İran İslam Cumhuriyeti’nin Kürtlere yönelik katliamları, yakınlarıda sosyal medyada yayınlanan Pulitzer ödüllü bir fotoğrafla yeniden gündeme geldi.
İran İslam Cumhuriyeti, Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin devrilmesiyle sonuçlanan İran devrimini gerçekleştiren tüm diğer güçleri etkisizleştirerek kurulmasından itibaren ayrım gözetmeksizin tüm muhaliflere yönelik bir baskı rejimine dönüştü.
Daha 19 Ağustos 1979’da, İran İslam Cumhuriyeti Kürtlere cihat ilan etti. İki yıl süren cihat operasyonu boyunca çok sayıda sivil Kürt suçsuz yere infaz edildi. Muhalif parti üyeleri ve aktivistlere karşı başlatılan “Kürt avı”nda yüzlerce kişi yargısız infazlarla topluca kurşuna dizildi, onlarcası idam edildi.
Kürdistan’ın çeşitli illerinde çoğu sivil olmak üzere öldürülenlerin sayısı hakkında resmi bir istatistik yayınlanmış değil. Kürtlere yönelik katliamlardan sorumlu olanlara yönelik herhangi bir soruşturma yürütülmedi. İran rejiminin Kürdistan’da işlediği suçların hiçbiri ulusal ya da uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanmadı.
Son zamanlarda sosyal medyada yayınlanan bir fotoğrafla İran İslam Cumhuriyeti’nin Kürtlere uyguladığı katliam yeniden gündeme geldi.

Ahsan Nahid, Şehriyar Nahid, Cemil Yahçali, Nasser Salimi, Abdullah Fuladi, Muzaffer Niyazmend, Sirus Manoçehri, Asgar Mubseri, Muzaffer Rahimi, Atta Zendi, İsa Piroli adlı 11 kişi 1979’da silah kaçakçılığı, cinayet ve isyanla suçlanmıştı. 30 dakika süren “yargılama” sonunda ölüme mahkûm edildiler. Gözleri bağlanarak götürüldükleri Senendec-Sine Havaalanı’nda cezaları infaz edildi.
İnfazın gerçekleştirildiği ânı gösteren fotoğraf, İran İslam Cumhuriyeti’nin Kürtlere yönelik şiddetini tüm çıplaklığı ile ortaya koyması bakımından da çarpıcı bir an olarak tarihe geçti. Fotoğrafın yayınlanmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri gazetenin ofisine gelerek fotoğrafı kimin çektiğini sordu. Editör fotoğrafçının adını vermeyi reddetti. Fotoğrafın negatifleri UPI haber ajansı tarafından ele geçirildi ve dünya çapındaki gazetelerde Humeyni’nin dini yönetim biçiminin kanlı doğasının kanıtı olarak yayınlandı. Ertesi yıl (1980), “İran’da İnfaz Timi” adı ile Pulitzer ödülleri kapsamında Anlık Haber Fotoğrafçılığı Ödülü’ne layık görüldü. Pulitzer ödülü tarihinde ilk olarak fotoğrafı çeken “anonim” olarak tanımlandı.
2002 yılında, Wall Street Journal muhabiri Joshua Prager, Pulitzer ödüllü fotoğraflar koleksiyonunda, fotoğrafçının adı yerine “anonim” yazıldığını görünce fotoğrafı çekeni bulmaya karar verdi. Yıllar süren aramanın sonunda, fotoğrafçının Tahranlı Cihangir Razmi (Jahangir Razmi) olduğunu 2 Aralık 2006 günlü gazetenin ön sayfasında bildirdi.
2006 yılında Prager, 1979’da Ittılâat gazetesinde çalışan Razmi’nin, “İran İnfaz Timi” fotoğrafını çektiğini kanıtlayan baskı ve kontak baskılarını evindeki bir dolapta sakladığını yazdı. Razmi, adının açıklanmasını ancak ailesinin onayını aldıktan sonra kabul etmişti. Misillemeye uğrama korkusuyla bu tartışmalı fotoğrafı daha önce sahiplenmekten kaçındığını, ancak zamanla cesaretlenerek, uzun süre hiç isminin geçmemesinden duyduğu hayal kırıklığının da etkisiyle sonunda bunu yapmayı seçtiğini söyledi.
Nihayet Razmi, 1980 Pulitzer Anlık Haber Fotoğrafçılığı Ödülü’nü, fotoğrafı çekmesinden yaklaşık 28 yıl sonra, 21 Mayıs 2007’de Columbia Üniversitesi kampüsündeki Low Memorial Kütüphanesi’nin kubbeli salonunda aldı. Ödül töreninde o idam mangası tarafından vurulan iki adamın annesi ve kız kardeşi, Münir ve Rûya Nahid de vardı.

Cihangir Razmi
16 Aralık 1947’de İran’ın Erak şehrinde doğan Cihangir Razmi, küçük yaşlardan itibaren fotoğrafçılığa ilgi duyuyordu. Zamanının çoğunu yerel bir fotoğrafçı dükkanında film banyo ederek ve portre çekerek geçiriyordu. 12 yaşında kendi fotoğraf makinesini aldı ve yerel bir gazetecinin teşvikiyle bir suç mahallini fotoğraflayarak foto muhabirliği kariyerine başladı. Babasının ölümünden sonra küçük bir fotoğrafçı dükkânında işe girdi ve daha sonra askere gitti. 1973’te Ittılâat gazetesinde çalışmaya başladıktan sonra kısa sürede yetenek ve cesaretiyle ün kazandı. Razmi, Şah’ın ülkeyi terk etmesine ve Ayetullah Humeyni’nin iktidara gelmesine neden olan protestoların ardından ülkenin 1979’daki iktidar değişimini belgeledi. Ittılâat, Cihangir Razmi ve muhabir Halil Behrami’yi Humeyni’nin Kürtlere yönelik cihat fetvasının ardından başlayan operasyonları takip etmekle görevlendirdi.
27 Ağustos 1979’da Behrami, tanıdığı bir hâkimin ertesi gün Senendec havaalanında bir grup Kürt militanı yargılayacağını öğrendi. 11 tutuklu, 30 dakikalık duruşmada silah kaçakçılığı, cinayet ve isyana kışkırtma suçlarından “yargılanarak” ölüm cezasına çarptırıldı. Mahkûmların gözleri bağlandı ve havaalanına götürülerek cellatlarından birkaç metre ötede sıraya dizildiler. Razmi, güvenlik güçleri tarafından engellenmedi ve en sağdaki celladın arkasında durarak infazları fotoğraflayabildi.
Razmi, iki film rulosunu Ittılâat yazı işlerine teslim etti ve baş editör Muhammed Heydari, Razmi’nin fotoğraflarından birini -cellatların bazılarının ateş ettiği, bazılarının etmediği bir ânı gösteren fotoğrafı- manşet yaptı ve fotoğrafçıyı hükümetin misillemesinden korumak için fotoğrafı anonim olarak yayınladı. United Press International, görüntünün bir kopyasını hızla sipariş etti ve yine isim belirtmeden dünyanın dört bir yanındaki bürolarına iletti. 29 Ağustos’ta The New York Times ve The Daily Telegraph gibi gazeteler, UPI’ye atıfta bulunarak görüntüyü yayınladı.
Sonraki yıllarda Razmi, İran-Irak Savaşı’nı konu alan fotoğrafçılık çalışmalarına devam etti. Savaştan yorulunca 1987’de Ittılâat‘taki işinden ayrılarak bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1997’de, yeni göreve gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde “Cumhurbaşkanı ve Kabinesinin Resmi Fotoğrafçısı” olarak görevlendirildi.
