Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Cumartesi Anneleri Hüseyin Toraman’ın akıbetini sordu

    24 Ekim 2026

    Basın emekçilerinden ortak ses: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

    24 Ekim 2026

    DİSK’e bağlı sendikalardan Kartal Meydanı’nda miting kararı: 29 Kasım’da yoksulluğa ve kayyımlara karşı kitlesel buluşma

    23 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

      21 Ekim 2026

      Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

      20 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 2. yazı

      19 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 1. yazı

      18 Ekim 2026

      Neşenin devrimci anlamı üzerine

      15 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Uçum kim gibi?

      21 Ekim 2026

      Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

      14 Ekim 2026

      Ucuz hammadde avı

      12 Ekim 2026

      Şimdi Che okuma zamanı

      9 Ekim 2026

      Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

      7 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Benim de Kürt arkadaşlarım, komşularım var ama…!

    Benim de Kürt arkadaşlarım, komşularım var ama…!

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    TUNCAY ŞUR

    Başlıktaki yarım kalmış cümle Türkiye’de en sık karşılaşılan “hoşgörü” kisvesine büründürülmüş ırkçı-ayrımcı söylemin çok tipik bir örneğini sunmaktadır. Kendisinden bu cümleyi duyduğumuz ortalama bir muktedir Türk yurttaş, Kürt komşusu ya da arkadaşı “hak ettiğinde”  o Kürdün evini taşlar, linç eder hatta öldürür. Muktedir Türk’ün neden bunları yaptığının cevabı ise bitmemiş cümlenin sonundaki “ama” bağlacında gizlidir.

    Ne anlama gelir bu ama? Özetle şu; benim Kürt komşum ya da arkadaşım öncelikle PKK’li değil, PKK’ye sempatiyle de yaklaşmıyor. Ülkeyi bölmek gibi bir amacı da yok. Ayrıca “köken olarak Kürt” ama sonuçta Türk ve Türkçe konuşuyor (biraz aksanlı konuşuyor olsa da). Ha kendi aile eşrafı içinde, anne babasıyla, nene dedesiyle, Kürtçe konuşuyorsa bu bizi ilgilendirmez. Yani muktedir bir Türk için Kürdün Kürtlükle ilgili bir talebi yoksa, kendi dili ve kültürünü kamusal alanda yaşamıyorsa, komşu da olabilir arkadaş da. Ancak Kürt, kamusal alanda Kürtçe konuşursa ya da Kürdi (politik ve kimliğe dayalı anlamında kullanıyorum) bir pratik sergilerse dışlanır, linç edilir ve koşullar uygunsa öldürülür. Şüphesiz bahsettiğim bu “hoşgörülü” ırkçı ayrımcılık sadece Kürtlere dönük bir pratik değildir, başlıktaki Kürt kelimesinin yerine Ermeni, Alevi, Rum… vd koyabilirsiniz rahatlıkla. Başlıktaki bu değişim yazının muhtevasını etkilemez.

    Yukarıda kısaca bahsettiğim muktedir bir Türk’ün Kürde biçtiği “kabul “ alanının dışına çıkıp kamusal alanda Kürtçe konuştuğu için bir Kürt genci (Mahir Çetin) Antalya’nın Kaş ilçesinde ırkçı ve kendini muktedir gören bir güruh tarafından öldürüldü. Bu olaydan birkaç gün sonra bazı kentlerde (Ankara, Kütahya gibi) Kürtlere dönük ölümle sonuçlanmayan ırkçı saldırılar gerçekleşti.

    Peki, nedir bu ırkçı ayrımcılık, kavram sadece etnisite fakları üzerinden mi kendini inşa eder yoksa başka alanlarla da ilişkili midir? Çok kısaca, günümüzde ırkçılık kelimenin ilk anlamındaki karşılığının (beyaz ırkın siyah ırktan üstün olması kabulüne dayanan ırk ayrımı ) ötesinde bir kapsama sahiptir. Modern ya da yeni ırkçılık sadece, kaba anlamıyla, ırk temelli bir ayrımcılığı işaret etmiyor bize, bunun ötesinde tüm dışlanma ve ötekileştirme biçimlerini kapsıyor. Bu anlamda günümüzde ırkçılık, politik, kültürel, cinsel, etnik, sınıfsal..vb birçok alanı kapsayan daha geniş bir alana yayılmış durumdadır. Irkçı ayrımcı söylem ve pratiğin yayıldığı bu geniş kapsamın tepesinde hiç şüphe yok ki devlet ve onun organik bileşenleri bulunmaktadır. Türk ulus devleti üzerinden düşünecek olursak, devlet kendini ırkçı ayrımcı bir söylem ve pratik üzerine bina etmiştir. Bu söylem, muktedir olanın Türk (Baskın Oran’ın tabiri ile LAHASÜMÜT (Laik, Hanefi, Sünni, Müslüman, Türk) AKP iktidarına kadar böyleydi en azından, şimdi baştaki Laik fazla) olduğunu, geriye kalanların ise tabi ve tali unsur olduğunu öngörür. Pratik ise öngörüyü önemli ölçüde hayata geçirmiştir, geçirmektedir cumhuriyet tarihi boyunca.

    Daha da önemlisi ırkçı ayrımcı söylem ve pratik kendini medya, siyaset, yargı, eğitim… gibi alanlarda her gün yeniden ve yeninden üretmektedir. Yazılı ver görsel medya metinleri haber ve içeriklerinde ırkçı ve ayrımcı söylemi normalleştirmekte, teşvik etmekte ya da vukuu bulan ırkçı ayrımcı pratiklere bahaneler üretmektedir. Örneğin, Suriye iç savaşından kaçan ve Türkiye’nin değişik vilayetlerine sığınmacı olarak yerleşen Suriye yurttaşlarına yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırıların medya metinlerinde “Suriyeli kavgası, Suriyeliler kavga çıkardı” gibi başlıklarla ve “”geldiklerinden beri işsizlik ve kira fiyatları arttı” gibi içeriklerle sunulması ırkçı ayrımcılığı nedenselleştirmekte ve yapılan ırkçı ayrımcı pratiklere bahaneler üretmektedir. Muktedir siyaset ırkçı ayrımcılığı siyasal bir araç olarak kullanmaktan herhangi bir beis görmemektedir maalesef. Örneğin R.T.Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde katıldığı bir TV programında “…çok af edersiniz daha çirkin bir biçimde Ermeni diyenler oldu bana…” ifadelerini kullanmıştı. Yargı, ırkçı ayrımcı söylem ve pratikler karşısında aldığı kararlarla adeta ırkçı ayrımcılığı teşvik etmektedir. Örneğin Antalya’nın Kaş ilçesinde linç edilerek öldürülen Mahir Çetin davasında sanıklardan sadece biri tutuklandı ya da Erdoğan’ın açıkça nefret suçu teşkil eden cümlesi için henüz bir yaptırım uygulayamadı. Eğitim de ise muktedir bir Türk olmak üzerine kurgulanmış, geriye kalan her etnik grup, inanç, cinsiyet ya da aidiyet ise savaşılması ve mümkünse yok edilmesi gereken olarak tanımlanmıştır. Özetle ırkçı ayrımcılık halkların ananelerinde var olan bir olgu değildir, bizatihi devlet ve devletin hizmetindeki kurumsal yapılar tarafından üretilip dolaşıma sokulur.

    Sınırları kabaca bu hatlarla çizilmiş devletin muktedir Türk yurttaşı için ise bir Kürt, Alevi, Ermeni ya da Rum ancak ve ancak sonuna “ama” bağlacı eklenerek komşu ya da arkadaş olarak kabul edilebilir. “Ama” bağlacından sonra gelen şartlara uymayan bir Kürt veya diğerleri için muktedir Türkün komşuluğu ya da arkadaşlığı Mahir Çetin’e yapılan kadardır.

    Muktedir olan Türkün ve devletin Türk olmayanı kabul etme koşullarının belirlendiği “ama” bağlacından sonraki kıstasa uymayan Kürtler yıllardır, sokakta, dağda, cezaevlerinde… katlediliyor, o kıstasa uymayan Rumlar 6-7 Eylül’de komşuluktan ve arkadaşlıktan çıkartıldı, Ermeniler zaten “temizlenmişti” kalanlar da kelle koltukta yaşıyor, Aleviler komşuları tarafından kesildi…

    Irkçı ayrımcılık salt etnisite ayrımcılığı üzerinden tanımlanamaz, başta devlet ve onun organik kurumları olmak üzere toplumsal ve bireysel tüm pratikler içinde ırkçı ayrımcılık izlerine rastlamak mümkündür. Demem o ki etnik kökenlerinden ya da deri renklerinden kaynaklı olarak bir toplumsal grubun toplama kamplarında ya da gettolarda tutulmuyor olması ortada ırkçı ayrımcılığın olmadığına işaret etmiyor.

    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bir Kürt yurttaşın Kürtçe konuştuğu için Türkçe konuşan bir güruh muktedir Türk tarafından dövülerek öldürülüyor olması bu ülkede ciddi bir ırkçı ayrımcılık sorunun varlığının en gözle görünür kanıtıdır.

    [email protected]

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Kürt edebiyatının başyapıtı Mem û Zîn dijitalde

    22 Ekim 2026

    Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde zafer: Yapı Yol-İş üyesi işçilerin direnişi 17’nci gününde kazandı

    18 Ekim 2026

    Avrupa Parlamentosu’nda Kürt Konferansı: “Abdullah Öcalan derhal serbest bırakılsın”

    14 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

    Mahsuni Gül

    Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 2. yazı

    Siyasi Haber

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 1. yazı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Uçum kim gibi?

    Volkan Yaraşır

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    Alp Altınörs

    Ucuz hammadde avı

    M. Ender Öndeş

    Şimdi Che okuma zamanı

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Basın emekçilerinden ortak ses: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

    24 Ekim 2026

    DİSK’e bağlı sendikalardan Kartal Meydanı’nda miting kararı: 29 Kasım’da yoksulluğa ve kayyımlara karşı kitlesel buluşma

    23 Ekim 2026

    Zonguldak’ta madende grizu patlaması: 3 işçi yaşamını yitirdi

    23 Ekim 2026
    KADIN

    AYM’nin süresiz nafaka iptaline kadınlardan tepki: “Haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz”

    23 Ekim 2026

    Kadınlar Fatmanur ve Hifa İkra için Taksim’de sokakta

    18 Ekim 2026

    Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel ve siber çete üyesinin uyuşturucu yazışmaları dava dosyasında!

    5 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.