Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK), Makine Mühendisleri Odası (MMO) Eğitim ve Kültür Merkezi’nde düzenlediği iki gün sürecek “Kamuda Dönüşüm ve Çalışma Yaşamına Yansımaları” sempozyumu, ikinci ve üçüncü oturumlarıyla devam etti. Akademisyenlerin katıldığı oturumlarda; neoliberal dönüşümün sömürü çarkları, emeklilik sistemindeki eşitsizlikler ve dijitalleşmeyle derinleşen gözetim mekanizmaları masaya yatırıldı.
“Duygusal emek sömürülüyor, örgütlü mücadele kriminalize ediliyor”
KESK Eğitim, Örgütlenme ve Basın Yayın Sekreteri Sema Pınar’ın moderatörlüğünü üstlendiği “Kamuda Dönüşümün Kamu Emekçilerine Yansımaları” başlıklı oturumda şu değerlendirmeler öne çıktı:
- Kadın Emeği Sömürüsü: Doç. Dr. Ebru Işık Çavuş, neoliberal politikaların yalnızca fiziksel emeği değil, duygusal emeği de sömürdüğünü ve bu süreçten en fazla zarar gören kesimin kadınlar olduğunu vurguladı.
- Kriminalizasyon ve Yeni Emekçi Profili: Dr. Öğretim Üyesi Çağrı Kaderoğlu Bulut, emekçilerin taleplerinin devletin baskı araçlarıyla kriminalize edilerek sermayenin hegemonik hakimiyetinin güçlendirildiğini belirtti. Hayat pahalılığının kamu çalışanlarında yıkım yarattığını ifade eden Bulut, 1990’lardan farklı olarak günümüzde “borçlu, yalnızlaşmış, sendikal ve siyasal faaliyetlerden uzak duran yeni bir kamu çalışanı tipi” oluştuğuna dikkat çekti.
Emeklilik sisteminde derin adaletsizlik vurgusu
Sempozyumda söz alan Prof. Dr. Aziz Çelik, Türkiye’deki emeklilik sisteminin işe giriş tarihine, kuruma ve statüye göre ciddi adaletsizlikler barındırdığını ifade etti. Çelik, maaş hesaplamalarındaki çarpıklığı şu sözlerle özetledi:
“1999 öncesi, 1999-2008 arası ve 2008 sonrası dönemlerde farklı hesaplama yöntemleri kullanılıyor. Güncelleme katsayıları değişiyor, milli gelir artışları ise her dönemde aynı şekilde dikkate alınmıyor. Sonuç olarak emekli aylıkları arasında ciddi dengesizlikler ortaya çıkıyor.”
Dijitalleşme ve Yapay Zekâ: Görünmez denetim ve rekabet
KESK Hukuk, TİS ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri Bahadır Berdicioğlu’nun yönettiği üçüncü oturumda ise teknolojik dönüşümün emek rejimine etkileri tartışıldı.
- Sermaye Birikimi ve Yapay Zekâ: Dr. Özgür Narin, yapay zekâ ve dijitalleşmenin sadece teknolojik bir ilerleme olmadığını; sağlık ve eğitim alanlarındaki emek rejimini sermaye birikim süreçlerine göre köklü biçimde yeniden yapılandırdığını söyledi.
- Görünmez Patron ve 7/24 Mesai: Berfin Diren Demirkaya, dijitalleşmenin çalışma ve boş zaman sınırlarını belirsizleştirdiğini belirtti. Eğitim Bilişim Ağı’nı (EBA) örnek gösteren Demirkaya, dijital cihazlarla işleyen görünmez denetim mekanizmalarına dikkat çekerek, “Almanya’da kamu emekçileriyle yapılan ankette katılımcıların yüzde 47’si dijitalleşmeyle birlikte gözetim ve denetimin arttığını belirtiyor” dedi. Demirkaya ayrıca, platformlardaki “oyunlaştırma” yöntemlerinin çalışanları kendi kendilerini denetlemeye ve birbirleriyle rekabete zorladığını sözlerine ekledi.
Sempozyumun ilk günü, yapılan konuşmaların ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümüyle tamamlandı.
