Editör: Mehmet Murat Yıldırım, (SH)
5 Ağustos 2026’da TBMM Başkanlığı’na sunulan 12 maddelik teklif, PKK/KCK’nin ve bağlantılı yapıların fiili varlığını sona erdirmesi ve silahların bırakılmasının güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, bu tespitin ise Millî Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından teyit edilmesi koşuluna bağlanıyor. Teklif kapsamında belirli örgüt suçlarına ilişkin soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş cezaların belirli sürelerle ertelenmesi öngörülüyor.
“Çatışmanın değil siyasetin konuşulduğu dönemin kapısı aralanmalı”
SYKP açıklamasında, onlarca yıldır süren çatışmalı dönemin sona erdirilmesi ve silahlı mücadelenin yasal siyaset zeminine taşınmasının yalnızca Kürt halkının değil, Türkiye’de yaşayan bütün halkların, emekçilerin ve ezilenlerin ortak çıkarına olduğunu vurguladı.
Parti, bu nedenle çatışmanın yerini siyasetin aldığı yeni bir dönemin başlaması ihtimalini önemsediklerini belirterek, “çatışmanın değil siyasetin konuşulduğu bir dönemin kapısının aralanmasını” olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.
Ancak SYKP’ye göre teklif, bu olumlu yönüne rağmen ciddi eksiklikler ve belirsizlikler içeriyor.
Partinin en önemli itirazlarından biri, yasanın uygulanmasının önemli bölümünün yürütme ve güvenlik bürokrasisinin takdirine bırakılması. Teklifte silah bırakma ve örgütün fiili varlığının sona ermesine ilişkin güvenlik kurumlarının tespitinin MGK tarafından teyit edilmesinin öngörülmesi, SYKP tarafından “belirsiz ölçütlere dayanan bir veto mekanizması” olarak değerlendirildi.
SYKP, bu mekanizmanın sürecin sürüncemede bırakılması, yeni koşullar ileri sürülmesi veya uygulamanın siyasal iktidarın ihtiyaçlarına göre ertelenmesi riskini taşıdığını savundu.
“Parlamenter denetim güçlendirilmeli”
SYKP’nin açıklamasında bir diğer eleştiri ise sürecin TBMM ve toplumsal aktörlerin denetiminden uzaklaştırılması oldu.
Teklifte, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri’nden oluşan bir kurulun uygulamayı takip etmesi ve değerlendirmesi öngörülüyor. Ayrıca 17 üyeden oluşacak bir TBMM İzleme Komisyonu kurulması da düzenleniyor.
SYKP ise bu yapının yeterli parlamenter ve toplumsal denetim sağlamadığı görüşünde.
Açıklamada, “Barış ve çözüm süreçleri kapalı güvenlik mekanizmalarıyla değil, toplumsal meşruiyet ve parlamenter denetimle güç kazanabilir” denildi.
Parti, TBMM’nin yanı sıra siyasi partilerin, hukuk örgütlerinin ve toplumsal muhalefetin sürecin asli özneleri olması gerektiğini belirtti.
Soruşturma ve cezalar için erteleme mekanizması
Teklifte, kapsam dahilindeki bazı suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturmaların yanı sıra kesinleşmiş cezaların da belirli sürelerle ertelenmesi öngörülüyor. Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda beş yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda ise 10 yıllık erteleme mekanizması düzenleniyor. Erteleme süresinin suç işlenmeden tamamlanması halinde soruşturma veya kovuşturmanın düşmesi ya da cezanın infaz edilmiş sayılması öngörülüyor.
Teklifte ayrıca örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 öncesinde işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren bazı suçlar kapsam dışında bırakılıyor.
SYKP ise düzenlemenin yalnızca belirli bir kesimin hukuki durumunu ele alan bir çerçevede kalmasını eleştirerek daha geniş kapsamlı bir demokratikleşme adımı çağrısında bulundu.
“Genel siyasal af talebimizi yineliyoruz”
SYKP açıklamasında, siyasal nedenlerle cezaevinde bulunan kişilere ilişkin daha geniş bir düzenleme yapılması gerektiği de vurgulandı.
Parti, yalnızca mevcut teklif kapsamındaki kişilerle sınırlı olmayan, düşünceleri, siyasal faaliyetleri ve demokratik mücadeleleri nedeniyle cezaevinde bulunan siyasetçileri, gazetecileri, sendikacıları, akademisyenleri ve hak savunucularını da kapsayacak “genel siyasal af” talebini yineledi.
SYKP’ye göre gerçek toplumsal barışın sağlanabilmesi için seçici düzenlemeler yerine evrensel demokratikleşme adımlarının atılması gerekiyor.
Süreç, 2025’te kurulan Meclis Komisyonuyla başlamıştı
Teklif, son yıllarda yeniden gündeme gelen çatışmasızlık ve silahsızlanma sürecinin yasal zemine taşınmasına yönelik en önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te PKK’ye silah bırakma ve örgütün feshi yönünde yaptığı çağrının ardından PKK, 2025 yılında fesih ve silah bırakma kararı aldığını açıkladı. 11 Temmuz 2025’te Süleymaniye’de gerçekleştirilen sembolik silah bırakma töreninin ardından süreç TBMM zeminine taşındı.
TBMM bünyesinde 2025 yılının Ağustos ayında “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kuruldu. Komisyon aylar boyunca çalışmalar yürüttü ve 2026 yılının Şubat ayında nihai raporunu kabul etti. Komisyon tutanaklarında da silah bırakan örgüt mensuplarının toplumsal yaşama dönüşü, hukuki düzenlemeler ve toplumsal bütünleşme başlıkları üzerinde duruldu. (Türkiye Büyük Millet Meclisi)
Yeni kanun teklifinin bu sürecin yasal çerçevesini oluşturması amaçlanıyor.
SYKP: “Hedef demokratik cumhuriyet olmalı”
SYKP, teklifin yalnızca silahlı çatışmanın sona erdirilmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, sürecin Kürt sorununun kalıcı ve demokratik çözümüne doğru ilerletilmesi çağrısında bulundu.
Parti açıklamasında çözümün eşit yurttaşlık, halkların eşitliği, demokratik katılım, yerel demokrasi ile temel hak ve özgürlükler temelinde ele alınması gerektiği ifade edildi.
SYKP’ye göre bunun koşulu ise Türkiye’nin bütünlüklü biçimde demokratikleşmesi.
Açıklamanın sonunda tüm demokrasi güçlerine, emek ve barış örgütlerine, kadın hareketine, gençlere ve Türkiye’nin ezilen kesimlerine ortak mücadele çağrısı yapıldı.
SYKP, mevcut sürecin yalnızca çatışmasızlığın sağlanmasıyla sınırlı kalmaması, “demokratik cumhuriyetin, eşit yurttaşlığın, halkların kardeşliğinin ve sosyal adaletin kapısını aralayacak” daha kapsamlı bir dönüşüme evrilmesi gerektiğini savundu.
