Narlı Cemevi’nde yapılan erkâna Alev Koç’un çocukları, ailesi, yakınları ve mahalle sakinleri katıldı. Cenazede kadınların ağıtları ve öfkesi öne çıktı. Koç, Çokyaşar Elbistan Obası köy mezarlığında toprağa verildi.
Alev Koç’un hem emekçi bir kadın hem de inancına bağlı bir Alevi olduğu, Cemevi’nde semah ekibinde yer aldığı belirtildi. Geride iki çocuk ve yarım bırakılmış bir yaşam kaldı.
Ayrılmak istediği erkek tarafından öldürüldü

Cinayet, Pazarcık ilçesine bağlı Narlı Mahallesi’nde meydana geldi. 39 yaşındaki Alev Koç, bir süredir birlikte olduğu belirtilen 52 yaşındaki Hasan Hüseyin Subaşı tarafından, ayrılmak istemesi üzerine otomobilde boğularak öldürüldü. Fail, cinayetin ardından Gaziantep Adliyesi’ne giderek suçunu itiraf etti ve tutuklandı.
Koç’un cansız bedeni mezarlıkta bulunurken, yapılan adli tıp incelemesi ölüm nedeninin boğulma olduğunu kesinleştirdi.
“Kıskançlık” değil, erkek şiddeti
Kadın örgütleri ve hukukçular, olayın “kıskançlık”, “tartışma” ya da “gönül ilişkisi” gibi ifadelerle sunulmasına tepki gösterdi. Alev Koç’un öldürülmesinin, kadınların ayrılma ve kendi hayatları hakkında karar verme iradesinin erkekler tarafından cezalandırılmasının bir sonucu olduğu vurgulandı.
Kadın cinayetlerinin münferit olmadığı, cezasızlık politikaları ve erkek egemen yargı pratiğiyle beslendiği ifade edildi.
“Biz de korkuyoruz”: Kadınlar güvencesizliğe mahkûm ediliyor
Koç’un yaşadığı mahalledeki kadınlar ve birlikte çalıştığı esnaf arkadaşları, cinayetin ardından büyük bir öfke ve korku yaşadıklarını dile getirdi. “Biz de çalışıyoruz, biz de kadınız, sıra bize ne zaman gelecek bilmiyoruz” sözleri, kadınların gündelik hayatta maruz bırakıldığı güvencesizliğin ifadesi oldu.
Kadın cinayetleri politiktir

Alev Koç’un öldürülmesi, Türkiye’de kadınların yaşam hakkının sistematik biçimde tehdit altında olduğunu bir kez daha gösterdi. Feminist çevreler, kadın cinayetlerine karşı etkin soruşturma, ağır yaptırım ve gerçek bir önleme politikasının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Alev Koç’un adı, erkek şiddetine karşı mücadelenin bir parçası olarak hafızalarda kalmaya devam edecek. Kadınlar, yaşamak ve özgürce karar vermek istedikleri için öldürülüyor; bu nedenle kadın cinayetleri politiktir.
