Perşembe günü tahmin edildiği üzere Meclis’e gelen işçi “reform paketi” onaylandı. Genel grevin başarıyla uygulanması, CGT’nin (en büyük işçi konfederasyonu) sadece iş bırakma kararına rağmen Kongre önünde binlerce işçi, öğretmen, öğrenci, kadın örgütleri, sosyalist partiler toplandı. İçeride kanun paketi görüşülürken eylemcilerin ve orada olamayan milyonlarca işçinin beklentisi tasarının bazı maddelerde değişiklik yapılması için Senato’ya iadesi idi. Beklenen olmadı, yasa onaylandı.
Önceki yazımızda (https://siyasihaber10.org/arjantin-isci-reformu-tasarisi-sermaye-ve-devletinin-sinif-intikami/) belirttiğimiz üzere, tıpkı neoliberal birikim rejiminin devreye alındığı 70’lerde olduğu gibi şimdi onun çöküşünden itibaren de sermaye yeni uygulamalar, yeni denemeler peşinde ve bunu da ancak Milei’ninki gibi faşist/aşırı sağcı iktidarlarla yapabiliyor. Sermayenin partileri yeni dönemde “rıza yaratmayı” devre dışı bıraktığı için “zora” daha fazla ihtiyaç duyuyor; fakat bu yasaya Arjantin’deki Peronistlerin (Kirchner’in partisi) de mecliste destek verdiğini unutmamak gerek. Hatırlamakta fayda var: Seçim öncesinde Peronistlerin başkan adayı, eski hükümetin Ekonomi Bakanı Massa da benzer çözümler uyguluyor ve öngörüyordu. Bunları söylüyoruz çünkü düzen partileri sermayenin ihtiyaçlarını birlikte karşılamak için önümüzdeki dönemde daha fazla yan yana gelecekler, Avrupa’da da bunun örneklerini görüyoruz.
Bu yasa işçi sınıfının bugüne kadar mücadele ederek kazandığı ve özellikle Anayasa’nın 14. bendinde yer alan tüm haklarını, yani grev hakkı, keyfi işten çıkarmaya karşı koruma, toplu pazarlık, örgütlenme özgürlüğü, sendikalaşma özgürlüğü, sosyal güvenlik ve kıdem tazminatı gibi temel hakları etkiliyor.
Henüz yasa onaylanmadan, Arjantin’in en büyük lastik fabrikası FATE’de 900 işçi işten çıkarıldı. İşçilerin mücadelesi başlamış durumda; fakat bu uygulamaların devam edeceği, yasa da geçtikten sonra toplu işten çıkarmaların artacağı kesin gibi.
Şimdi, CGT ve diğer sendikalar CTA vb. ile işçilerden de bireysel olarak davalar açılacak, Yüksek Mahkeme’ye başvuru yapılacak, fakat başarılı olup olamayacakları belirsiz. Bir diğer tartışma konusu ise ulusal iş mahkemelerinin Buenos Aires şehrine devredilmesi olacak; bu da iş reformunun anayasaya uygunluğu konusunda karar vermesi gereken bir grup mahkemenin ortadan kaldırılması anlamına geliyor.
Başta da söylediğimiz gibi, sermaye, birikim krizini yenebilmek için için yeni dönemde faşist/aşırı sağcı iktidarlara yatırım yapıyor. Arjantin’in yeni “Paketi”nin bize anlatması gereken bu uygulamaların ve işçi sınıfının dünyanın diğer ülkelerinde de gündeme geleceğidir. Şöyle düşünebilirsiniz: “Bizde durum nasıl daha kötü olabilir ki; grev hakkı engelleniyor, kıdem tazminatına ilişkin yeni yasalar vb..” Fakat maalesef durum böyle değil. Örneğin, işçi hastalandığında maaşının yüzde 50’sini alacak diye bir yasal düzenleme işçiye “yaşama, öl” demekle aynı şeydir; ya da çalışma saatlerini işveren istediği gibi belirleyecek demek, geceniz/gündüzünüz, tüm tatilleriniz ortadan kaldırıldı, “artık işvereninize aitsiniz” demektir ki bu haklar kapitalizmin ilk döneminde işçi sınıfının nice mücadelelerle kazandığı haklardır.
Tam da bunlar bize enternasyonal mücadelenin, örgütlenmenin de ne kadar önemli olduğunu, işçi sınıfının da küresel olarak da örgütlenen sermayeye karşı aynı biçimde örgütlenerek kazanabileceğini anlatıyor. Yani, yeniden vurulmak istenen bu kölelik prangalarına karşı ancak birlikte mücadele ederek kazanılabilir.
