Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    CHP “Krizi”: Neo-faşist rejimin mimarisi ve muhalefetin dizaynı

    27 Mayıs 2026

    Abdülhamid’in Kürt ve Dersim politiği

    27 Mayıs 2026

    SYKP Avrupa: “Faşizme, savaşa ve sömürüye karşı birlikte direnelim”

    26 Mayıs 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      CHP “Krizi”: Neo-faşist rejimin mimarisi ve muhalefetin dizaynı

      27 Mayıs 2026

      Abdülhamid’in Kürt ve Dersim politiği

      27 Mayıs 2026

      Titrek bir salyangozun demokrasiye inancı: Kelsen, Spinoza ve kırılganların dünyayı taşıyan sessiz direnişi

      26 Mayıs 2026

      Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

      22 Mayıs 2026

      Demokrasi, eşitlik ve halk için ortak mücadele

      22 Mayıs 2026
    • Seçtiklerimiz

      Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

      17 Mayıs 2026

      ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

      14 Mayıs 2026

      İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

      9 Mayıs 2026

      Ana akım sendikacılığın krizi!

      4 Mayıs 2026

      Madenci direnişinin gösterdikleri

      4 Mayıs 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      ‘CHP’ye operasyon yüz yıllık demokratik birikimin tasfiyesine yöneliktir’

      25 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Solun Uygur meselesiyle imtihanı – Gökcan Aydoğan

    Solun Uygur meselesiyle imtihanı – Gökcan Aydoğan

    Siyasi Haber8 Ocak 2020
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Uygur meselesine dair sol içerisinde iki temel sorunlu yaklaşım var. İlki, tipik batılı liberal ya da muhafazakâr bakış açısıyla örtüşen Çin’deki “komünist tiranlığın” Uygur halkına her türlü zalimliği yaptığı, diğeri ise meseleye dair ortalıkta dolaşan korkunç suçlamaların hepsinin komünizme saldırmak için uydurulan kara propagandanın parçası olduğunu söyleyen yaklaşım. Öncelikle şunu söyleyelim: İlk yaklaşım “batı demokrasisinin” sömürgeciliğini ve sömürgelerde işlediği kanlı suçlarının görmezden gelinmesiyle Çin meselesinde yanyana düşerken, ikincisi ise devrimci olarak yola çıkan bazılarının komünizme laf ettirmemek adına her türlü yanlışın gerekli olduğuna dair bir sebep, bir keramet bulan ve “komünizm softalarına” dönüşenlerle ağız birliği yapıyor.


    Çin’i eleştirmek ve kapitalist blokun kendi çıkar savaşında ürettiği propaganda gemisine binmek nasıl başka şeyler ise, komünizmi savunmak ve ‘kendine komünist diyen bir ülke ne yapıyorsa doğrudur’ demek de başka şeylerdir.


    Sincan bölgesinde tam olarak ne olduğuna dair kimsenin fikri olmadığı kesin, keza büyük bir sansür ve kontrol mekanizması işletiliyor. Fakat bu, o bölgede ne bir zulüm mekanizması işletilmediğini ne de batı kapitalizminin anlattığı gibi hergün insanların öldürüldüğü ve organlarının dahi satıldığı bir vahşet sarmalı olduğunu gösterir. Ancak şurası kesin; anlatıldığı gibi bir durumda batı kapitalizmi bu fırsatı asla kaçırmaz, Uygur halkının kanı üzerinden çoktan Çin’le kârlı bir pazarlık masasına otururdu.


    Peki yaşananlara dair ne biliyoruz? Çin’in bir gelenek olarak sürdürdüğü (Falungong inancının takipçilerine ve Tibetlilere) ve Uygurlulara da uyguladığı bir baskı sistematiği var. Tutuklama, gözetleme ve yeniden eğitme. İktidara tehdit olarak görülenler, bir gözetleme ve tutuklama saldırısı altında tutuldukları yerlerde (kamplarda ya da hapishanelerde) resmi devlet ideolojisine uygun şekilde “eğitiliyorlar”. İdeolojik eğitim teorik derslerden, yemek alabilmek için marşlar okumaya, dayağa eşlik eden soru-cevap seanslarına kadar 12 Eylül darbesinden bizlere tanıdık bir seri fiziki-psikolojik işkenceyi içeriyor.


    Peki Çin neden Sincan bölgesine saldırıyor?


    Bunun, biri tarihsel biri güncel olmak üzere iki sebebi var. Çin’in “Uygur sorunu” 1750’lerden itibaren Çin hanedanlığının bölgeyi işgaliyle başlıyor. Daha sonralarında bir seri İslami ayaklanma iktidarı sallasa da esas olarak bir başarı sağlayamıyor. 1912’de Qing hanedanlığı asker-aydın sınıfı tarafından devrilip Çin Cumhuriyeti kurulduğunda, Uygur dili resmi dil olarak tanınıyor ve kurulan Çin hükümetinde Uygurlar için otonomi mücadelesi süreci başlıyor. Bu mücadeleye çok farklı bir motivasyonla da olsa Sovyetler Birliği’nden başka destek veren çıkmıyor. Bu dönemde bölgede hakimiyetini artırmak ve özellikle de İslam dünyasında yayılan bir devrim dalgasını başlatmak için Sovyetler, Uygur mücadelesine destek çıkıyor. Ama daha sonrasında Sovyetlerin bölgeye dair genel stratejisi, Uygurlarla gerçek bir dayanışma göstermekten daha ağır basıyor. 1930’da geniş çaplı bir isyan sonrası Kaşgar bölgesinde Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruluyor. Sovyetler Çin yönetiminden yana taraf alıp, isyanın bastırılmasına yardım ediyor. 1940’lara gelindiğinde Stalin, Sincan bölgesinin batısında bu sefer bir isyana yeşil ışık yakıyor ve Sovyet çizgisinde nispeten seküler Uygur milliyetçisi İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruluyor. Ama onun da kaderi 1949 devrimi sonrası Mao’dan otonomi sözü alması sonrası ordunun Sincan bölgesine girmesine izin vermesiyle ilkinden farklı olmuyor.


    1990’lara kadar böyle bir seri gelgitli mücadele devam ediyor. 90’ların sonlarına doğru bazı üyelerinin El Kaide’ye ve IŞİD’e de katıldığını bildiğimiz Doğu Türkistan İslam Hareketi gibi silahlı örgütlenmeler, Pekin Olimpiyatları da dahil olmak üzere bir dizi hedefe saldırı düzenliyor. Fakat Çin devletinin anlattığı ölçekte bir saldırı dalgası yok.


    Amerika’daki 11 Eylül saldırılarından sonra Çin de Amerika’nın ortaya attığı “terörle mücadele (war on terror)” doktrinini benimsiyor ve Sincan bölgesi bugün bahsi geçen şiddet-baskı sarmalının içerisine giriyor. Bugün tahmini rakamlara göre 1,5 milyonu aşkın Uygur Türkü bu kamplarda, çocuklarının çoğunluğu ise bir çeşit ev hapsinde tutuluyorlar.


    Eğer bu kadar büyük bir tehdit yoksa, Çin neden bu kadar insanı hapsetmek ve gözetlemek için bu kadar zahmete gidiyor o zaman?


    Bir Kuşak, Bir Yol projesi


    Sincan bölgesi zengin petrol ve mineral rezervlerine sahip olmasının yanı sıra, Çin’in en büyük doğalgaz üretilen bölgesi. Fakat bugünkü baskının çok daha önemli başka bir boyutu daha var: “Bir Kuşak, Bir Yol projesi”.



    Çin’in bu “çılgın projesi” dünya GSMH’nın %42’sini, dünya nüfusunun %64’ünü ve enerji kaynaklarının %74’ünü elinde bulunduran 69 ülkeyi kapsayan ulaşım, enerji ve telekomünikasyon ağlarının kurulmasını kapsıyor. Planlanan, Avrupa’da Hollanda’ya, Afrika’da Kenya’ya ve Pasifik’te Endonezya’ya kadar uzanan bir modern ipek yolu kurmak.


    Bu projenin batı ucunda Çin’den Afrika’ya, Avrupa’ya ve Rusya’ya gidecek yolların tamamı Sincan bölgesinden geçiyor ve burada birbirinden ayrılıyorlar. Yani Sincan bölgesi lojistik olarak Çin içerisindeki en önemli durak. Tabi ki, tarihin en büyük kapitalist projelerinden birine kalkışan Çin’in bölgenin Uygur ayaklanmalarıyla “istikrarsızlaşmasına” göz yumacağını düşünmek saflık olacaktır.


    Son söz, Çin’in bir sosyalist için eleştirelecek yönü saymakla bitmez. Komünist adı altında dünyanın sayılı zenginlerini yaratan vahşi bir sömürü düzenini işleten, işçi sınıfının öz-örgütlüğünün neredeyse tamanını ezip devlet güdümlü sendikalara zorla üye eden, Afrika’da günümüzün kılıfına uydurulmuş sömürgecilik çalışmaları yürüten bir Çin var karşımızda. Fakat, Çin’i eleştirmek adına Batı kapitalizminin kendi sömürü çarkı içerisinde bulunmayan rakiplerine karşı insan hakları savunusu ve toplumsal hareketlere demokratik destek adı altında yürüttüğü “yumuşak güç” savaşının kuyruğuna takılmak bambaşka bir savrulmaya sebep oluyor. Diğer bir yandan ise, Çin’e “bizim oğlan” muamelesi yaparak bayrağındaki kızıla kanıp gözümüzün önündeki gerçekliği görmemek de sosyalistlerin uzun zamandır taşıdıkları ve artık kurtulmaları gereken hastalıklarından birine işaret ediyor.


    (AVRUPAFORUM)

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Sezai Temelli: “İmralı Heyeti 24 Mayıs’ta Öcalan ile görüşecek”

    22 Mayıs 2026

    Hayır!

    20 Mayıs 2026

    Bülent Şık: “Bu karar halk sağlığının cezalandırılması anlamına geliyor”

    14 Mayıs 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Siyasi Haber

    CHP “Krizi”: Neo-faşist rejimin mimarisi ve muhalefetin dizaynı

    Nevzat Onaran

    Abdülhamid’in Kürt ve Dersim politiği

    Elif Gamze Bozo

    Titrek bir salyangozun demokrasiye inancı: Kelsen, Spinoza ve kırılganların dünyayı taşıyan sessiz direnişi

    Muhsin Dalfidan

    Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Fehim Taştekin

    Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

    Şebnem Oğuz

    ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

    Mehmet Türkmen

    İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

    Aziz Çelik

    Ana akım sendikacılığın krizi!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    MESEM’ler ve OSB’lerdeki meslek liseleri: Eğitim kurumu mu, çocuk işçi bulma kurumu mu?

    17 Mayıs 2026

    Üsküdar’da emekçilerden ara zam haykırışı: “Açlık sınırının altında yaşamayı reddediyoruz”

    17 Mayıs 2026

    Kütahya’da madenciler isyanda: Egetaş Kömür İşletmesi’nde iş bırakma eylemi

    15 Mayıs 2026
    KADIN

    Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli’ye çalışan kadınları hedef alan paylaşımı nedeniyle suç duyurusu!

    20 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026

    Kadınların sesini sahneye taşıyan “Adımı Hatırla” oyunu yoğun ilgi gördü

    18 Mayıs 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.