Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Seydi Küreyş Ziyareti’ne yapılan saldırıya Alevi kurumlarından kitlesel protesto

    29 Temmuz 2026

    ILO 193 ve algoritmanın zincirleri

    29 Temmuz 2026

    Ağır hasta tutuklu Kendal Barut 5 yıldır tedavi edilmiyor: “Diğer gözünü de kaybetme riski var”

    29 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Enkazdan yerel yönetim sosyalizmine mi? Avusturya deneyimi Türkiye soluna ne söylüyor?

      28 Temmuz 2026

      Abdülhamid: Ermeniler vurulsun dediysem, katliam edilsin demedim

      27 Temmuz 2026

      Lilith ile Adem’in savaşının ‘’Binbir Gece’’si ve ‘’Binbir Gündüz’’ü

      25 Temmuz 2026

      Lozan Antlaşması’nın paradigması

      24 Temmuz 2026

      Türkiye’nin ayrıştırıcı gücü: CHP

      23 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      ILO 193 ve algoritmanın zincirleri

      29 Temmuz 2026

      “Devlet katkısı” aldatmacası!

      27 Temmuz 2026

      En zayıf olanın kudreti!

      26 Temmuz 2026

      Neden KESK ?

      25 Temmuz 2026

      SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

      20 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Bilmekle dokunmak arasında bizi yakan fark

    Bilmekle dokunmak arasında bizi yakan fark

    Siyasi Haber25 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    HATİCE ERBAY – Diğer Yazıları …

    “Ben seninle sevgilim (Cizre)
    Mutsuz ama bahtiyardım”*

    Eve her dönüş güzeldir benim için, her şeye rağmen rahatlarım iyi ki evimdeyim derim. Cizre dönüşümde bu duygu bir yana, yerde miyim gökte miyim Ankara’da mıyım bilemediğim bir eğretilik haliyle dolaşmaktayım hâlâ.

    Yakıcı güneşin eşliğinde zılgıtlarla karşılandığımız Cizre’de ilk ziyaret “Cudi Taziye Salonu”naydı. Bir yerleşim yeri düşünün ki taziye salonu var, oradaki en büyük salon burası ve kaybı olan aileler burayı doldurmuş durumda. Kocaman bir acıyı taşıyan bu insanlarla ilk karşılaşmada tek yapabildiğimiz çaresizce ve olanca gücümüzle onlara sarılmak oldu. Yavrusunun ölmüş bedenini üç gün buzdolabında saklayan Cemile’nin annesi tüm yaşadıklarına rağmen yine de barış derken, başka bir anne “polis de ölmesin asker de bizim çocuklar da” diyordu. Bir çok kadın da “direndik bedelini ödedik” diye söylüyordu.

    Barış için Kadın Girişimi’nin tam zamanında ve tam da ihtiyaç duyduğumuz şekilde yaptığı çağrı sonucu İstanbul, Ankara, Kocaeli, Trabzon, Mersin, Ayvalık’tan 150 kadın Cizre sokaklarına dağıldık; tanışmaya, acıları paylaşmaya, kucaklaşmaya. İlk gittiğimiz taziye evindeki annenin eşi çatışma seslerini merak edip evinin üçüncü katına çıktığında keskin nişancı tarafından sağ omzundan vurulmuş. Ölümcül bir yara olmamasına rağmen, keskin nişancılar hareket eden her şeye ateş açtıklarından üçüncü kata ulaşamamışlar ve birçok insan gibi o da ne yazık ki ne büyük bir acı ki kan kaybından ölmüş. “Birazdan öleceğim, içeceğim su nerde?”*

    Cizre’de 21 kaybımız var, beşi kadın 11 kayıp keskin nişancılar tarafından öldürülmüş. Yaralılar için çağırılan ambulanslara ateş açılmış, hiç bir şekilde evlere ulaşmalarına izin verilmemiş. Beyaz önlük giyerek kendini kamufle eden nişancıların ambulansla gelip yaralıları taradığını, doktorların çatışmalar başlar başlamaz hastaneyi terk ettiğini, hemşire dahil hiç bir sağlık görevlisine ulaşamadıklarını, ilaç dahi bulamadıklarını anlattılar, susarak dinledik. Yani devletin başbakanı gözlerimizin içine bakarak hiç bir sivilin öldürülmediği yalanını söylerken, dilimiz bir cümle kuramasa da biz de Cizre’nin gözlerinin içine bakıyor ve bunları görüyorduk.

    En yoğun saldırıya uğrayan Nur Mahallesi’ne ilk girdiğimizde sadece evlerin geldiği hale bile inanamadık. Mahalleye girişin iki tarafında da askeri üs bulunuyor. Mahalle halkı ani bir saldırıyla karşılaşmış, birden evlerine bombalar kurşunlar yağmaya başlamış, elektrik, telefon, internet hepsi kesilmiş. Kadınlar zılgıtlarla ve tencere tavaları vurarak gürültü yapmışlar ve bu sürede birbirlerine böylece ses vermeye çalışmışlar. Cizre’de birçok evde su depolarının bulunduğunu ve özellikle bu depoların delik deşik edildiğini, elektrik tellerinin, su borularının hedef alındığını gördük. Nur Mahallesi’nde genç bir anne günlerce susuz kaldıklarını, akan suyun çamurlu olduğunu, bir tülbentle süzerek ancak bir bardak su alabildiklerini ve bu sudan her biri birer yudum içerek ayakta kalmaya çalıştıklarını söylüyordu. O da çocuklarını üç gün boyunca aç susuz banyoda saklamış. Birçok insan gibi bu annenin küçük çocuğu da ateşlenmiş abluka sürecinde, hâlâ hastaydı ve bir sağlık hizmeti alamamıştı.

    Bu arada bu durumdan değişik boyutlarda etkilendiğini düşündüğümüz gençlerle de konuştuk. Kendilerini öyle güzel ifade ediyorlar, öyle derin tahliller yapıyorlardı ki hayranlık duymamak elde değildi. Onlar geçmişin yükünü bugünün zorluğunu ve geleceğin ağırlığını taşıyorlardı, kendilerinden öncekileri, ailelerini, çocukları düşünürken kendileri hiç akıllarına gelmiyordu. Bütün bu olumsuz ortamda fen lisesini, mühendislik bölümlerini, tıbbı kazanan genç kızlar var ama bu durum onları hiç bir şekilde sevindirmiyordu. Cizre’den ayrılıp gitmeyi bir kurtuluş olarak görmüyorlardı, tam tersine ailelerini arkadaşlarını Cizre’yi bu durumda bırakamayacaklarını söylüyorlardı. Bu ziyaretler sonrasında akşam evlere dağılırken kadınlar kapılara koşuyor, bize selam veriyor, içeri davet ediyorlardı. Biz kadınların kaldığı evler Cudi Mahallesi’ndeydi. Gençler kaldığımız evin önünde nöbet tutuyorlardı, kadınlar zılgıtlarla nasıl haberleştiklerini anlatıyorlardı. Yani zılgıt kadınlar için acının, sevincin, örgütlülüğün sesi olmuş oralarda. Bir de zafer işareti var tabii,  her yaşta ve her durumda selamlaşma ve kendini ifade etme halini almış. Zılgıt da, zafer işareti de öz savunmanın ve öz yönetimin hatta yeni yaşamın simgesi olmaya aday belki de.

    Cizre’ye giderken belirlenen tartışma konumuz, kadınlar açısından özyönetimin ne ifade ettiğiydi. Aslında Cizre’de tam olarak oturmuş bir öz yönetim olduğunu söyleyemesek de güçlü ve örgütlü bir öz savunma olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Abluka ve çatışma sırasında oluşan dayanışma ve örgütlenme, öz yönetime ciddi bir zemin oluşturmuş durumda. Kadınlar da bu noktada oldukça aktif bir rol üstlenmişler, kararlarda ortaklaşma, mahalleyi, kenti birlikte yönetme, elbette kadınların hayatları ve özgürlük mücadeleleri açısından çok büyük önem taşıyor. Her mahallede,her an bir saldırı beklentisiyle ve tedirginliğiyle yaşam sürerken, mahallelerde oluşturulan komisyonların çalışmalarına ve toplantılarına devam ettiği, kadınların buralarda görev aldığı, öz yönetimin geliştirilmesi için güçlü  bir kararlılık olduğu gözleniyordu. Devletin savaş kurallarını dahi gözetmediği direkt katliam için girdiği Cizre’de öz savunma ve öz yönetim meşru olduğu kadar, hayatta kalabilmek için de şart görünüyor. Öz savunmanın gösterdiği irade sonucunda Yasef ve Cudi Mahalleleri’ne katliamcı timlerin giremediğine şahit olduk. Katliamcıların, keskin nişancıların, tekbir getirdiğini, sakallı olduklarını ve Arapça konuştuklarını anlatıyorlardı. IŞİD korkusu evlerin içine kadar yayılmaya çalışılıyordu sanki. Halk stratejik yerlerde aşılamayacak barikatlar oluşturmuştu ve birçok sokakta hendekler kazılmıştı.

    Barış için Kadın Girişimi’nin bu ziyareti, kadınları bir araya getirmenin en iyi yolu olarak, evlerde kalmak, o günü paylaşmak anlayışıyla organize etmesi, bizim olağanüstü bir deneyim edinmemize neden oldu. Ankara’dan bu yoğun acı içinde olan evlerde nasıl kalacağımızı bize nasıl katlanacaklarını düşünerek yola çıkmıştım. Oysa ki evlerin kapısından girdiğimiz an kadınlar bizi bağırlarına bastılar ve bütün endişelerimizi o an sildiler; bize yüreklerini açtılar, içlerini döktüler. Birlikte çocuklarla oynamak, onları uyutmak, aynı sofraya oturmak orada bulunmanın hem en güzel hem de ayrılmayı en acı, en zor kılan yanı oldu. Çocuklar uyuduktan çaylar içildikten sonra, kadın kadına sohbetler aldı başını gitti. Farklı ortamlardan ve farklı deneyimlerden gelen kadınlar olsak da ortak kadınlık deneyimlerimizi paylaşmak geceleri uzattı, bizi uyutmadı. Kadınların her daim gülen yüzü, yaşlıların bilgeliği ve hüzünlü neşesi, gençlerin enerjisi, çocukların cıvıltısı, direnişin apaçık gözlerimizin önünde durması, umudumuzu güçlendirdi. Güç verme niyetiyle gittiğimiz Cizre’den büyük bir güç ve umutla döndük, bahtiyardık.

    Cizre’li kadınlarla buluştuktan ve tüm bunlardan sonra, ben artık eski ben değilim. İzlemekle, bilgi almakla, olanları okumakla, dokunmak arasındaki yakıcı farkın sonucu ben artık eski ben olamam. Bahtiyarım. Ne savaş, ne devlet, ne polis hiç bir güç bizim Cizre’deki kadınlarla buluşmamızı, paylaşımımızı, kızkardeşliğimizi engelleyemez. Kadınlara söz verdik, gördüklerimizi, onların yaşadıklarını her yerde herkese anlatacağımıza dair. Ölüme, acıya, zulme, ayrılığa şimdi daha da güçlü bir sesle; êdî bes e, êdî bes e! Barış hemen şimdi.

    *Birhan Keskin, Y’ol/metis

     

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    DFG’den katledilen gazeteciler Ferhat Tepe, Çetin Ababay ve Yahya Orhan için anma mesajı

    28 Temmuz 2026

    ÖHD’den 6 aylık cezaevi raporu: “Barış sürecine rağmen tecrit ve ayrımcılık sürüyor!”

    9 Temmuz 2026

    Murat Karayılan: “Demokratik siyaset kararımız kesin, devlet güven tesis edecek yasal adımlar atmalı”

    7 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Cemalettin Efe

    Enkazdan yerel yönetim sosyalizmine mi? Avusturya deneyimi Türkiye soluna ne söylüyor?

    Nevzat Onaran

    Abdülhamid: Ermeniler vurulsun dediysem, katliam edilsin demedim

    Asya Erdal

    Lilith ile Adem’in savaşının ‘’Binbir Gece’’si ve ‘’Binbir Gündüz’’ü

    Toros Korkmaz

    Lozan Antlaşması’nın paradigması

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Kıvanç Eliaçık

    ILO 193 ve algoritmanın zincirleri

    Aziz Çelik

    “Devlet katkısı” aldatmacası!

    Fehim Taştekin

    En zayıf olanın kudreti!

    Özgür Müftüoğlu

    Neden KESK ?

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Nestle’nin “İyilik Hareketi” işçiye kıyım oldu: Bursa’daki fabrikada 20’den fazla işçi işten çıkarıldı

    29 Temmuz 2026

    Mersin Limanı’nda 209 gündür süren direniş: “Tek talebimiz kadrolu olarak işe dönmek”

    28 Temmuz 2026

    Doruk Madencilik işçilerinden holding önünde 7/24 eylem: “Sözler tutulmadı, paramızı almadan gitmiyoruz”

    27 Temmuz 2026
    KADIN

    Afganistan Kadınlarının Özgürlük Feneri Hareketi’nden küresel çağrı: “15 Ağustos’ta sesimize ses olun”

    27 Temmuz 2026

    Adana’da 24 saatte üç kadın katledildi

    27 Temmuz 2026

    AKP iktidarında kadın hakları ve can güvenliği raporu: Binlerce kadın katledildi

    22 Temmuz 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.