ANTAKYA
6 Şubat depreminde yaşamını yitirenleri anmak için 6 Şubat Platformu öncülüğünde bir dizi anma eylemi düzenlendi. Necmi Asfuroğlu Anadolu Lisesi önünde bir araya gelen çok sayıda Antakyalı oradan tarihi Saray Caddesine kadar yürüdü. “Kayıplarımız için adalet istiyoruz”, “Unutmak yok, affetmek yok” pankartlarının ardında saf tutan vatandaslar “Hatay bizim, memleket bizim”, “Sermayeye değil deprem bölgesine bütçe”, “Hatay enkaz altında”, “Kalıcı bedelsiz konut istiyoruz”, “Savaşa değil deprem bölgesine bütçe” dövizleri taşıdı. Çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisinin de katıldığı yürüyüş boyunca sık sık “6 Şubat’ı unutma, unutturma”, “Gün gelecek devran dönecek, katiller halka hesap verecek” sloganları atıldı.
Saray Caddesi’nde gerçekleştirilen basın açıklamasının açılış konuşmasını Eğitim-Sen Hatay Şubesi’nden Ali Kaymaz yaptı. Hatay’ın normale döndüğü yönündeki iddialara tepki gösteren Kaymaz, şunları söyledi:
“Makyajlanan mahallelerin arka sokaklarında enkaz var”
“Milyonlarca lira harcanarak makyajlanıp vitrine sunulan mahallelerin arka sokaklarında çamura saplanarak buraya gelen Antakya halkı hoş geldiniz. ‘Hatay normale döndü, ışıldıyor’ diye algı üretilirken hala enkazların ve şantiyelerin içinde yaşayanlar, 21 metrekareye sıkıştırılanlar, okulu zifiri karanlık olan öğrenciler, kayıplarını arayan aileler hoş geldiniz. Biz bu şehri; yürüdüğümüz sokakları, büyüdüğümüz mahalleleri hatırlıyoruz. Helalleşmek yok, affetmek yok!”
“Kader değil, katliam”
Kaymaz’ın ardından 6 Şubat Platformu adına basın açıklamasını Mehtap Aslan Yüreğir okudu. Depremin ardından üç yıl geçtiğini hatırlatan Mehtap Aslan Yüreğir, “Bu kent bütün acısına rağmen ayakta kalmak isteyen insanlara dolu. Yas hala içimizde, eksiklikler hala hayatımızda ve ne yazık ki adalet hala yerini bulmuş değil. Son dönemde sıkça bir cümle duyuyoruz: ‘Antakya yeniden ayağa kalkıyor.’ Biz de soruyoruz: Ayağa kalkan kim, nerede ve kim için? Eğer yeniden kurulan şehir eski sakinlerini dışarıda bırakıyorsa, mahalle kültürünü yok ediyorsa, insanları doğdukları yerlerden koparıyorsa, bize sorulmadan bizim adımıza karar veriliyorsa orada ayağa kalkan şey yaşam değildir. Bu yürüyüşü, parlak görsellerde, resmi anlatılarda yer almayan Hatay için yapıyoruz. Geçici barınma alanlarında hala belirsizlik içinde yaşayanlar için, sesini duyuramayanlar için yapıyoruz. Bu kent sadece yeniden inşa edilen binalardan ibaret değildir. Planlar şeffaf, kararlar katılımcı olmalıdır” dedi.
‘Katliama kader denmesini kabul etmiyoruz’
Daha sonra Adalet Peşinde Aileler Platformu adına konuşan ve Antakya Elit Apartmanı’nda üç yakınını kaybeden Filiz Bekler ise sorumluların yargılanması çağrısında bulundu. Bekler şunları söyledi: “Canlarımızı bizden alan bir anlık sarsıntı değildi; yapılması gerekeni yapmayanlar, gözlerini kapatanlardı. Bu katliama ‘kader’ denilmesini asla kabul etmiyoruz. Çünkü göz göre göre geleni ‘kader’ diye açıklamak ihmali örtmez. Sevdiklerimizi bir felakete değil, umursamazlığa kurban verdik. Biz yasımızı ve mücadelemizi bir arada sürdürürken, sorumluların hayatlarına kaldıkları yerden devam etmelerini istemiyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından depremde yitirilen canlar anısına 105 saniyelik saygı duruşunda bulunuldu.
Anma programı geceleyin devam etti
Basın açıklaması sırasında Antakya’da anma programının geceleyin de devam edeceği duyuruldu. Buna uygun olarak, daha sonra, saat 01:30’da TTB Koordinasyon Merkezi’nden Uğur Mumcu Bulvarı’na sessiz bir yürüyüş düzenlendi ve depremin gerçekleştiği saat olan 04.17’de aynı noktada bir anma töreni daha yapıldı.
İSKENDERUN
İskenderun’da da 6 Şubat Platformu öncülüğünde Doğan Petrol karşısında bulunan Migros önünden, İskenderun Cemevi’ne kadar bir yürüyüş gerçekleştirildi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın da aralarında bulunduğu siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı yürüyüşte, “Birlikte güçlüyüz” ve “6 Şubat’ı unutma unutturma” pankartı açıldı. Yürüyüşe katılan yurttaşlar, depremde kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıdı. “Ma rıhna nihna non” ve “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganları ile İskenderun Cemevi önünde son bulan yürüyüşün ardından 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.
Depremde yitirdiği kızı Berfin Tektaş’ı arayan Birgül Güden, burada yaptığı açıklamada, “Hesabı sorulmayan her can bir adalet borcudur” dedi ve tüm deprem bölgesinde 38’i çocuk olmak üzere 145 kişinin hâlâ kayıp olduğunu hatırlattı. Güden, bu kişilerin akıbetinin resmi kayıtlarda belirsizliğini koruduğunu söyleyerek, “Bir mezar taşı bile olmayan bu insanların hesabı verilmeden afet yönetiminden bahsedemezsiniz. Bu kayıplar depremin değil, yönetilemeyen bir sürecin sessiz belgesidir” diye konuştu. Güden, depremzedeler için ayrılan milyarlarca lira tutarındaki Avrupa Birliği fonlarının akıbetini de gündeme getirerek, “Bu paralar nereye gitti? Bu sorunun araştırılması için verilen Meclis önergeleri neden Cumhur İttifakı oylarıyla reddediliyor?” diye sordu.
‘Nasıl unutulacak?’
Ardından DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan söz aldı. Bakırhan “Tabii acı dinmedi. Dinecek bir acı değil. Belli ki bugün slogan atan, yaşamını yitiren canlarımızın ismini tekrar eden ailelerimizin acısı devam edecek. Çok üzgünüz” diyerek, dünyanın her yerinde deprem, yangın ve sel olduğunu ve insanların çeşitli afetlerle yüz yüze kaldığını işaret etti. Bakırhan, “Ama dünyanın hiçbir yerinde yangın olduğunda yangını söndürecek helikopterler bozuk çıkmıyor. Dünyanın hiçbir yerinde deprem için toplanan vergiler iktidar yanlısı sermayeye peşkeş çekilmiyor. Dünyanın her yerinde olan depremlerde bu kadar can, mal kaybı yaşanmıyor. Bunu yaşatanlar ‘kaderdir’ diyor. Kader olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Kader fakire, fukaraya işliyor ülkemizde. Bir türlü sermayeye, iktidar yanlılarına işlemiyor. İnsanlar canlı canlı aileleriyle vedalaştılar. Nasıl unutulacak bu?” diye sordu.
‘Hatay dünkü gibi’
Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu acıyı, bu yıkımı makyajlarla örtebilirler mi? Bir özür dilemek, bir özeleştiri vermek gerekmiyor mu? Bunu yapmak yerine o enkazları, o tozu dumanı, o yıkımı brandalarla kapatıyorlar. Yani yaşamını yitiren insanların aileleriyle alay ediyorlar. 3 yıl geçti. Biraz önce Hatay’dan geldik. Dünkü gibi her yer. Kimi binalar yükselmiş ama insanlar hala konteynırlarda yaşıyor, yazın sıcağında kışın soğuğunda. Ankara’nın umurunda değil. Bütçenin en büyük harcaması faize ve faiz lobilerine, çatışmaya, silaha, topa tüfeğe gidiyor. Orada arkadaşlarımız biraz faizleri kısın dedi. Biraz sermayeden kısın dedi; biraz kurşundan, toptan, tüfekten kısın da bir an önce bu deprem bölgelerini ayağa kaldıralım dedik. Kime diyoruz ki? Bildiğini okuyan, emekliyi, emekçiyi, depremzedeyi umursamayan bir iktidara diyoruz bunu.
‘Deprem suçlari insanlık suçudur’
Deprem suçları insanlık suçudur. Deprem suçu işleyen herkes yargılanmalıdır. Söz veriyoruz. Bir gün mutlaka bu kadar yıkıma, ölüme sebebiyet verenler, özeleştiri dahi vermeyenler, yanlışını brandayla örtenler, doğayı ranta açanlar muhakkak demokratik bir yargı karşısında hesap vereceklerdir. Güçlü olalım. Yiten canlarımızın davalarının sahibi olalım, vazgeçmeyelim. İhmali bulunan herkesin açığa çıkarılıp yargılanmasını sağlayalım. Bir daha böylesi durumların katliamların yaşanmaması için mecliste sokakta her yerde dayanışacağız, mücadele edeceğiz.”
