Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    İHD ve ÖHD’den Adana cezaevleri raporu: Tutsaklara ‘ağız içi arama’ ve tecrit baskısı

    16 Ekim 2026

    Saray’ın 2027 bütçesi faize ve silaha çalışacak: Bütçe açığı 3,8 trilyon liraya dayandı

    16 Ekim 2026

    İzmir’de dijital haber portalı Manşetiz’de sömürü ve Kod 48 kumpası: 12 gazeteci işten çıkarıldı

    16 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Neşenin devrimci anlamı üzerine

      15 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (II) Kıvılcımlı yayıncılığı ve kayıp “kitaplar”

      13 Ekim 2026

      Komün, konsey ve alternatif belediyecilik; Sosyalizmin ruhu nerede?

      12 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (I)

      10 Ekim 2026

      Avrupa sokaklarında yeni çatışma: Kentlerin öfkesi, taşranın düzeni ve radikal sağın gölgesinde solun geleceği

      10 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

      14 Ekim 2026

      Ucuz hammadde avı

      12 Ekim 2026

      Şimdi Che okuma zamanı

      9 Ekim 2026

      Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

      7 Ekim 2026

      Biraz da var olacağımıza inanmak

      3 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Kerkük’te ne oldu? Suçlu kim?

    Kerkük’te ne oldu? Suçlu kim?

    Siyasi Haber18 Ekim 2017
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    The Region: “KYB, KDP’nin daha güçlü ve daha gelişmiş bir ordunun emrindeki güçlere karşı duyarsız kaldığını iddia ederken KDP KYB’yi ihanetle suçladı. Fakat KDP’nin de son gelişmelerde kısmen sorumluluğu var. İktidarını koruma konusunda bu kadar takıntılı olmasaydı, işler muhtemelen farklı yürürdü.”

    Ağırlıklı olarak Ortadoğu’ya ilişkin haberlere yer veren, İngilizce yayın yapan internet sitesi The Region’un (theregion.org) Kerkük’teki son gelişmeleri değerlendiren yazısının çevirisini sunuyoruz.

    Pazartesi günü Irak Ordusu Kerkük’ü Kürt güçlerinin elinden bir günde aldı. Dışarıdan görünen manzara buydu.

    ABD’nin işgalden sonra kurduğu bağımsız bir örgüt olan Irak Terörle Mücadele Gücü’nün komutanlarından biri, İran’ın desteklediği milislerden oluşan Halk Seferberlik Güçleri’nin (Haşdi Şabi) komutanı Mohandes’in yanında duruyor. Gülümserken görülen bir diğer isim de Saddam’a karşı savaşırken kendisine destek veren İran Devrim Muhafızlarına hayranlığı ile bilinen, Bedir Örgütü’nün lideri Hadi Al-Amiri.

    Kerkük İl Meclisi binasından Kürt bayrağı indirilirken coşkuyla kutlama yapıyorlar. Irak bayrağı yükselirken kalabalık kendinden geçiyor.

    Arka planda büyük bir kalabalık tekbir getiriyor, sloganlar atıyor. Onlar için Irak Ordusu ve İran destekli milisler kurtuluşun habercisi ve Allah’ın iradesini yerine getiriyorlar.

    Bir Kürt muhabir, İran destekli Haşdi Şabi tarafından kafaları kesilerek bir kamyona doldurulmuş 10 Peşmerge askerinin görüntüsü ile sarsılmış. Binlerce Kürt orada güvende olacaklarını umarak ve olacaklardan endişe duyarak Erbil’e doğru ilerliyor.

    Halk kısa süre önce IŞİD’e karşı yan yana savaşan iki gücün ABD’nin askeri teçhizatını kullanarak birbiriyle çatışmasını şaşkınlıkla izliyor. Durumu “izlemek” için orada bulunan ABD güçleri taraf tutmayı reddediyor. Yalnızca, mümkün olduğunca fazla gerilla gücünü Kerkük’e gönderen PKK Kerkük’ün tarafını tutuyor. Türkiye sessizliğini bozuyor ve PKK’ye karşı Irak Hükümeti’nin yanında olma sözü vererek Bağdat’ı alkışlıyor.

    Kerkük düştü ve hiç kimse suçun kimde olduğunu bilmiyor.

    Bunu dış dünyadan bağımsız gelişen bir durum gibi görmemeyi seçiyorsak 25 Eylül’e, Kürtlerin birkaç ay önce Barzani’nin ilan ettiği, bağlayıcı olmayan bir Bağımsızlık Referandumunda oy kullandığı tarihe geri dönmemiz gerekiyor. Referandumda % 90’dan fazla Evet oyu çıktı ve diğer ülkelerin tepkisi kayıtsız kalmak veya küçümsemek oldu. İngiltere Dış İşleri Bakanı Boris Johnson, referandumun “acil öncelik olan IŞİD ile mücadelede dikkatleri dağıtacağını” savunurken Beyaz Saray ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’ten de neredeyse aynı açıklamalar geldi.  Bu açıklamalar, Kürtlerin yalnızca İslamcı teröre karşı savaş alanında faydalı birer piyon olarak görülmesi gerektiği anlamına gelen ahlaksız bir parodi olarak yorumlanabilir.

    Bu sırada Bağdat, bugün ne yaptıysa onu yapacağını söylüyordu. El-Abadi Associated Press’e yaptığı açıklamada askeri müdahalede bulunacağını, Nuri el-Maliki ise Irak’ta “ikinci bir İsrail’in kurulmasına” izin vermeyeceğini söylüyordu (ironik bir biçimde bir halkın kendi kaderini tayin hakkını tanımayarak İsrail gibi davranan Bağdat’ın ta kendisi).

    Bu bağlamda, uluslararası toplum tıpkı 1921’de İngilizler ilk Kürdistan krallığını bombaladığında, 1923’te Türkiye’yi kurmak uğruna Sevr Antlaşması hükümsüz kılındığında, 1927’de Ağrı Dağı’nda Kürtler kaderlerine terk edildiğinde ve 1947’de Qazi Muhammed Mahabad Cumhuriyeti’ni ilan ettiği için asıldığında yaptığı gibi Kürtleri yalnız bıraktı.

    Kutsal ayet daima aynıdır: “Ey Kürdistan, kendi kaderini tayin etme hakkını talep edersen toplu olarak cezalandırılırsın.” 

    Ancak bu, Kürt liderliğinin günahlarının aklanacağı anlamına gelmiyor.

    Açıkça görülüyor ki Kürdistan Demokrat Partisi Liderlik Konseyi’nden Hemen Hawarmi’nin belirttiği gibi, “bazı yetkililerin ihaneti” Kerkük’ün düşmesinde rol oynadı.

    Bağdat ile Kürt yönetimi arasında Kerkük’te yapılan absürt toplantıyı düşünün. Başka bir deyişle, KYB ile KYB’nin kurucusu ve Irak’ın cumhurbaşkanı olan Fuat Masum’un temsil ettiği KYB arasında yapılan toplantı.

    KYB’nin hem Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde hem de Bağdat yönetiminde olması takdire değer olsa da Kerkük savaşı ile uygunsuz ve tamamen absürt bir durumda kaldılar. Irak ordusu Kerkük’te ilerledikçe bu dengeyi korumaya çalışmanın sonuçları ölümcül oldu. Yıllarca KYB’yi destekleyen İran’ın Kerkük’ü işgal eden güçlere destek vermesi de davalarına hizmet etmedi.

    Şüphesiz, KDP bu durumu, kendisi de geçmişte Bağdat’la oportünist anlaşmalar imzalamış olsa da, KYB’ye karşı kullandı.

    PKK gerillaları, bazı Peşmergeler ve şehirlerine el uzatanlara karşı silahına sarılan yurttaşlar ile İran’ın desteklediği güçler arasında çatışma çıktığında KYB Peşmergesi ortadan kayboldu. Birçok Kürt kendisini ihanete uğramış hissetti ve öfkelendi. Bu durum Peşmerge’nin IŞİD’in bir dağda açlığa mahkum ettiği Yezidileri yalnız bıraktığı zamanları hatırlattı. O zaman da Peşmerge’nin zor durumda bıraktığı insanlara yardım etmek için PKK müdahale etmek zorunda kalmıştı.

    Kerkük terk edildikten sonra karşılıklı suçlamalar başladı. KYB, KDP’nin daha güçlü ve daha gelişmiş bir ordunun emrindeki güçlere karşı duyarsız kaldığını iddia ederken KDP ise KYB’yi ihanetle suçladı.

    Fakat KDP’nin de son gelişmelerde kısmen sorumluluğu var. İktidarını koruma konusunda bu kadar takıntılı olmasaydı, işler muhtemelen farklı yürürdü.

    Referandum tüm bunların ötesine geçmiş olsa da aslında olanlar büyük oranda Kürtler arasındaki bir iktidar mücadelesine dayanıyordu. 2015’te Barzani’nin yönetme yetkisi sona erdi ancak IŞİD’e karşı mücadele etmek adına iktidarda kalmaya devam etti. Protestolar yükseldi ve KDP, muhalefette yer alan Kürt Parlamentosu Başkanı’nın Erbil’e girmesini engelledi. Yasama organı o tarihten itibaren kapalı kaldı ve Barzani, yönetimi meşru olmadığı için, egemenliğini sürdürecek bir yol bulmalıydı.

    Bağımsızlık çağrısı yapan kendisi olursa arkasındaki desteği arttırabileceğini düşündü ve bağlayıcı olmayan ve doğası gereği ancak sembolik bir önemi olabilecek bir referandumda ısrarcı olarak milyonlarca Kürt’ün umutlanmasına neden oldu.

    KDP’ye muhalefet etmek Kürdistan’a muhalefet etmek olacaktı. Dolayısıyla parlamento yeniden faaliyete geçtiğinde, hem KYB hem de muhalefet durumun daha da kötüye gideceğinden korkarak gönülsüz olarak referanduma destek verdi. Durum hala daha da kötüleşebilir. 

    Ancak öyle görünüyor ki Kürt elitlerin çoğu önemli bir noktayı kaçırdı. Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme talebi bütün Kürt liderlerini aşan bir durumdur. Barzani boyundan büyük bir işe kalkıştı. Şimdi yapabileceği tek şey başkalarını suçlamak.

    Ve Kerkük… Barzani ve Abadi şehrin adını duyduklarında akıllarına “petrol” geliyor. Saddam’ın şehri zorla Araplaştırmasının nedeni tam da buydu. Kerkük şimdi Kürtler, Sünni Araplar, Türkmenler ve Hristiyanlardan oluşan karışık bir nüfusa sahip ve bu nedenle de ihtilaflı bir şehir.

    İşgalden sonra yapılan anayasanın 140. maddesinde, Erbil’deki Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Bağdat arasındaki anlaşmazlığın 2007 yılına kadar çözüleceği taahhüt edildi. Bağdat, (petrole bağlı nedenlerle) sorumluluklarını yerine getirmedi ve Barzani, Kürdistan Bağımsızlık Referandumunun sorunları bir seferde kesin olarak çözeceğini düşündü.

    Kısacası Barzani’nin niyeti tamamen halisane olmasa da Kerkük konusunda haklıydı. Ne olursa olsun bir bağımsızlık referandumu için “doğru zaman” hiçbir zaman gelmeyebilirdi. Bunun yanı sıra, Kürtlerin kendi kaderleri tayin haklarını kullanmaktan mahrum edildikleri 100 yılın ardından, Morrisey’in sözleriyle sorarsak “şimdi ne kadar yakın?”

    KDP, yalnızca bağımsızlık talebini ilan etme yarışını kazandı. Ve Bağdat kan istediğinde dünya bunu görmezden geldi. KDP iktidar için kumar oynadı ve KYB kendi gücüne ihanet etti.

    Kim suçlu? Uluslararası toplum, Bağdat ve Irak Kürt liderliği. 

    Kim suçsuz? Bağımsızlık konusunda kararsızlık yaşayanlar ve 25 Eylül’de Evet oyu veren milyonlar da dahil olmak üzere Kerkük’ün tüm halkları.

    Çeviri: SiyasiHaber

    Kaynak: http://theregion.org/article/11776-the-region-039-s-take-what-happened-in-kirkuk-and-who-is-to-blame

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    İspanya, emperyalizmin şekillendirdiği ancak halkın özlemleriyle yoğrulmuş bir Dünya Kupası’nı kazandı

    21 Temmuz 2026

    Küresel gıda ekonomisi çocukları nasıl öldürüyor?

    16 Temmuz 2026

    Sağcı popülizm neoliberalizmi öldürmedi

    11 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Şebnem Oğuz

    Neşenin devrimci anlamı üzerine

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (II) Kıvılcımlı yayıncılığı ve kayıp “kitaplar”

    Cemalettin Efe

    Komün, konsey ve alternatif belediyecilik; Sosyalizmin ruhu nerede?

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (I)

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Volkan Yaraşır

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    Alp Altınörs

    Ucuz hammadde avı

    M. Ender Öndeş

    Şimdi Che okuma zamanı

    Siyasi Haber

    Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    İzmir’de dijital haber portalı Manşetiz’de sömürü ve Kod 48 kumpası: 12 gazeteci işten çıkarıldı

    16 Ekim 2026

    Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde direniş 14’üncü gününde: “Haklarımızı alana kadar ayrılmayacağız”

    13 Ekim 2026

    Emekliler kefen fırlatarak isyan etti: “Ya geçim ya seçim”

    13 Ekim 2026
    KADIN

    Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel ve siber çete üyesinin uyuşturucu yazışmaları dava dosyasında!

    5 Ekim 2026

    Erkek şiddeti bir can daha aldı: 18 yaşındaki Gökçe Alkan, Bursa’da katledildi

    4 Ekim 2026

    DEM Parti’li erkeklerden kadın katliamlarına karşı yürüyüş: “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz”

    1 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.