İhbarlı ve proaktif denetimlerin patronlara ihlalleri gizleme fırsatı sunduğunu belirten Deniz İpek, 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma faciasından iki ay önce yapılan teftişte “noksan tespit edilmemiştir” raporu verildiğini hatırlattı. Türkiye’de her 100 bin çalışana yalnızca 2,8 müfettiş düştüğünü vurgulayan İpek, teftiş sayılarındaki düşüşün siyasi bir tercih olduğunu söyledi:
“Müfettişin geleceği biliniyorsa üretim yavaşlatılabilir, kayıt dışı işçiler saklanabilir. Soma’da acil alarm sistemi yoktu, maskelerin raf ömrü dolmuştu ama teftişte sorun görülmedi. ILO’nun 81 sayılı Sözleşmesi uyarınca denetimler habersiz, gece veya gündüz, üretimin gerçek temposunda yapılmalıdır. Müfettiş gittikten sonra aynı tehlikeli makinenin başına dönen işçi, bu sistemin bedelini canıyla öder.”
Kadınlarda meslek hastalığı üç kez görünmez kılınıyor
SGK verilerine göre 2025 yılında kayıt altına alınan 916 meslek hastalığından sadece 227’sinin kadın çalışanlara ait olduğunu ifade eden İpek, kadınların hafif işlerde çalıştığı algısının büyük bir yanılsama olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Tekstil, sağlık, temizlik ve hizmet sektöründe çalışan kadınların bedeninde ağır bir yük birikir. Ancak hastalık tanı süreçlerinde iş ile sağlık arasındaki bağ koparılır. Kadın işçinin hastalığı üç aşamada görünmez olur: İşyerinde ‘şikâyet’, hastanede ‘genel hastalık’, SGK’de ‘listede olmayan başka hastalık’ sayılır. Kadınların bileğinde, belinde ve ruh sağlığında biriken hasar; düşük ücretin, çifte yükün ve örgütsüzlüğün sonucudur.”
MESEM yoksul çocukları ucuz işgücüne dönüştürüyor
2025 verilerine göre 14-17 yaş grubunda bildirilen iş kazalarının yüzde 15,1 artışla 20 bin 836’ya yükseldiğini ve 22 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini hatırlatan İpek, Mesleki Eğitim Merkezleri’nin (MESEM) kamusal kaynaklarla patronlara ucuz işgücü sağladığına dikkat çekti:
“MESEM yoksulluğu ortadan kaldırmıyor, işletmeler için ucuz işgücü kaynağına dönüştürüyor. Emekçi çocuğun önüne ‘parasızlık içinde oku ya da çalışarak okumaya uğraş’ ikilemi konuluyor. Yoksul ailelerin çocuklarına erken yaşta çalışma gösterilirken zengin aile çocukları geleceğe hazırlanıyor. Bir ülkenin asli görevi çocuğu en erken yaşta işgücü piyasasına hazırlamak değil, onun çocukluğunu ve geleceğini korumaktır.”
