Hatay’ın köklü kültürel mirasını ve toplumsal dayanışmasını çeyrek asırdır yaşatan Evvel Temmuz Kültür ve Sanat Festivali, bu yıl 26. kez kapılarını açtı. Depremin fiziki ve ruhsal yıkımının gölgesinde, sınırın ötesindeki Suriye halklarıyla dayanışmayı da temel alarak gerçekleştirilen festival, yalnızca sanatsal bir etkinlik değil, halkların adalet, barış ve direniş mücadelesini haykırdığı politik bir kürsüye dönüştü. 7-17 Temmuz 2026 tarihleri arasında Samandağ sokaklarında yankılanan festival, dün gerçekleşen son paneller ve şenliklerle büyük bir coşkuya ev sahipliği yaptı. Festival, 16-17 Temmuz tarihlerinde Serinyol’da devam edecek. Festival komitesinden Tuncay Yılmaz ile depremin süregelen etkilerini, Suriye’deki acıların coğrafyadaki yansımasını ve Evvel Temmuz’un taşıdığı tarihsel misyonu konuştuk.
Festivalin nabzı: Sokaklardan sahnelere Evvel Temmuz coşkusu
Bu yıl “Doğayı, Hafızayı, Yaşamı Savunuyoruz” şiarıyla yola çıkan 26. Evvel Temmuz Kültür ve Sanat Festivali, 11 Temmuz Cumartesi günü kapılarını açarak dört gün boyunca Samandağ ilçesinde adeta açık hava şenliğine dönüştürdü. Hatay halkının depremden sonraki en büyük buluşmalarından biri olan festival, sadece konserlerle değil, çocuk atölyeleri, paneller, kadın buluşmaları ve sokak etkinlikleriyle dopdolu bir akışa sahne oldu.
Ali İsmail Korkmaz Sahnesi’nde binlerin buluşması

Festivalin en kitlesel ve coşkulu anları Samandağ sahilindeki Ali İsmail Korkmaz Sahil Festival Alanı’nda yaşandı. Festivalin açılış konserinde sahne alan Gece Yolcuları, deprem sonrası zor günler geçiren Hataylılara şarkılarıyla moral verirken, binlerce yurttaş tek bir ağızdan şarkılara eşlik etti. İlerleyen günlerde aynı sahnede yer alan Cevdet Bağca, Pınar Aydınlar, Nidal Aydoğan ve Rihen Müzik Topluluğu, barışın ve kardeşliğin ezgilerini Hatay sahillerinden tüm Akdeniz’e üfledi. Gelenekselleşen Kardeş Türküler konseri ise çok dilli ve çok kültürlü repertuarıyla festivalin birleştirici ruhunu doruk noktasına ulaştırdı.
Kadın buluşmalarından çocuk pantomimlerine

Festival yalnızca ana sahnelerle sınırlı kalmadı. Çiğdede Mahallesi’nde yapılan Arapça Kadın Buluşması’nda yerel dilde söylenen atışmalar ve şarkılarla kültürel bellek tazelendi. Gençler Samandağ ve Harbiye sokaklarında duvar boyama (mural) atölyeleriyle kenti renklendirirken, çocuklar için düzenlenen pantomim gösterileri ve masal dinletileri depremin izlerini silmeye çalışan en küçük Hataylıların yüzünü güldürdü. Festival kapsamında, 14 Temmuz’da gerçekleştirilen geleneksel Harbiye Şelale Yürüyüşü ve ardından Harbiye Otoparkı’ndaki halk şenliği renkli görüntülere sahne oldu. Etkinlik, 16, (bugün) 17 tarihlerinde Serinyol’da devam edecek. Festival’in Serinyol ayağında, 16 Temmuz akşamı saat 20.30’da Taladro, 17 Temmuz akşamı saat 20.30’da ise Tolga Sağ sahne alacak. Konserler, Serinyol Eski Tatlı Plajı’nda gerçekleşecek.
Tuncay Yılmaz: “Deprem bizden çok şey aldı ama birlikte üretme irademizi alamadı”
Festivalin perde arkasını, karşılaşılan zorlukları ve bu yılki politik atmosferi gazetemize değerlendiren festival komitesinden Tuncay Yılmaz, deprem sonrası süreçte festivalin bir iyileşme alanı olduğunu vurguladı:
“Depremin etkisi bizim açımızdan yalnızca can kayıpları ya da yıkılan binalar ile sınırlı değil. En büyük yıkım insanların hayatında, hafızasında ve toplumsal dokusunda yaşandı. Samandağ hâlâ ekonomik zorlukların ve kayıpların yükünü taşıyor. Dolayısıyla deprem öncesi koşullara döndüğümüzü söylemek mümkün değil. Ama tam da bu yüzden Evvel Temmuz Festivali’nin anlamı daha da büyüdü. Festival yalnızca konserlerin ya da kültürel etkinliklerin yapıldığı bir organizasyon değil; halkın yeniden bir araya geldiği, yasını birlikte tuttuğu ve yeniden umut ürettiği ortak bir yaşam alanıdır. Kültürün, sanatın ve dayanışmanın iyileştirici gücüne inanıyoruz. Deprem bizden çok şey aldı ama birlikte üretme irademizi alamadı. Festival bu iradenin en görünür ifadelerinden biridir.”
Sınırın öte yanındaki her çığlık Samandağ’da yankılanıyor
“Suriye’deki gelişmelerin festival kitlesine yansıması elbette oldu. Çünkü Samandağ ile Suriye arasındaki ilişki yalnızca coğrafi bir komşuluk değil; akrabalıkların, ortak kültürün, ortak dilin ve ortak tarihin ilişkisidir. Sınırın öte yanında yaşanan her acı burada da hissediliyor. Bugün özellikle Arap Alevilere yönelik saldırılar, kadınlara dönük insanlık dışı uygulamalar ve mezhepçi şiddet büyük bir kaygıyla takip ediliyor. Biz festival boyunca da bu acıları gözeterek hareket ettik. Çünkü kültür sanat gerçek hayattan kopuk değildir. Sanatın görevi bazen tanıklık etmektir, bazen de sessiz bırakılmak istenenlerin sesi olmaktır. Biz barıştan, halkların kardeşliğinden yana bir festivaliz. Kimden gelirse gelsin mezhepçi, cihatçı ve ayrımcı anlayışlara karşı durmayı kültürel olduğu kadar insani bir sorumluluk olarak görüyoruz.”
Bizim için politika günlük tartışmaların ötesinde yaşamın kendisidir

Evvel Temmuz’un popüler eğlence festivallerinden ayrılan o politik ve toplumsal yönünü anlatan Yılmaz, bu yıl öne çıkardıkları temel mücadele başlıklarını şu sözlerle detaylandırdı:
“Evvel Temmuz hiçbir zaman yalnızca konserlerden oluşan bir festival olmadı. Biz festivali tüketilen bir eğlence olarak değil, birlikte üretilen bir culture pratiği olarak görüyoruz. Bu nedenle her etkinlik aynı zamanda bir buluşma, bir dayanışma ve ortak hafızayı yeniden kurma çabasıdır. Bizim için politika günlük tartışmaların ötesinde yaşamın kendisidir. Bu yıl festivalin temel başlıkları deprem sonrası adalet mücadelesi, doğanın ve yaşam alanlarının savunulması, Suriye’de Arap Alevilere yönelik katliam ve soykırım girişimlerine karşı dayanışma, halkların barış içinde bir arada yaşama iradesi ve demokrasi talebiydi. Özellikle Samandağ’da uzun süredir devam eden doğa talanına, acele kamulaştırma uygulamalarına ve halkın iradesini yok sayan politikalara dikkat çektik. Aynı zamanda Suriye’de yaşanan katliamlara, zorla yerinden etmelere ve mezhepçi saldırılara karşı sessiz kalmadık. Ortadoğu’da savaşın ve nefret siyasetinin halklara yalnızca acı getirdiğini bir kez daha vurguladık. Evvel Temmuz’un politikası; halktan, emekten, kadınların özgürlüğünden, doğanın korunmasından ve barıştan yana olmaktır. Biz bunu yalnızca sözle değil, festivalin bütün programına yayılan içerikle göstermeye çalışıyoruz.”
Sanatın önyargıları aşan dili: Yerelden evrensele ortak sahne
Farklı coğrafyalardan gelen sanatçıların yerel değerlerle harmanlanmasının toplumda uyandırdığı karşılığa değinen Yılmaz, sanatın birleştirici gücüne olan inancını şu cümlelerle paylaştı:
“Kültür sanat toplumların birbirini tanımasının en güçlü yollarından biridir. Aynı sahnede yerel sanatçılarla Türkiye’nin ve dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıların buluşması çok kıymetli. Bu buluşmalar hem yerel kültürün görünürlüğünü artırıyor hem de farklı kültürler arasında gerçek bir diyalog kurulmasını sağlıyor. Halkımız kendi kültürünün evrensel değerini yeniden görüyor; dışarıdan gelen sanatçılar ise Samandağ’ın çok-kültürlü yapısını yakından tanıma fırsatı buluyor. Sanatın milliyetçiliği, mezhepçiliği ve önyargıları aşan bir dili olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle festival sahnesi aynı zamanda halkların birbirini dinlediği, birbirini anladığı ve ortak bir gelecek duygusunu büyüttüğü bir buluşma alanıdır.”
Mehmet Latifeci’nin anısına: “Yüzünüzü halka dönün”
Festivalin son gününde gerçekleştirilen ve büyük bir mücadele insanı olan Mehmet Latifeci’ye ithaf edilen panelle ilgili de konuşan Tuncay Yılmaz, onun bıraktığı mirasın bugün de yollarını aydınlattığını söyledi:
“Mehmet Latifeci, inandığı değerlere göre yaşayan, yaşadığı coğrafyanın sorunlarını halkın örgütlü mücadelesiyle çözmeye çalışan bir mücadele insanı, bir devrimciydi. Belki de en çok hatırladığımız sözlerinden biri, ‘Yüzünüzü halka dönün’ çağrısıdır. Çünkü ona göre siyaset, halktan uzaklaştığı anda anlamını yitirirdi. Halkın içinde olmak, onu dinlemek ve birlikte üretmek mücadelenin temel ilkesiydi. Bugün koşullar değişmiş olabilir ama temsil ettiği anlayış hâlâ güncelliğini koruyor. Demokrasi mücadelesi, halkların kardeşliği, emek mücadelesi ve örgütlü dayanışma bugün de en temel ihtiyaçlarımız arasında yer alıyor. Biz de festivali tam bu anlayışla sürdürüyoruz. Çünkü Evvel Temmuz yalnızca sahnelerde yapılan etkinliklerden ibaret değil; halkın sözünü söylediği, kendi kültürünü ürettiği ve birbirinden güç aldığı bir buluşmadır. Latifeci’yi anmak da yalnızca geçmişi hatırlamak değil, onun ‘Yüzünüzü halka dönün’ çağrısını bugünün mücadelesinde yaşatmaktır.”
Bu festival herhangi bir kurumun himayesiyle değil, halkın emeğiyle yaşıyor
Tuncay Yılmaz son olarak kamuoyuna dayanışma ve birliktelik çağrısı yaparak, 26 yıldır bağımsız şekilde sürdürülen bu geleneğin asıl sahibinin halk olduğunu hatırlatarak sözlerini tamamladı:
“Evvel Temmuz Festivali, bu topraklarda umudun, dayanışmanın ve birlikte yaşam iradesinin adıdır. Bugün savaşların, ayrımcılığın, yoksulluğun ve baskının arttığı bir dönemde kültür ve sanatın bir lüks değil, toplumsal bir ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Çünkü kültür aynı zamanda hafızadır, direniştir ve geleceği kurma iradesidir. Yirmi altı yıldır bu festivali herhangi bir kurumun himayesi veya finansmanı ile değil, halkın emeği, dayanışması ve sahiplenmesiyle yaşatıyoruz. Bu yüzden Evvel Temmuz yalnızca Samandağ’ın değil, halkların ortak vicdanının ve ortak umudunun festivalidir. Buradan herkese ortak bir çağrı yapmak istiyoruz: Savaşın yerine barışı, nefretin yerine kardeşliği, rantın yerine ortak yararı, umutsuzluğun yerine dayanışmayı büyütelim. Çünkü inanıyoruz ki, halklar yan yana geldiğinde yalnızca bir festivali yaşatmakla kalmaz, geleceği de birlikte kurabilir. Evvel Temmuz da yirmi altı yıldır tam olarak bunun mücadelesini veriyor.”
