Çerçeve Yasa tasarısının Meclis gündemine girmesiyle Türkiye siyasetinde kritik bir eşik geride bırakıldı. Akademisyen ve Yazar Dr. Toros Korkmaz; yasa teklifinin maddelerinden öngörülen ceza/dava ertelemelerine, kurul yapılaşmasından uluslararası konjonktüre ve muhalefetin yaklaşımına kadar geniş bir yelpazede güncellenmiş analizlerini sundu.
ÇERÇEVE YASA’NIN MECLİSE GELMESİ VE GENEL İÇERİĞİ
TBMM gündemine sunulan Çerçeve Yasa tasarısının genel niteliğini ve öngördüğü düzenlemeleri değerlendiren Akademisyen ve Yazar Dr. Toros Korkmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin Kürt Sorunu’nun çözümü için hukuksal zemin oluşturacak Çerçeve Yasa nihayet meclise geldi. Bu gelen yasanın kapsamının cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yüz yılı aşkın süredir devam eden Türkiye’nin Kürt Sorunu’nun çözümüne ilişkin olmadığını sadece gerçek kalıcı bir barışın ortaya çıkması için gereken siyasal alanı açmaya yarayan bir adım olduğunu akılda tutarak metni inceleyecek olursak, Çerçeve Yasa’nın ilk maddesi ‘Terörsüz Türkiye’ kavramına referans yaparak PKK ve KCK örgütlerini terör örgütleri olarak nitelendirerek Türk devletinin klasik güvenlikçi dilini tekrar ediyor.”
YASAL DÜZENLEMELER VE SÜREÇ YÖNETİMİ
Yasanın getirdiği ceza ertelemeleri ve yönetim mekanizmalarına dair teknik detayları aktaran Dr. Korkmaz, şunları kaydetti:
“Çerçeve Yasa her ne kadar genel af içermese de 5 ile 10 yıllık ceza ve dava ertelemelerinin koşullu olarak birçok davayı düşüreceği ve cezaları infaz edilmiş sayacağını öngörüyor.”
“Yasanın belli bir sürece yayılacağı çok açık ve bu sürecin yönetimi için de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Başkanlığında sekiz üyeli bir ‘Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu’ ile TBMM bünyesinde bir ‘İzleme Kurulu’ oluşturulacak. Bu kurul cezaları infaz edilmiş sayılanlar ile davaları düşmüş olanların yeniden siyasete dönüp dönemeyeceklerini onaylayacak.”
SİYASİ ELEŞTİRİLER VE ELEŞTİREL YAKLAŞIMLARDAKİ YANILGILAR
Sürece yönelik farklı siyasi kesimlerden gelen eleştirileri ve bu yaklaşımlardaki temel yanılgıları ele alan Dr. Toros Korkmaz, şöyle konuştu:
“Radikal Türk milliyetçi çevrelerin Çerçeve Yasaya ‘vatan bölünüyor’ gerekçesiyle kategorik olarak karşı çıkışlarını bir tarafa bırakırsak, özellikle Avrupa’daki bazı Kürt milliyetçileri ile Türkiye Sosyalist Solu’nun bir bölümünün sürecin kendisine eleştirileri vardır.”
“Kürt milliyetçisi kesimler Çerçeve Yasa kapsamında Öcalan ve PKK’nın devlete teslim olduğunu ve bunun yerine bağımsız bir Kürdistan kurmak için mücadele edilmesi gerektiğini propaganda ederlerken, Türkiye Solu’nun eleştirileri ise Çerçeve Yasa süreci bağlamında süren müzakerelerin DEM Parti’yi son dönemde daha da otoriterleşerek faşist bir rejim kurma yönünde hızla ilerleyen AKP-MHP iktidar blokuna karşı mücadeleden kaçınmak yönünde olmaktadır.”
“Her iki eleştirinin de yanıldığı nokta çerçeve yasanın niteliğini ve kapsamını ya bilerek ya da bilmeyerek yanlış değerlendirmelerinden kaynaklanmaktadır.”
TARİHSEL MUHATAPLIK VE DEMOKRATİK SİYASET ALANI
Sürecin tarihsel boyutuna ve demokratik siyasete katkılarına dikkat çeken Dr. Korkmaz, şu tespitte bulundu:
“Çerçeve Yasa süreci cumhuriyet tarihinden bu yana Türk Devleti’nin Kürt siyasetini ilk defa muhatap almak zorunda kalmasından dolayı önemlidir. Çerçeve Yasa Türkiye’nin Kürt Sorunu’nu kapsamaz ancak sorunun çözümünün hukuksal çerçevesini oluşturarak demokratik siyasetin alanının açılmasını sağlayabilir.”
“Şu an işin Türkiye’de aktif siyaset yapması engellenen binlerce nitelikli kadro hem siyasi hem de devletin göz yummasıyla toplumsal anlamda yaşanan çürümeyi durdurabilir. Türkiye’nin sadece Kürt Sorunu bağlamında değil, onun da dışındaki alanlarda eşitlik ve özgürlük mücadelesine katkıda bulunabilir. Yeni kadrolar DEM Parti ve onunla beraber hareket eden Sosyalist Solun siyasi mücadele kapasitesini ciddi ölçüde arttırabilir.”
TESLİMİYET İDDİALARI VE MÜCADELENİN GELECEĞİ
Kamuoyundaki ‘teslimiyet’ tartışmalarına yanıt veren Dr. Toros Korkmaz, şunları vurguladı:
“İddia edilen teslimiyet hali ancak çerçeve yasa çıktıktan sonra yasal alanda hiçbir mücadele verilmediği zaman oluşacak bir durumdur. Halbuki gerek Abdullah Öcalan gerek Kandil’deki PKK kadroları gerekse DEM Parti çevreleri çerçeve yasa çıktıktan sonra siyasal mücadelenin daha da artması gerektiğini özellikle vurgulamaktadırlar.”
BÖLGESEL KONJONKTÜR VE DIŞ POLİTİKA ETKİSİ
Uluslararası dengeleri ve Ortadoğu’daki politik konjonktürü değerlendiren Dr. Korkmaz, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Uluslararası emperyalist güçlerin çatışmalarının şekillendirdiği Ortadoğu’nun politik konjonktürü PKK’nın silahlı mücadeleye devam etmesi halinde herhangi bir kazanımın olamayacağını ve aksine çok ciddi bedellerin ödenebileceğini göstermektedir.”
“Türk Devleti’nin son NATO toplantısında da görüldüğü üzere hem Rusya-Ukrayna Savaşı hem de ABD ve İsrail’in İran’a karşı sürdürdüğü savaş nedeniyle jeopolitik önemi artmış ve Erdoğan kendisi gibi otokratik yönetim tarzını benimsemiş ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğini almış gözükmektedir.”
“Tüm bu gelişmelerin ışığında sosyalist, sol demokrat siyasetin talebi çerçeve yasanın kapsamının mümkün olduğunca en geniş düzeyde çıkması olmalıdır.”
SOMUT TALEPLER VE ÇÖZÜMÜN ANAHTARI
Son olarak atılması gereken acil adımları özetleyen Dr. Toros Korkmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“PKK’nin kurucu önderi Abdullah Öcalan dahil tüm üst düzey yöneticilerinin ve başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere tüm siyasi mahkumların, özgürce siyaset yapabileceği koşulların sağlanması ve demokratik Kürt hareketinde örgütlü oldukları için davaları sürdürülen tüm şahısların davalarının düşürülmesi aciliyet gerektiren en somut talepler olmalıdır.”
“Çerçeve Yasa, Türkiye’nin Kürt Sorunu’nun çözümünü kilitleyen kapının kilidini açabilir. Asıl mücadele o kilit kırıldıktan sonra demokratik Kürt Hareteti’nin sınıf eksenli eşitlik ve özgürlük kavgasıyla ortaklaşmasıyla ivme kazanacaktır.”
