Protofaşist ve yabancı düşmanı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin son kamuoyu yoklamalarında federal ölçekte birinci sıraya yerleşmesi, Almanya’da İkinci Dünya Savaşı sonrası büyük bedellerle kurulan “demokratik düzen” ve anayasal öz savunma mekanizmaları için en ciddi alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Toplumsal kutuplaşmayı, göçmen düşmanlığını ve ırkçı söylemleri tırmandırarak büyüyen AfD, artık sadece geçici bir “protesto hareketi” olmanın ötesine geçerek; özellikle doğu eyaletlerinde iktidarı gaspetmeye hazırlanan ve demokratik kurumları içeriden çürütmeyi hedefleyen tehlikeli bir odak olarak hareket ediyor.
Geleneksel partilerin erimesi aşırı sağın önünü açıyor
Aşırı sağcı dalganın ulaştığı boyutlar, demokratik merkez partilerin toplumsal zemin kaybetmesiyle daha da vahim bir hal alıyor:
- Korkutan Anket Tablosu: PolitPro’nun son anket ortalamasına göre faşizan söylemleriyle bilinen AfD yüzde 27,5 ile ilk sıraya oturmuş durumda. Nisan sonunda yayımlanan INSA araştırması da partiyi yüzde 28 ile tarihsel olarak en tehlikeli zirvesine ulaştırmış görünüyor.
- Merkez Siyaset Çöküşte: Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU) aşırı sağın gerisinde kalarak yüzde 22-23 bandına sıkışırken, Sosyal Demokratlar (SPD) yüzde 12 düzeyine gerileyerek tarihsel bir dip noktasına savruldu.
- “Yangın Duvarı” Çatırdıyor: Demokratik partilerin aşırı sağla işbirliğini reddetmek adına ördüğü “Brandmauer” (yangın duvarı), AfD’nin oyları arttıkça işlemez hale geliyor. AfD ise bu dışlanmayı hoyratça istismar edip, “tüm sistem bize karşı” diyerek mağduriyet kisvesi altında kendi propagandasını besliyor.
Doğu eyaletlerinde tehlikeli tırmanış: “Cumhuriyetin kaleleri” hedefte
AfD’nin en agresif ve pervasız gövde gösterileri, geçmişte totaliter bir rejim altında kalmış doğu eyaletlerinde yoğunlaşıyor:
- Saksonya-Anhalt’ta Faşizm Riski: Partinin Saksonya-Anhalt eyaletinde yüzde 40’ın üzerine çıkması, Almanya tarihinde ilk kez bir protofaşistin eyalet başbakanı olma felaketini gerçekçi bir senaryoya dönüştürdü.
- Devlet Aygıtını Ele Geçirme Hesapları: Kendisini muhalif bir lider değil de rejimi devralacak bir “şerif” gibi sunan AfD eyalet lideri Ulrich Siegmund, anayasal düzeni korumakla görevli istihbarat kurumlarını (BfV) açıkça hedef alıyor. AfD’nin güvenlik kurumlarını “asli görevine iade etme” adı altındaki tehditkar söylemleri, iktidara gelmeleri durumunda Nazizmin hortlamasına karşı bir siper olan demokratik savunma mekanizmalarını tamamen tasfiye edeceklerini açıkça ele veriyor.
Moskova ile karanlık ilişkiler: Gazprom ile işbirliği
AfD, Almanya’nın ulusal güvenliğini ve dış politikadaki uluslararası taahhütlerini sabote etmek pahasına Rusya’daki otokratik rejimle ilişkilerini derinleştiriyor:
- St. Petersburg’da Gizli Temaslar: Partinin dış politika sözcüsü Markus Frohnmaier’in St. Petersburg’a giderek Rus devlet tekeli Gazprom’un başkanı Aleksey Miller ve Putin’e yakın bürokratlarla masaya oturması, aşırı sağın Kremlin ile olan göbek bağını bir kez daha gözler önüne serdi.
- Enerji Şantajına Destek: Ukrayna’daki işgali ve yaptırımları hiçe sayarak Nord Stream üzerinden Rus gazı ticaretinin yeniden başlatılması çağrısını yapan AfD, Almanya içindeki ekonomik hoşnutsuzluğu ve enflasyon kaygısını arkasına alarak ülkeyi Atlantik ittifakından koparmaya ve Moskova’nın uydusu haline getirmeye çalışıyor.
Aşırı sağ barikatına karşı emekçiler ve demokrasi güçleri ayakta
AfD’nin toplumu bölmeye ve demokratik kazanımları yok etmeye yönelik hamlelerine karşı, Almanya’nın gerçek sahipleri ve ilerici dinamikleri güçlü bir direniş hattı örüyor:
- Erfurt’ta Faşizme Geçit Yok: AfD’nin temmuz başında Erfurt’ta düzenlemeyi planladığı federal kongreye karşı, kiliselerden sivil toplum örgütlerine kadar uzanan devasa bir ağ “Zusammenstehen” (Omuz Omuza) ittifakı adı altında birleşti. On binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilecek barışçıl gösterilerle, ırkçılığa karşı insan onuru savunulacak.
- İşyerlerinde Irkçılığa Karşı Sınıf Mücadelesi: IG Metall ve DGB gibi güçlü sendikalar, AfD’ye yakın paravan yapıların fabrikalarda ve işyerlerinde “sahte sendikal kanallar” açarak ekonomik kaygıları göçmen düşmanlığına tahvil etme kurnazlığını deşifre ediyor. Sendikalar; işçileri sağcı kültür savaşlarının birer piyonu yapmayı hedefleyen AfD’ye karşı istihdam güvencesi, adil ücret ve gerçek işyeri demokrasisiyle yanıt veriyor.
- Maddi Sorunlara Demokratik Çözüm: Rosa Luxemburg Vakfı gibi sol odakların analizlerinde vurgulandığı üzere, AfD’nin zehirli ideolojisinin panzehri sadece ahlaki bir dışlama olamaz. Birleşme sonrası doğu eyaletlerinde yaratılan sosyo-ekonomik adaletsizlikleri, düşük ücretleri ve küçümsenmişlik duygusunu sömüren bu yapıya karşı; konut, sağlık, ulaşım ve kamusal hizmetlerde halkçı, somut ve ikna edici çözümler üretilerek kitlelerin aşırı sağın elinden söküp alınması gerektiği belirtiliyor.
