi?

      30 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Türkiye “normali” ve Amedspor

      10 Şubat 2026

      Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

      9 Şubat 2026

      Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

      8 Şubat 2026

      Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

      4 Şubat 2026

      ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

      1 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Neden, niçin, nasıl Halep?

    Neden, niçin, nasıl Halep?

    Siyasi Haber14 Aralık 2016
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    SEÇTİKLERİMİZ- Mehmet Serim’in Yakın Doğu Haber’deki yazısı: Neden, niçin, nasıl Halep?

    Halep’in Suriye için önemini anlatmak için Ankara – İstanbul örneği verilebilir. Şam idari kenttir ancak Halep Suriye’nin kalbidir.


    Kültür ve turizm kenti olmasının yanında Halep Suriye’nin ekonomi ve ticaret merkeziydi. Talan edilip bir kısmı Türkiye’ye taşınan sanayi kompleksinin yanı sıra Ortadoğu’nun en büyük kanser araştırma hastanesi gibi önemli araştırma merkezlerini de barındırıyordu.


    Üniversiteleri, hastaneleri, sinemaları, burjuvazisi, çevresi ile birlikte yaklaşık 5 milyonluk nüfusu ile Halep Suriye’nin lokomotifiydi.


    Arapların, Kürtlerin, Ermenilerin, Türkmenlerin; Müslümanların, Hıristiyanların barış içinde yaşadığı bir kültür kentiydi.


    Neden Halep?


    Kriz sonrası Halep merkez uzun bir süre önemli bir gösteri ya da olaya sahne olmadı.


    Esad’ın stratejisi Halep ve Şam’ı bu savaşın içine sokmamaktı. Şam birkaç güvenlik çemberi ile korumaya alınmıştı. Halep’te ise halkın çoğunluğu ve özellikle burjuvazi Esad’ın yanındaydı.


    Ancak her şey 2012’de değişti. Suriye’de savaşı destekleyen devletler sembolik önemi büyük olan Halep’i isyan dalgasının içine katmak için dönemin istihbarat sorumlusunu satın aldılar ve yangın Halep’e de sıçradı.


    Halep terör örgütlerinin de “cezalandırmak istediği” bir yerdi; çünkü onlara göre, “devrime” katılmamakla ihanet etmişti.


    Öncesinde Cisr Şuğur’da yaşanan bir olay çok çarpıcıdır: 120 askerin katledildiği Haziran 2011’deki katliamda Halepli iki kadın öğretmen ve yanlarında bulunan 9 yaşındaki bir kıza tecavüz edilmiş ve cesetleri köprüden Cisr Şuğur’un ortasından geçen Asi nehrine atılmıştı. Köprünün hemen yanı başında bulunan elektrik panosunun duvarına ise “Haleplileri dışlayın” yazılarak Haleplilere mesaj gönderilmişti!


    Şam “içeride” kaldığı için korunabilmişti; ancak Halep sınırdaydı ve Esad’a karşı savaşan AKP’nin iktidar olduğu Türkiye’ye komşuydu.


    Bu nedenle Halep’in yabancı güçlerce işgal edilmesi çok da zor olmadı. İsyana katılmayan Haleplilere “ceza” işgal ile verildi.


    Önce kırsalda başlatılan saldırılar bir süre sonra kent merkezine ulaştı ve Halep 2012 ortalarından bu yana cehennemi yaşamaya başladı.


    Şam ile birlikte dünyanın en eski devamlı yerleşimlerinden biri sayılan Halep bugün harap halde. Ortadoğu’nun en modern sanayi tesisleri talan edildi ve bunların bir kısmı Türkiye’ye taşındı. Öyle ki Türkiye’de kendi fabrikasına, makinelerine özel parça siparişi verenler bile vardı.


    Terör çetelerinin zararı bununla sınırlı kalmadı elbette. Ortadoğu’nun en büyük kanser araştırma hastanesi olan el-Kindi Hastanesi de dahil birçok kamu binası harap edildi.


    Okullar, hastaneler, üniversite binaları, öğrenci yurtları; tarihi çarşılar, semtler; dünyanın en nadide tarihi eserlerinden biri olan Halep kalesi vandalların saldırılarından nasibini aldı.


    Ama en önemlisi Halep’in sosyal dokusu bozuldu. Halep Müslümanı, Hıristiyanı, Ermenisi, Arabı, Kürdü ile çok zengin bir kültürel yapıya ve insani birikime sahipti.


    Binlerce kişi saldırılar sonucu hayatını kaybetti. Yüz binlercesi yıllarca emek sarf edip kazandığı bütün varlıklarını terk edip devlet kontrolündeki diğer semtlere, şehirlere ya da başka ülkelere göçtü.


    Halep’e yaklaşık bir yıl buçuk önce gittiğimizde gördüğümüz manzara korkunçtu. Evlerini mahallelerini terk etmek zorunda kalan binlerce insan öğrenci yurtlarına yerleştirilmiş ve her aile bir odaya tıkılmak zorunda kalmıştı.


    Halep niçin hiçbir zaman düşmedi?


    Saldırgan ülkelerin Halep için hesapları büyüktü. Eğer Halep düşseydi hemen ardından Şam düşmeyebilirdi belki; ama Esad’a bir daha belini doğrultamayacağı bir darbe vurulmuş olurdu.


    Diğer yandan nasıl ki Dera için Ürdün ve İsrail’in; Humus için de Katar emirinin hesapları varsa Halep için de Türkiye’nin hesapları vardı. Tabii Kürt faktörü, Halep’in zorla savaşa sokulmasına karşı olan halk çoğunluğu gibi faktörler ile devletin neye mal olursa olsun Halep’i vermeme kararlılığı hesaba katılmamıştı.


    Ancak devletin yapabileceği çok şey de yoktu. Onlarca cepheye dağılmış Suriye ordusu bu nedenle Halep’te saldırı yerine son bir yıla kadar savunma pozisyonunda kaldı.


    Uzun erimli bir savaşta mümkün olan en az enerji ile Halep elde tutulmaya çalışıldı.


    Ama Halep’in bugüne kadar tamamen ithal cihatçı katillerin eline geçmemesinin en önemli sebebi halktır. Eğer Halep halkının çoğu yönetimin yanında yer almasaydı Halep çoktan düşerdi.


    Ancak zaman içerisinde halk harekete geçti ve sivil savunma oluşturuldu, bir kısmı ise devlet kontrolündeki semtlere ya da başka illere göçtü; yani yönetime karşı savaşmadı.


    Bugün gelinen noktada Halep merkezin kabaca yarısı cihatçı çetelerin elindeydi. Ancak hem geçen yıl, hem son aylarda Suriye ordusunun sağladığı ilerlemeler ile bu oran değişti ve şimdi Halep merkezin neredeyse tamamı Suriye ordusu, Hizbullah ve Rusya tarafından çetelerden kurtarıldı.


    Halep’te sanayi kenti şehrin kuzey doğusunda, havalimanı ise güney doğusunda yer alıyor. Bu iki önemli nokta daha önce ele geçirilmişti.


    Doğuda İŞİD unsurları var. Bu bölgelerden Rakka ve Deyrezzor’a uzanan kuzeyden güneye doğru doğu kırsalında İŞİD hakim.


    Şehrin Batı tarafı ise İdlib ve kırsalından başlayarak Nusra başta olmak üzere diğer grupların elindeydi.


    Bu bölge aynı zamanda Türkiye üzerinden geçen teröristler ve bu teröristlere ulaştırılan lojistiğin güzergahlarını da barındırıyordu.


    İşte bu nedenle Halep’in Suriye ordusu tarafından geri alınması çok önemli.


    Kırsalda ise durum aynı değil. Halep’in batısı tamamen Nusra ve onunla hareket eden örgütlerin elinde. Öyle ki bu alan İdlib ve kırsalı ile güneyde ve batıda Lazkiye dağlık bölgesini de kapsıyor.


    Diğer yandan Nusra’nın kuzeyde Azez’in doğusundan Türkiye sınırına kadar hakim olduğu koridor TSK’nın Fırat Kalkanı operasyonu ile daha da genişledi. Ve El Bab başta olmak üzere o bölgede Türkiye’nin, Suriye’nin ve YPG’nin hakimiyet mücadelesi sürüyor.


    Bundan sonrası


    Halep’in teröristlerden kurtarılması bugüne kadarki en önemli gelişmelerden biri ve savaşın niteliğini değiştirecek gibi. Ancak öldürücü darbe olsa da kısa vadede tek başına yeterli bir hamle değil.


    Suriye genelinde ordunun önünde İdlib, Rakka, Deyrezzor, Dera, Humus kırsalı ve Hama kırsalı gibi hedefler var.


    Nitekim İŞİD, Humus kırsalında Palmyra’ya tekrar saldırdı. Son aylarda Musul’da da yediği darbenin etkisiyle de zayıflayan örgütün kendini toparlayabilmesi ve Palmyra’ya güçlü bir şekilde saldırabilmesi İran’a yaptırımların uzatılmasının onaylanmasından sonra ABD ve Obama’nın Trump’a ve bölge barışına son sabotajı olsa gerek.


    Diğer yandan İŞİD, Rakka, Deyrezzor merkezleri ile Humus ve hatta küçük de olsa Dera kırsalına uzanan bir bölgede varlığını sürdürüyor.


    Halep’i kim Harap etti?


    Halep daha önce de dünya medyasının gündemine getiriliyordu. Suriye ordusu ve müttefikleri ne zaman ilerleme kaydetmeye başlasa dünya medyasında “son hastane de bombalandı, siviller öldürülüyor, Halep ölüyor, Esad ve Rusya bombalıyor” gibi haberler artıyor.


    Peki gerçekten kim ve ne için, nereleri bombalıyor? Özetlemeye çalışalım:


    Halep’in bugün harap olmasında, halkının katledilmesinde, kadınların, çocukların öldürülmesinde, camilerin, kiliselerin, tarihi çarşıların yakılıp yıkılmasında ilk ve en büyük sorumlu kim ya da kimler?


    Bu soru çok önemli. Çünkü cevabı özellikle bugünlerde artan “Esad, Rusya, Şiiler, Hizbullah, İran” değil. Doğru cevap kısaca şudur:


    Halep, 2012’den bu yana şehri ele geçiren terör makineleri tarafından yakılıp yıkılmıştır.


    Hastaneler, okullar, devlet binaları bu örgütler tarafından karargaha dönüştürülmüş veya örgüt elemanlarının ihtiyaçları için kullanılmaya başlanmıştır. Bu nedenle bu örgütler tarafından kullanılan hastaneler hastane değil, okullar okul değil, camiler ibadet yeri değil; silah deposu ya da saldırı merkezi olarak kullanılmıştır. Ve bu nedenle bu mekanlar Halep halkının mekanı olmaktan çıkıp başka ülkelerden gelenler de dahil olmak üzere yabancı teröristlerin eline esir düşmüştür.


    Evet bu mekanların bazılarının ordu ya da Rusya tarafından bombalandığı, bazı sivillerin de hayatını kaybettiği doğrudur.


    Bir an için şöyle düşünelim: Paris’te bir hastane ya da New York’ta bir üniversite binası veya Gaziantep’te bir kamu binası teröristlerin eline geçse bu şehirlerin bulunduğu ülkelerin yönetimleri ne yapar? Konya’nın tamamen el-Kaide’nin eline geçtiğini düşünün. TSK ne yapar bu durumda? Şehre gül mü atar?


    Suriye ordusunun yaptığı da budur. Elbette sivillerin ölmesi tasvip edilecek bir durum değil. Ama bu sivillerin ölmesinin ilk nedeni bu sivilleri orada zorla tutan ve canlı kalkan olarak kullanan örgütlerdir. Onlara göre oradaki örgütlere hizmet ederken ölen kadınlar ve çocuklar cennete gidecektir çünkü.


    Nedense kendileri cennete gitmek için acele etmeyen; ama başkalarını cennete göndermek için aceleci davranan militanlar binlerce kişiyi ellerinde rehin tuttu, canlı kalkan olarak kullandı. Bombardımanlar sırasında ölen sivillerin vebali bu militanların ve onları destekleyen ülkelerindir.


    Batı dünyası Esad’ı zayıflatmak için her şeyi ama her şeyi mübah saydığı için Suriye halkının hepsini bile feda edebilir. Halep’i yakıp yıkmalarının nedeni budur.


    Diğer yandan medya yalanlarının aksine Halep’te halen onlarca hastane devlet kontrolündeki bölgelerde on binlerce kişiye hizmet veriyor, 60 bin öğrencisi bulunan üniversite normal programını uygulamayı sürdürüyor. Devlet daireleri çalışıyor, camiler, kiliseler açık. Müslümanlar da Hıristiyanlar da ibadetlerini yerine getirebiliyor.


    Son operasyonların ardından şehrin neredeyse tamamen kurtarılmasından sonra yıllardır susuz kalan Halep halkı suya kavuştu. Bu en önemli nimeti bile kesmişti terör örgütleri.


    Dünyanın her yerinden insanı yardım adı altında gönderilen koliler bu örgütlerin depolarından çıktı.


    Halep halkının özgürleştiğinde askerlere doğru sevinçle koşması aslında her şeyin özeti.


    Bu savaş eninde sonunda Suriye ve müttefiklerinin zaferi ile bitecek. Bunun önüne geçilebilmesi imkansız. Ancak bu zaman alacak. Çünkü yukarıda bahsettiğimiz cepheler duruyor. Ve Suriye’de kaybeden ülkeler vuruşarak çekilmeyi tercih ediyorlar.


    Teröristlerin kontrolündeki bölgeden kurtarılan bir Haleplinin anlattıkları


     


     



    (Facebook mobilden giren ziyaretçilerimiz, sağ üstteki 'paylaş' sekmesinden 'Tarayıcıda Aç' seçeneğine tıklayarak videoyu izleyebilirler.)

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Türkiye “normali” ve Amedspor

    10 Şubat 2026

    Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

    9 Şubat 2026

    Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

    8 Şubat 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Zeynel A. Göçer

    Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

    Mehmet Murat Yıldırım

    6 Şubat: Rant, beton, yıkım

    Remzi Altunpolat

    İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

    Siyasi Haber

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 2 / Emperyalist hiyerarşinin değişken karakteri

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Akif Kurtuluş

    Türkiye “normali” ve Amedspor

    Siyasi Haber

    Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

    Kansu Yıldırım

    Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

    Siyasi Haber

    Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Trabzon’da ŞOK depo işçilerine Kod 49 kıskacı: İş bırakmanın 5’inci gününde 30 işçi işten atıldı

    9 Şubat 2026

    Migros depo işçilerine Aydın ve Ankara’dan dayanışma: “Zafer direnen emekçinin olacak”

    9 Şubat 2026

    İSİG: Ocak ayında en az 146 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

    8 Şubat 2026
    KADIN

    Nebahat Yükçü’nün katiline ağırlaştırılmış müebbet

    5 Şubat 2026

    Afganistan’da kadınlara yönelik baskılar derinleşiyor: Taliban’ın ceza tüzüğüne ve eğitim yasağına sert tepki

    3 Şubat 2026

    Kadına yönelik şiddet ve tacize karşı ILO 190 Birleşik Metal-İş ile MESS arasındaki toplu sözleşmeye girdi

    2 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.