Haber Merkezi, (SH)
2016 yılından bu yana Edirne Cezaevi’nde tutulan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, QAD-Barış Araştırmaları Derneği tarafından kurulan “Qad-Barış Meydanı” internet sitesinde yayımlanan “Az Kaldı” başlıklı yazısında küresel gelişmelerden Kürt sorununa, çözüm sürecinden Türkiye siyasetinin geleceğine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Dünyanın yeni bir hegemonya mücadelesi döneminden geçtiğini belirten Demirtaş, yaşanan değişimlerin yalnızca uluslararası dengeleri değil Türkiye’yi ve bölgeyi de doğrudan etkilediğini ifade etti.
Küresel dönüşüm ve Türkiye
Küresel ölçekte yaşanan krizlerin kapitalizmin ve emperyalizmin doğasından kaynaklandığını belirten Demirtaş, dünyanın artık ne iki kutuplu Soğuk Savaş düzenine ne de ABD merkezli tek kutuplu sisteme benzediğini söyledi.
Önümüzdeki dönemde güç dengelerinin sürekli değişeceğini ifade eden Demirtaş, hiçbir küresel ya da bölgesel gücün uzun süreli ve sürdürülebilir bir hakimiyet kuramayacağını belirtti. Bu değişim sürecinin Türkiye açısından da önemli sonuçlar doğuracağını kaydeden Demirtaş, Türkiye’nin yalnızca değişimden etkilenen değil aynı zamanda onu yönlendirme kapasitesi artan ülkelerden biri haline geldiğini ifade etti.
Çözüm sürecine dair değerlendirme
Demirtaş, yürütülen çözüm sürecinin devlet tarafından stratejik değil daha çok taktik bir yaklaşım çerçevesinde ele alındığını savundu.
Devletin temel stratejisinin küresel ve bölgesel değişimlerden güçlenerek çıkmak olduğunu belirten Demirtaş, çözüm sürecinin de bu çerçevede şekillendiğini söyledi. Abdullah Öcalan’ın süreçte aldığı inisiyatifin önemli katkılar sunduğunu ifade eden Demirtaş, buna rağmen Kürt-Türk ilişkilerinin özellikle bölgesel ölçekte stratejik bir perspektifle yeniden ele alınmadığını dile getirdi.
Suriye ve Irak’taki Kürtlerle ilişkiler konusunda daha kapsayıcı bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Demirtaş, Kürtlerin hak ve hukukunu gözeten politikaların hem Türkiye’ye hem de bölge halklarına daha fazla kazandıracağını kaydetti.
Somut adımlar çağrısı
Mevcut sürecin en zayıf noktasının, Kürt halkına ve Türkiye toplumuna ne kazandıracağının yeterince ortaya konulmaması olduğunu belirten Demirtaş, sürecin artık somut adımlarla ilerletilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin son yıllarda bölgedeki savaş ve çatışma ortamından uzak kalmasının önemli bir kazanım olduğunu ifade eden Demirtaş, buna rağmen demokratik haklar ve özgürlükler konusunda ciddi sorunların devam ettiğini belirtti.
Kürtçe konuşan yurttaşların ve gazetecilerin karşılaştığı uygulamalara dikkat çeken Demirtaş, Kürt sorununun temel başlıklarından birinin anadil ve kimlik meselesi olduğunu vurguladı.
“Bir Kürt anne Meclis Komisyonu’nda Kürtçe konuşamadı, bir Kürt gazeteci Kürtçe yazılı çantasıyla Meclis’e alınmadı” diyen Demirtaş, bu tür uygulamaların çözüm sürecinin ruhuna zarar verdiğini ifade etti.
Kürtçe vurgusu ve Bahçeli örneği
Yazısında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de dikkat çeken bir göndermede bulunan Demirtaş, Kürtçeye yönelik ayrımcı uygulamalardan haberdar olması halinde Bahçeli’nin farklı davranacağını düşündüğünü söyledi.
Demirtaş, Kürtçe yazılı bir çantanın Meclis’e alınmaması örneği üzerinden, kardeşlik hukukunu güçlendirecek sembolik adımların büyük değişimlerin önünü açabileceğini ifade etti.
Kürtçenin yasaklanamayacağını ve korunması gereken bir dil olduğunu belirten Demirtaş, bu konuda atılacak adımların toplumdaki önyargıların ve korkuların aşılmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.
Kayyum ve tutukluluklara tepki
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki süreçte alacağı kararların belirleyici olacağını ifade eden Demirtaş, çevresinde fırsatçı ve çıkarcı çevrelerin etkisinin arttığını savundu.
Türkiye’nin yeni başlangıçlara ihtiyaç duyduğunu belirten Demirtaş, kayyum uygulamaları, siyasi baskılar ve uzun tutukluluk politikalarının terk edilmesi gerektiğini söyledi.
Demirtaş, demokratik uzlaşmanın önünü açacak adımların gecikmeden atılmasının önemine dikkat çekerek, gerilim ve kutuplaşma siyasetinin artık son bulması gerektiğini ifade etti.
Siyasetteki çürümeye eleştiri
Türkiye’de siyasetin giderek niteliksizleştiğini ve halkın gerçek sorunlarından uzaklaştığını belirten Demirtaş, mevcut siyasi atmosferi de eleştirdi.
Siyasetin koltuk hesapları ve kişisel çıkarlar etrafında şekillendiğini savunan Demirtaş, halkın yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunların geri plana itildiğini söyledi.
Muhalefet ve iktidardaki tüm siyasetçilerin dünyanın hızlı değişimi karşısında ortak çözümler üretmesi gerektiğini ifade eden Demirtaş, demokratik rekabetin ancak güçlü bir hukuk ve demokrasi zemini üzerinde anlam kazanacağını belirtti.
Erdoğan, Bahçeli ve Özel’e çağrı
Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel başta olmak üzere tüm siyasi liderlere seslenerek daha geniş ve kapsayıcı bir iş birliği zemini oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Yeni Yol Grubu dahil tüm siyasi aktörlerin olağanüstü uygulamaları ve siyasi gerilimleri sona erdirecek ortak adımlar atmasının Türkiye’nin yararına olacağını belirten Demirtaş, yeni bir toplumsal sözleşme ve demokrasi reformlarının ancak böyle bir zeminde tartışılabileceğini ifade etti.
“Artık olağanüstü uygulamaları ve olağan dışı gerilimleri bitirecek olumlu adımları karşılıklı atarak yeni bir siyaset zemini kurmanın zamanıdır” diyen Demirtaş, demokratik siyasetin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
“Biz variz, çare biziz”
Yazısını umut vurgusuyla tamamlayan Demirtaş, siyasi aktörlerin gerekli adımları atmaması durumunda toplumun kendi çözümünü yaratabilecek güce sahip olduğunu belirtti.
Umutsuzluğa yer olmadığını ifade eden Demirtaş, “Biz varız, çare biziz” diyerek toplumsal dayanışma ve ortak mücadele çağrısı yaptı.
Ezberlerin bozulduğu, demokratik diyaloğun güçlendiği bir geleceğin mümkün olduğunu belirten Demirtaş, yazısını şu sözlerle tamamladı:
“Cesaretle konuşarak, ezberleri bozarak birlikte yapacağız. Merak etmeyin. Ona da az kaldı.”
