Güneş görmeyen ve hava girmeyen yapılarıyla kamuoyunda büyük tartışma yaratan kuyu tipi hapishanelerdeki tecrit modellerinin, şimdi de Marmara L Tipi Cezaevi’ne (Silivri) taşındığı ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) “hak ihlali” olarak karara bağlamasına rağmen koğuşların 7/24 kameralarla izlenmesi uygulamasına karşı çıkan siyasi tutsaklar, Marmara 6 Nolu Hapishanesi idaresi tarafından tecrit hücrelerine kapatıldı. Temel hakları gasp edilen tutsakların başlattığı süresiz açlık grevi devam ederken, grupta yer alan Grup Yorum emekçisi 26 yaşındaki Can Kaba’nın annesi Firdevs Kaba yaşanan hukuksuzlukları Fırat Haber Ajansı’na (ANF) anlattı.
“Bir daha saz çlamasın diye parmaklarını kırmaya çalışmışlar”
Anne Firdevs Kaba, Alevi kültüründen geldiklerini ve saz çalmanın kendilerine dedelerinden miras kaldığını belirterek, oğlu Can’ın da küçük yaşlardan itibaren bu sanatı Grup Yorum bünyesinde icra ettiğini ifade etti. Türkiye’de Grup Yorum üyesi olmanın kriminalize edildiğini ve oğlunun bu nedenle peş peşe iki kez hukuksuz şekilde tutuklandığını söyleyen Kaba, son gözaltı sürecini şu sözlerle aktardı:
“Oğlumu ve arkadaşlarını, grubun yeni çıkan albümünün tanıtımını yaparlarken gözaltına aldılar. 20 Nisan’da çalışmalarını yürüttükleri İdil Kültür Merkezi’ne yapılan polis baskınında, bir daha saz çalamasın diye oğlum Can’ın bileğini ve parmaklarını çevirerek kırmaya çalışmışlar. Bu yüzden eklemlerinde ağır doku zedelenmesi oluştu ve baskın sırasında çocukların enstrümanlarına da kasıtlı olarak zarar verildi.”
“Kamerayı peçeteyle kapattıkları için tecrit hücresine konuldular”
Can Kaba ve arkadaşının Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde 5 gün boyunca gözaltında tutulduktan sonra apar topar tutuklandığını belirten anne Kaba, tutuklama gerekçelerinin tamamen meşru sanat faaliyetleri olduğunu dile getirdi. Albüm tanıtımı için Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Düzce’de etkinlikler yapan ve bunları YouTube’da yayınlayan gençlerin, yandaş medya tarafından “eli sazlı teröristler” denilerek hedef gösterildiğini anımsattı.
Metris Hapishanesi’nden Marmara 6 Nolu L Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen tutsakların, konuldukları koğuşta 7/24 kamera ile izlenme dayatmasını reddettiklerini söyleyen Kaba, cihazı peçeteyle kapattıkları gerekçesiyle cezalandırılarak tecrit hücresine atıldıklarını açıkladı.
8 metrekarelik havasız hücrede 25 günlük açlık grevi
Oğlunun tutulduğu hücre koşullarının kuyu tipi cezaevlerindeki hak ihlalleriyle birebir aynı olduğunu vurgulayan Firdevs Kaba, maruz kaldıkları eziyeti şu verilerle paylaştı:
- Nefessiz Bırakma Politikası: İki kişinin 8 metrekarelik tamamen havasız bir hücrede tutulduğu, günde sadece 1-2 saat havalandırmaya çıkarıldıkları ve bu alanın da kanalizasyon kokularıyla kaplı olduğu belirtildi. Nefes darlığı rahatsızlığı bulunan Can Kaba’nın bu hücrede tamamen nefessiz bırakıldığı vurgulandı.
- Açlık Grevi ve Sağlık Sorunları: Keyfi hücre cezasına karşı koğuşa geçme talebiyle başlatılan süresiz açlık grevinin 25’inci gününe girdiği aktarıldı. Görüşe giden anne Kaba, oğlunun bu süreçte 5 kilo kaybettiğini öğrendiğini belirtti.
- Temel İhtiyaçların Gaspı: Hücrede tutulan tutsaklara uzun süre Benexol B Kompleks vitamininin verilmediği, içme suyunun yetersiz getirildiği, bitkisel çayların engellendiği, mektupların ulaştırılmadığı ve geceleri “kontrol” adı altında sürekli uykularının bölünerek sabote edildiği ifade edildi.
Cezaevi idaresinden skandal yanıt: “Olması gereken yerde”
Anayasa Mahkemesi’nin kameralı izleme uygulamasına yönelik “hak ihlali” kararı bulunmasına rağmen cezaevi yönetiminin pervasızca hareket ettiğini söyleyen anne Kaba, hapishane idaresiyle yaptığı telefon görüşmesini paylaştı. Yapılan uygulamaların hukuksuz olduğunu hatırlattığı cezaevi görevlisinin kendisine resmen, “Çocuğunuz olması gereken yerde” şeklinde yanıt verdiğini belirterek duruma sert tepki gösterdi.
Aşırı sağcı ve baskıcı iktidar pratiklerinin müziği ve sanatı yasaklayarak bu eziyetlerle övündüğünü dile getiren Kaba, ev işçisi olarak çalıştığını, abisinin tutukluluğu yüzünden 14 yaşındaki kızının psikolojisinin bozulduğunu ve yaklaşan LGS sınavı öncesi tüm ailenin mağdur edildiğini söyledi. Anne Kaba, bu çifte cezalandırma sisteminin ve hukuksuzluğun son bulması için oğlunun ve arkadaşlarının derhal normal koğuşlara sevk edilmesi çağrısında bulundu.
