Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Demirtaş’tan yeni yazı: Siyasi liderlere ortak zemin çağrısı

    24 Haziran 2026

    PTT taşeron işçileri iş bıraktı: Kadro ve insanca çalışma talebi yükseliyor

    24 Haziran 2026

    DEM Parti’den 12’nci Yargı Paketi eleştirisi: “Toplumun beklediği barış yasaları hâlâ masada yok”

    24 Haziran 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Türkiye İşçi Partisi’nin enternasyonalizm sorunu: Devletçilik, milliyetçilik ve tarihle yüzleşememek

      23 Haziran 2026

      Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

      18 Haziran 2026

      Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

      18 Haziran 2026

      CHP’nin ötesi

      16 Haziran 2026

      15-16 Haziran direnişinin güncelliğini yitirmeyen anlamı

      15 Haziran 2026
    • Seçtiklerimiz

      2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

      22 Haziran 2026

      Emeklilerin birliği ve dayanışması!

      22 Haziran 2026

      Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

      20 Haziran 2026

      CHP krizi ve rejimin dönüşümü: Dört olasılık

      18 Haziran 2026

      En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz

      18 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

      17 Haziran 2026

      ESU eski Başkanı Fehmi Tony Vergili: “Türkiye Sayfo ile yüzleşmeli, bu adım ülkenin geleceğine yapılacak bir yatırımdır”

      15 Haziran 2026

      “Avrupa savaşa hazırlanıyor”

      28 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » görecek günler var daha

    görecek günler var daha

    AYŞE DÜZKAN Yeni Yaşam için yazdı: proleter devrimler çağı olarak tanımlanan 20. yüzyılda bu hedefle yola çıkmış tek bir ülke var; sscb. diğerleri şu veya bu şekilde emperyalizme -ikinci dünya savaşında işgale- ve sömürgeciliğe karşı mücadele etmek üzere harekete geçti ama hem sscb etrafında oluşan güç merkezi hem de sosyalist düşüncenin ideolojik hegemonyasıyla üretim araçlarının mülkiyetini de değiştiren devrimler doğurdu.
    Ayşe Düzkan3 Mart 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    başta anlatacaklarım bu mecranın okurları için yeni değil, o yüzden sabır gösterip yazının sonuna gelen herkese şimdiden teşekkürler. ulusal kurtuluş mücadeleleri tarihin en önemli dinamiklerinden biri. nitekim proleter devrimler çağı olarak tanımlanan 20. yüzyılda bu hedefle yola çıkmış tek bir ülke var; sscb. diğerleri şu veya bu şekilde emperyalizme -ikinci dünya savaşında işgale- ve sömürgeciliğe karşı mücadele etmek üzere harekete geçti ama hem sscb etrafında oluşan güç merkezi hem de sosyalist düşüncenin ideolojik hegemonyasıyla üretim araçlarının mülkiyetini de değiştiren devrimler doğurdu. yani koşullar ideolojik tercihlerden daha belirleyici oldu.

    pkk de o dönemin ruhu içinde kurulmuş bir yapı. silaha sarılmak şart mıydı diyenler için hatırlatıyorum. yakın tarihteki ilk hareket de değil, bölgede hemen öncesinde birçok örgütlenme, mücadele var. nitekim 1980 darbesi geldiğinde mehdi zana diyarbakır belediye başkanıydı. o mücadele zulmüyle ünlü diyarbakır cezaevi’yle karşılık buldu.

    geçen on yıllarda hareket birçok şey oluşturdu: kürt kimliğinin, diliyle, isimleriyle, müziğiyle kültürüyle görünürlüğü, tanınması, organik bir laikleşme süreci, ağırlıklı olarak kadınların özgürlüğüne dayanan modernleşme, meclisin üçüncü büyük partisi, önemli yerel yönetim deneyimleri, eşbaşkanlık sistemi, geniş bir kadın hareketi… bunların önemli bir kısmının geri döndürülmesi neredeyse imkânsız.

    diğer yandan reel sosyalist sistemin çökmesiyle birlikte “düşmansız” kalan türk faşizmi yeni düşmanını buldu. ırkçılık ve ondan daha olumlu ve masum olmayan milliyetçiliğin türlü biçimleri nefret ideolojisi olarak topluma kök saldı. evlatlarını kaybetmiş barış anneleri “başka analar ağlamasın” derken intikam çağrıları bu sebepten yükseliyor. yine bu sebeple, tam da bu ideolojinin en belirleyici taşıyıcısı olan bahçeli, bu süreci yürütmek konusunda doğru isim.

    yukarıda aktarmaya çalıştığım sürece göç eşlik etti. artık kürtçe türkiye’nin hemen her yerinde duyuluyor, kürtler türkiye’nin her yerinde yaşıyor. ama örneğin, konya’da dedeoğlu ailesinin başına gelenlerin tekrar edilmemesi sadece devlet katında bazı politikaların değişmesiyle ilgili değil.

    bugün barış talebi türkiye sınırlarının içinde olup bitene dair değil, çünkü uzun zamandır “çatışma” burada cereyan etmiyor. nitekim şehitlerin ölüm haberleri verilirken can verdikleri toprağın adı değil, katıldıkları operasyon anılıyor. diğer yandan iktidar, akp karşıtı olan ve kürt nefretiyle zehirlenmiş bir kesimi “terörle mücadele” iddiasıyla etkisizleştirebiliyor. yeni durum, hem bunu hem de türkiye’nin ırak ve suriye topraklarındaki idari ve askeri varlığının gerekçesini ortadan kaldıracak; ama özellikle son birkaç yılki performansına bakınca, iktidarın böyle “pürüz”leri dikkate alması çok muhtemel görünmüyor. meğer ki bölgedeki itiraz edemeyeceği bir “tasarım”ın sonucu olsun.

    kürtler, rojava’yı 1936 ispanya devrimi’ne benzetiyor. hem dünyanın farklı yerlerinden insanların bu mücadeleye katılması hem de marksizm dışı arayışlar bağlamında haklı bir parallellik bu. ama eğer genel olarak devrimci mücadeleden söz edeceksek, şunu da unutmamak gerek bence. türkiyeliler için de, enternasyonalizm kürt hareketiyle dayanışmaktan ibaret değil. hiç olmazsa bölgedeki diğer “ezilen halklar”ın durumunu ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmayı gerektiriyor. örneğin israil’in suriye toprağındaki işgalini genişlettiğini, askeri varlığını kalıcılaştırdığını unutmamak gerek, bence.

    diğer yandan, suriye’de, esad yönetimiyle bugünkü devletsizlik halinin başındaki htş yönetimi arasındaki farklar demokrasiye dair değil. bu fark esasen abd’nin desteğiyle ilgili. trump yönetiminin kürt halkı için çok değerli olan rojava’nın statüsünü koruma ihtimali çok çok yüksek. ve mevcut nesnel koşullar ve mevcut güç dengeleri içinde, eğer bir internet sitesine makale ya da bir twit dizisi yazma konforu içinde değilseniz, bunun değerini görmemek zor. ancak aynı trump yönetiminin, demokratik koşullar dediğimizde çoğumuzun aklına gelen şeyleri, örneğin son hdk operasyonunu, cezaevindeki binlerce siyasi esiri, suriye’nin yeni statüsü kadar önemseyeceği şüpheli. o yüzden, herkesin kolay olmayacağını kabul ettiği bu süreçte, bence hepimizin kürtlerin taleplerini çok net bir şekilde duymaya ihtiyacımız var ki ısrar edeceğimiz şeyler somutlaşsın.

    sonra? çok fazla hayal kırıklığı, geniş bir boşluk duygusu ama aynı zamanda epeyce de sevinç kapımızda. diğer yandan türkiye siyasal ve toplumsal bir krizden geçiyor. bu, büyük zorlukların yanı sıra dönüşüm ve bir araya gelme imkânları ve mecburiyeti ortaya çıkarıyor. bugüne kadar olması gerekip olmayanların neden olmadığını, nerede yanlış yaptığımızı, hangi yoldan ilerleyip hangi yolu açacağımızı konuşmak için bir alan ve fırsat da doğacak bence. rahat ve derin bir nefesten sonra işimize koyuluruz, diye umuyorum.

    tüm kadınların ama özellikle de gazetemize emek verip şu an cezaevinde olan kadın arkadaşlarımızın 8 mart’ını kutlarım. gelecek yıl, daha özgür, daha eşit koşullarda birlikte kutlama umuduyla.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

    22 Haziran 2026

    Emeklilerin birliği ve dayanışması!

    22 Haziran 2026

    Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

    20 Haziran 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Toros Korkmaz

    Türkiye İşçi Partisi’nin enternasyonalizm sorunu: Devletçilik, milliyetçilik ve tarihle yüzleşememek

    Mehmet Murat Yıldırım

    Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

    Nevzat Onaran

    Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

    Niyazi Aytaç

    CHP’nin ötesi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Murat Sevinç

    2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

    Aziz Çelik

    Emeklilerin birliği ve dayanışması!

    Ercüment Akdeniz

    Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

    Cuma Çiçek

    CHP krizi ve rejimin dönüşümü: Dört olasılık

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Öğretmenlerin açlık grevi 10’uncu gününde: “Haklarımız iade edilene kadar direneceğiz”

    24 Haziran 2026

    Platform işçileri için küresel hak adımı

    23 Haziran 2026

    Kütahya’da bina inşaatında iş cinayeti: Ölü sayısı 3’e yükseldi

    21 Haziran 2026
    KADIN

    TJA’nın Özel Batman Şifa Bakım Merkezi önündeki adalet nöbeti devam ediyor

    21 Haziran 2026

    Derya Buçan davasında ilk duruşma: Tutukluluk devam etti, aile ve kadın örgütleri “Adalet” istedi

    17 Haziran 2026

    Erkek şiddetinden kaçıp İsviçre’ye sığınan kadın ve İki çocuğuna sınır dışı tehdidi

    16 Haziran 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.