ABD tarafından ticaret ve finansal ambargo altında olan Küba, Trump’ın yeniden başkan seçilmesi ile birlikte yeni yaptırım ve ambargolara maruz kalıyor. Küba’nın “çöküşte” olduğunu iddia eden ve adayı “özgürleştirme” adı altında “ele geçirme olasılığından” bahseden Trump 1 Mayıs Cuma günü Küba’ya yönelik yaptırımları artıran yeni bir kararnameye daha imza attı. Kararnameye göre Küba ile iş yapan yabancı şirketlere ve bankalara yaptırım uygulanacak. Küba hükümetini felç etmeyi amaçlayan Küba’nın elektrik tedarikini etkileyen petrol ambargosundan sonra yeni kararname, enerji, savunma ve madencilik de dahil olmak üzere Küba ekonomisinin geniş sektörlerinde faaliyet gösteren kişi ve kurumları hedef alıyor.
Yayımlanan başkanlık kararnamesi kapsamında, yaptırım uygulanan Küba hükümeti ile diğer kişi ve kuruluşlar adına işlem yapan veya işlemleri kolaylaştıran dünya genelindeki yabancı bankalar, ilk kez ABD dolarına erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Kararname, Hazine Bakanı’na bu tür kuruluşların Amerika Birleşik Devletleri’ndeki banka hesaplarını kısıtlama veya bloke etme yetkisi veriyor. Bu yaptırım, Küba hükümetinin kendisiyle çalışmaya istekli yabancı bankalar bulma çabalarını daha da zorlaştıracak.
Başkanlık kararnamesi ayrıca Küba hükümetine ait veya kontrolündeki varlıkların yanı sıra kurumlarının, şirketlerinin ve yetkililerinin varlıklarını da bloke ediyor. Bu varlıklar daha önceki yaptırımlar kapsamında zaten bloke edilmişti; ancak yeni kararname, eski hükümet yetkililerinin yanı sıra Küba hükümeti adına paravan olarak hareket edebilecek şirketleri ve kişileri de hedef alıyor. Bu önlem, “doğrudan veya dolaylı olarak Küba Hükümeti adına veya onu temsilen hareket eden veya hareket ettiğini iddia eden kuruluşların veya kişilerin” ABD’deki varlıklarını donduruyor.
Yaptırım uygulanan kişilerin yetişkin akrabalarına da yaptırım getiriliyor
Kararnamede ayrıca, ABD hükümetine belirlenen kişilerin yetişkin akrabalarına yaptırım uygulama yetkisi veren geniş bir madde de yer almakta. Dahası, bu önlemden etkilenebilecek ABD’deki herhangi bir kişiye önceden bildirimde bulunulması şartı da getirilmiyor. Cuma günü yapılan ve Küba’ya karşı mevcut yaptırım rejimine ikincil yaptırımlar getiren duyuru, Başkan Trump’ın geçen yıl Küba hükümeti ve silahlı kuvvetlerine karşı daha sıkı yaptırımlar uygulanması çağrısında bulunan ulusal güvenlik muhtırasının ardından bir süredir üzerinde çalışılan bir adımdı. Ocak ayında Trump, Küba’ya petrol sağlayan ülkelere gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunan bir başka başkanlık kararnamesi imzalayarak, adanın hükümetini “alışılmadık ve sıra dışı bir tehdit” olarak nitelendirmişti.
Son kararname, Karayip adasına karşı uygulanan yaptırımlarda bir dönüm noktası oluşturuyor. Düzenlemeler artık sadece üst düzey hükümet yetkililerini hedef almıyor, tüm seviyelerdeki yöneticileri, liderleri, yetkilileri ve bireyleri kapsıyor. Trump yönetiminin Ocak ayından bu yana petrol ambargosu yoluyla yoğunlaştırdığı ekonomik baskıyı daha da artırıyor.
Hedef dünya çapındaki bankaları ve şirketleri Küba’dan uzak durmaya zorlamak
Florida Uluslararası Üniversitesi Savunma ve Ulusal Güvenlik Araştırmaları Rektör Yardımcısı ve Jack D. Gordon Kamu Politikaları Enstitüsü Direktörü Brian Fonseca, “Bu açık bir tırmanış,” vurgusu yaparak “Washington, Küba rejiminin ekonomisini desteklemeye yardımcı olan herkes için yasal ve mali riski artırarak ekonomik baskıyı artırıyor” dedi. Fonseca, “Bu önlemin temel odağı ikincil yaptırımlardır; bunlar Küba sınırlarını aşarak dünya çapındaki bankaları ve şirketleri rejimin ekonomik varlığını kolaylaştırmayı bırakmaya zorlamak üzere tasarlanmıştır,” diye ekledi.
ABD-Küba Ticaret ve Ekonomi Konseyi Başkanı John Kavulich, Cuma günü çıkarılan başkanlık kararının Küba üzerinde, özellikle bankacılık sektöründe “neredeyse ölçülemez” bir etkiye sahip olma potansiyeli taşıdığını belirtti. Bununla birlikte, mevcut yönetimin Küba ile ilgili önceki başkanlık kararnamelerinin uygulanmasında tutarsızlık göstermesi nedeniyle, Küba’nın yabancı müttefiklerinin bu önlemi test edebileceği konusunda uyardı.
Küba hükümeti: Trump’ın tehditlerinden yılmayacağız
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla, 2 Mayıs Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ın Küba’nın kontrolünü derhal ele geçireceğini söylemesinin ardından son yaptırımların Küba halkına yönelik “toplu cezalandırma” anlamına geldiğini ve Kübalıların “korkutulamayacağını”, devrimi “fikirlerle ve silahlarla” savunacaklarını belirtti. ABD’nin yaptırımlarını Raúl Castro ve Miguel Díaz-Canel önderliğinde Havana’da yarım milyon insanın yürüdüğü büyük 1 Mayıs gösterilerinden duyduğu korkuya bağladı.
Küba Cumhuriyeti Başkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez , sosyal medyada yaptığı açıklamada, ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir saldırganın Küba’yı teslim alamayacağını, ulusal toprakların her karışında egemenliğini ve bağımsızlığını savunmaya kararlı bir halkla karşılaşacağını belirtti, “Uluslararası toplum bunu dikkate almalı ve Amerika Birleşik Devletleri halkıyla birlikte, böylesine vahim bir suç eyleminin küçük ama zengin ve etkili bir grubun çıkarlarına hizmet etmesine izin verilip verilmeyeceğine karar vermelidir,” dedi.
ABD büyükelçiliği önünde düzenlenen büyük gösteride binlerce Kübalı, askeri saldırganlık tehditlerini kınadı ve enerji ablukasını reddetti. Washington tarafından uygulanan yoğunlaştırılmış abluka karşısında ulusal egemenliğin savunulmasını destekleyen altı milyon imza toplandığı bildirildi.
ABD uzun zamandır Küba’dan devlet kontrolündeki ekonomisini açmasını, eski lider Fidel Castro hükümeti tarafından kamulaştırılan mülkler için tazminat ödemesini ve “özgür ve adil” seçimler yapmasını talep ediyor. Küba ise sosyalist hükümet biçiminin müzakereye açık olmadığını söylüyor.
Küba’ya askeri operasyon
Trump, 1 Mayıs 2026 Cuma günü West Palm Beach, Florida’daki Raymond F. Kravis Sahne Sanatları Merkezi’nde yaptığı konuşmada, ABD güçlerinin İran’da ‘işi bitirmesinin’ ardından Küba’ya olası bir askeri operasyon yapılabileceğini belirtti. Trump, ordusunun Küba’yı “neredeyse hemen ele geçireceğini,” söyledi. Trump, “Şimdi Küba’nın sorunları var. Önce bir işi bitireceğiz. Ben bir işi bitirmeyi severim… İran’dan dönerken, büyük gemilerimizden birini, belki de dünyanın en büyüğü olan USS Abraham Lincoln uçak gemisini oraya göndereceğiz. Kıyıdan yaklaşık 100 yarda (yaklaşık 110 metre) açıkta duracaklar ve onlar da ‘çok teşekkür ederiz, teslim oluyoruz’ diyecekler,” dedi.
Trump yönetiminin Ocak ayında Venezuela’ya yaptığı askeri operasyon ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasıyla sonuçlanan müdahalesinin ardından Küba’ya yönelik askeri operasyonların masada olduğu ima edilmişti.
