Ertuğrul Kürkçü, Abdullah Öcalan’ın son mesajını değerlendirirken, bu çağrının somut bir sonuç elde edilmesine dönük bir talep içerdiğini ifade etti. Öcalan’ın “Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir” sözlerine dikkat çeken Kürkçü, bu durumun yasal altyapının henüz oluşturulmadığının açık bir göstergesi olduğunu belirtti.
İktidarın süreci dar bir alana sıkıştırdığını savunan Kürkçü, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Öcalan, sabırla bu yolu açmanın tarihsel bir fırsat olduğunun bilinciyle hareket edilmesini ve buna hizmet etmeyen dar yaklaşımların terk edilmesini istiyor. Sorun, geniş yaklaşımın karşısında duran rejimin kendi sınırları içinde ortaya çıkıyor. Daha geniş bir uzlaşma zemini mümkünken süreç dar bir alana sıkışmış durumda.”
“Devlet zihniyeti dönüşüme ve çözüme hazır değil”
Süreç etrafında suni bir iyimserlik yaratıldığını ve abartılı beklentilerin pompalandığını ifade eden Kürkçü, devlet yapısının 50 yıldır süren çatışmalı sürecin ardından siyasal alana geçişi kabullenecek bir zihinsel dönüşüme henüz ulaşmadığını söyledi.
İktidar blokunun, ordu, emniyet ve bürokrasi kademelerinin böyle bir sürece hazırlanmadığını belirten Kürkçü, Meclis’in tatil döneminde toplantıya çağrılabileceğine dair imaların tek başına somut bir anlam taşımadığını kaydetti.
“175 Terörle Mücadele Bürosu niye kuruluyor?”
Devletin sürece ilişkin yaklaşımının Adalet Bakanlığı’nın uygulamaları üzerinden okunması gerektiğini vurgulayan Kürkçü, 175 ağır ceza mahkemesi çevresinde yeni Terörle Mücadele Büroları kurulması talimatını eleştirdi:
“Eğer silahsızlanıyorsak, silahlı çatışma sona eriyorsa, Türkiye ‘terörden arınıyorsa’ o zaman 175 Terörle Mücadele Bürosu neden kuruluyor? Kiminle mücadele edecek? Bu adımlar, silahlı yapılarla değil, politik muhalefetle terör kavramı üzerinden mücadele edilecek yeni bir döneme işaret ediyor.”
“Doğru çözüm genel aftır”
Gündeme gelen yasal düzenleme tartışmalarında sınıflandırma mantığına karşı çıkan Kürkçü, çözümün temel parametresinin genel af olduğunu söyledi:
- Çözümün Yolu: Kürkçü, kayıpların telafi edilmesi ve kalıcı barışın sağlanması için “Doğru çözüm genel aftır” ifadelerini kullandı.
- Mevcut Durum ve Müzakere: Hükümetin genel af seçeneğine uzak olduğunu belirten Kürkçü, esnemeleri ve karşılıklı adımları içeren optimal bir çözüm zemininin müzakere edilebileceğini, Öcalan’ın da bu yaklaşıma açık olduğunu aktardı.
- Kabul Edilemez Sınıflandırma: Ülkeye dönemeyecek olanlar, cezaevinde kalacaklar ve serbest bırakılacaklar şeklinde yapılacak üçlü bir ayrımın insanları sürekli “olağan şüpheli” konumunda tutacağını belirterek bu modeli reddetti.
“Milletvekili sadece müzakere etsin diye seçilmez”
DEM Parti ve toplumsal muhalefetin rolüne de değinen Kürkçü, “müzakere partisi” tartışmalarına açıklık getirdi. Seçmenin milletvekillerini sadece diyalog yürütmesi için değil, talepleri doğrultusunda mücadele etmesi için Meclis’e gönderdiğini hatırlatan Kürkçü, halkın özgürlük ve yoksullukla mücadele beklentilerine yanıt verilmesi gerektiğini vurguladı.
“Barış, savaş gibi kararlılık gerektirir”
Suriye, Irak, İran ve Türkiye ekseninde tırmanan militarist politikalara işaret eden Kürkçü; İsrail, Türkiye, İran ve Yunanistan’ın bölgesel liderlik ve nüfuz mücadelelerinin çatışmaları derinleştirdiğini kaydetti.
Kürkçü, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bütün bu bölgesel liderlik iddiaları karşısında yapılması gereken, savaş ekseninde değil, barış ekseninde bir siyasal imkan yaratmaktır. Barış da tıpkı savaş gibi terinin son damlasına kadar mücadeleyi gerektirir. Bu, yalnızca sabırla beklemek değil; aynı zamanda inat, kararlılık ve toplumsal bir dalga yaratma iradesi gerektirir.”
Röportajın tamamı:
