Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Şeddadi, El Aktân, El Hol: IŞİD’lilerin tutuldugu cezaevleri boşaltılıyor mu?

    20 Ocak 2026

    21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

    20 Ocak 2026

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Rojava’da direnen Kürt halkının ve kadınların yanındayız

    20 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

      20 Ocak 2026

      Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

      20 Ocak 2026

      Öldürülen bir beden, yaşayan bir vicdan: Hrant Dink

      18 Ocak 2026

      14 Ocak İş bırakma eyleminin geride bıraktıkları

      16 Ocak 2026

      Türkiye 2025 yılı değerlendirmesi

      15 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Hrant’ın katlinin güncelliği

      19 Ocak 2026

      Hızlı çöküşün anatomisi

      19 Ocak 2026

      Hafıza, hakikat, yüzleşme, adalet…

      18 Ocak 2026

      Oliver Rivas: “Venezuela’da olan biteni kutlayan kimse yok, muhalefette bile”

      16 Ocak 2026

      Bahçeli’nin Kürtlere teklifi: ‘Verilenle yetinin’

      14 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » 21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

    21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

    MUHSİN DALFİDAN yazdı: Gücün pervasızlığının ve keyfiyetinin kural olduğu küresel savaş düzeni emperyalist kapitalizmin ve onun küresel felaketlerinin panzehri; felaket muhataplarının bin bir çeşit renginin kendi şarkılarının ritmi eşliğinde sokağın “çok sesli koro”sunun ritmini oluşturarak ve sermayenin mezar kazıcısı işçi sınıfının ufuk çizgisini kerteriz alarak, sürdüreceği özgür bir dünya ütopyası yürüyüşü olacaktır.
    Muhsin Dalfidan20 Ocak 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Emperyalist kapitalizm 21.yüzyılda küresel savaş düzeni haline gelmiş bulunuyor.   Emperyalistler arası mola dönemleri giderek kısalmakta ve/veya tamamen ortadan kalkmakla, sürekli savaş hali yeni biçimlerde hükmünü sürdürür hale gelmekte.  Sürekli savaş hali içinde ezilen dünya halkları yeni acılar ve bedellerle yüz yüze kalmakta. Halklar kendi kaderini belirleyebilecek gücü toplamak ve emperyalist kapitalizmi tarihe gömmek için, öncelikle savaşlar ile emperyalizmin bağını yeniden yeniden bilince çıkarabilmeli.  Kapitalizmin yeni savaş tekniklerini anlamalı ve analiz edebilmeli. Bu donanımla emperyalist savaşların yıkımlarına karşı durabilme ve sermayenin savaş düzenini alt ederek özgür dünyayı var edebilmenin yollarını aydınlatabilmeli. Bu makale uzun soluklu ve kolektif çabayı gerektiren bu çalışmalara giriş yapabilmeyi hedefliyor.

    Savaşlar emperyalist kapitalizmin doğasıdır

    Emperyalist kapitalizm yapısı ve varoluş koşulu gereği, kapitalistler arası rekabet ve gerilim sistemidir. Emperyalist paylaşım savaşları da bunun kaçınılmaz sonucudur. Kapitalizmin işleyiş yasalarından biri de ‘eşitsiz gelişim yasası’dır. Kapitalizm tek düze gelişmez, bazı devlet ve bölgeler daha önde, diğerleri ise daha geride kalırlar. Bu da kapitalist dünyanın güç dizilişinde eşit olmayan hiyerarşiyi ortaya çıkartır. Kapitalizmin bu eşitsiz gelişimi, dünya pazarının emperyalistler arasında yeniden ve yeniden paylaşılmasını zorunlu kılar. Ve emperyalistler arası güç dengelerinin değişmesi yeni paylaşım savaşlarına yol açar. Bu kapitalizmin doğasının gereğidir.

    Zira sermaye ancak çok sayıda sermaye biçiminde var olabilir ve dolayısıyla sermayenin kendi kendini yönlendirişi, bu çok sayıda sermaye biçiminin karşılıklı etkileşimi içinde mümkündür.  Yine, tüm kapitalist gelişme, kapi­talizmin çelişkilerinin giderek genişleyen bir ölçekte sürekli yeniden üretilmesi sürecinden başka bir şey değildir. Sermayenin merkezileşmesi ve yoğunlaşması tekelleşmeyi artırırken, tekeller arası rekabeti şiddetlendirir. Dolayısıyla kapitalizm ve savaşlar birbirinin ayrılmaz parçalarıdır.

    Günümüzde küresel emperyalist kapitalizm, sermaye birikim rejiminin hareket yasalarının tarihsel sürekliliği içinde büyük ölçüde mantıki sonuçlarına ulaşmış, tarihsel ve siyasal olarak sınırlarına dayanmış durumdadır. Yeni bir sermaye birikim rejimi oluşturamadığı için kriz ve savaşlar, dijital militarizm araçlarının öne çıktığı tarzıyla süreklileşmiş bulunmaktadır.

    Emperyalistler arası hegemonya mücadelesinde yeni dönem

    Küresel savaş düzeni emperyalist kapitalizm, ABD başta olmak üzere, hegemonya için yarışan Rusya ve Çin gibi emperyalist güçlerin aralarındaki ekonomik savaş ve rekabet sürekliliğine; vekalet savaşları, siber saldırılar, elektronik savaş sistemleri gibi yeni şiddet araçlarının eşlik ettiği dönemini yaşıyor. SSCB’nin yıkılmasının ardından tek kutupluluğa ilerliyor gibi görünen dünyamız, yeniden emperyalist-kapitalist bloklaşmalarla çok kutuplu bir karakter kazandı. SSCB’nin yıkılmasının ardından ABD emperyalizminin başını çektiği yeniden paylaşım saldırıları, Asya-Pasifik bölgesini bir barut fıçısına döndürürken, Merkezi Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı da kan deryası içinde yüzen bir kaosa mahkûm etti.

    Bugün de dünyanın her yerinde emperyalistler arası hegemonya mücadelesi farklı şiddet araçlarıyla sürdürülmekte ve dünya çapında ivme kazanmış durumda. Amerika tekrar dünyanın tek “efendisi” olmak için kaosun imkanlarını kullanmaya çalışmakta.

    Emperyalistler arası güç mücadelesinde tek ya da birden fazla emperyalist hegemonik gücün varlığı fark etmez. Her durumda emperyalistler arası güç mücadelesinin daim olacağı kesin. Günümüzde bu güç mücadelesi sürekli savaş halinde sürüyor ve süreceğinden de kuşku yok.  Sadece değişiklik yeni tekniklerin devreye alınmış olmasıdır.

    Dünden bu güne vekâlet savaşları ve değişimi

    Büyük devletlerin birbiriyle kendi ordularıyla doğrudan savaşa girmeyip; küçük devletleri,  milis grupları veya özel askeri şirketleri destekleyerek onların üzerinden dolaylı biçimde yürüttüğü savaşı, vekalet savaşı olarak tanımlayabiliriz. Vekalet savaşlarının arkasında sadece büyük devletler değil yer yer bölgesel düzeyde etkin olan küçük devletler de yer alabilmektedir. Vekalet savaşları eskiden beri uygulanmaktaydı,  21.yüzyılda ise başat savaş biçimi haline gelmiş bulunuyor.

    20. yüzyılda esas olarak ABD ve SSCB’nin bölgesel devletler üzerinden yürüttükleri vekalet savaşlarına tanık olduk. Devlet dışı güçlerin vekil güç olarak sahaya sürülmesi daha ikinci plandaydı. Ayrıca bu savaşlarda iki “süper” güç, çoğu durumda daha geri planda savaşı yönetmekteydiler.  21. yüzyılda ise vekalet savaşlarında devlet dışı güçlerin kullanılması daha bir yaygın hale gelmiştir. Bunlara “mafyatik” yapılar da dahildir ve asıl güçler değişik gerekçeler üreterek sahnede görünmektedirler.

    Kendi stratejik hedeflerine savaş yoluyla ulaşmak isteyen güçler, vekâlet savaşı yoluyla kanlı çatışmanın doğrudan tarafı olmadan savaşabilmektedir. Vekâlet savaşlarının tercih edilmesinin birçok nedeni var. Birincisi, bu yöntemle dökülen kan “kendi” kanı olmazken, kazanılan “ganimet” kendisinin olmaktadır. İkincisi, asıl taraf için kendi ordusuyla savaşmasının maliyetine göre, sahada var olan güçler üzerinden bölgedeki devletleri savaştırarak ya da milis, terör örgütü vb. güçleri destekleyerek veya silahlı güç sahibi özel şirketleri kullanarak ( hepsi bir arada da kullanılmaktadır)  savaşı sürdürmesinin maliyeti daha az olmaktadır. Üçüncüsü, yürütülen savaşlarda işlenen savaş suçlarından asıl taraf kendini koruyabilmektedir. Savaş suçları sahada vekâleten “tetiği çekene” yıkılırken, “tetiği çektiren” kendini korumaya almaktadır. Dördüncüsü, özellikle devlet dışı grupların kendi aralarında çatışması ve/veya bu gruplarla sahadaki devletin çatışması vb. biçimlerde sürdürülen vekalet savaşları, hedef bölgede/devlette siyasi istikrarsızlığı ve/veya zayıflığı çoğu durumda kalıcılaştırmaktadır. Bu sayede asıl güçler stratejik çıkarlarını uzun vadede de güvence altına alabilmektedirler. Ayrıca belirtmek gerekir ki;  vekâlet savaşlarında devlet dışı güçlerin kullanılması toplumda şiddetin yüceltilmesine de hizmet etmekte ve toplumlarda militarist ideolojinin hegemonyasını güçlendirmektedir.

     Suriye iç savaşında ABD’nin Esad rejimine karşı cihatçıları eğitip, donatıp sahaya sürmesi,  Rusya’nın ise,  Wagner Grubu’nu kullanarak Esad rejimini desteklemesinin vekalet savaşlarının tekil örnekleri olmadığını belirteyim. Dünyanın dört bir yanında vekâlet savaşları bölge devletleri ve/veya devlet dışı militer aktörler aracılığıyla sürmektedir.

    Küresel savaş düzeni yeni savaş teknik ve biçimleriyle “devlet terörünü” yaygınlaştırıyor

    Clausewitz, “Savaş Üzerine” adlı kitabında savaşı, düşmanı irademizi yerine getirmeye zorlayan şiddet eylemi olarak tanımlar ve savaşın politikanın şiddet araçlarıyla sürdürülmesi olduğunu belirtir. Bu tanımın yapıldığı dönemlerde savaş esas olarak devletlerin askeri güçleri arasında mekâna bağlı fiziki çatışmalar olarak sürmekteydi. Günümüzde geleneksel savaş denilen savaşın bu biçimi yanında, savaşı orduları karşı karşıya getirmeden sürdürmeyi sağlayan yeni teknik ve biçimler devreye girmiş bulunuyor. Bu yeni savaş teknik ve biçimleri hibrit savaşlar, elektronik savaş, uzaktan vurma gibi kavramlarla adlandırılmaktadır. 

    Kimileri bunlara “devletler ile devlet-dışı militer yapıların karşı karşıya geldiği asimetrik savaşlar” olarak “yeni savaş” adını vermektedir.  Ancak bu savaş teknik ve biçimleri, savaşın tanımını ve amacını değiştirmemekte sadece savaş araç ve yöntemlerindeki değişiklikleri ifade etmektedir.  Bu bağlamda geleneksel-yeni savaş ayrımı yerine, savaş yöntem ve araçlarındaki yeniliklere odaklanmanın,  günümüz savaşlarını analiz edebilmek ve güç savaşlarına karşı durma mücadelesini etkinleştirebilmek açısından daha uygun olacağı düşüncesindeyim.

    Savaşın tanımı ve yeni tekniklerinin örneklerine ilişkin notu düştük. Şimdi bu yeni teknikleri biraz açmakta yarar var. Zira çoğu dijitalleşme ürünü olan savaşın yeni yöntemlerin de devreye girmesiyle; günümüz dünyası sadece kan gölüne değil, devletler “güvenlik” devletine, dünya güvensizlik küresine dönüşmüş,  devletler arası ve devletler içi ilişkiler kimin ne zaman av, ne zaman avcı olacağının belli olmadığı av ve avcılar ilişkisi haline gelmiş ve toplumlar distopik toplumlara dönüştürmüş durumda.

    Elektronik Savaş: Günümüz savaş tekniklerinin en önemlilerindendir. Elektronik savaş teknolojisiyle, elektromanyetik dalgaların farklı frekanslara yönlendirilmesi sağlanır. Bu yolla elektromanyetik spektruma (EMS) erişim kesilir, (EMS: evrenin herhangi bir yerinde fizik kurallarınca mümkün kılınan tüm elektromanyetik radyasyonu ve farklı ışınım türevlerinin dalga boyları veya frekanslarına göre bu tayftaki rölatif yerlerini ifade eden ölçüt.) teknolojik aygıtlar arasındaki sinyaller engellenir ve çalışmaz hale getirilir.

    Hibrit Savaş: Elektronik harp, siber saldırılar, dezenformasyon, vekalet savaşları vb. yöntemleri geleneksel savaş yöntemleriyle birleştiren modern bir savaş stratejisidir. Günümüzde birçok devlet, hibrit savaş taktikleri kullanarak askeri müdahaleye gerek kalmadan rakiplerini zayıflatarak bertaraf etmeyi tercih etmektedir.
    Yeni teknolojilerin savaş tekniği olarak kullanılması sadece savaşın rengini ve doğasını değiştirmemekte,  aynı zamanda toplum üzerindeki militarist hegemonyayı da güçlendirmektedir.

    Yüz Tanıma Teknolojileri ve uzaktan vurma: Yüz tanıma sistemleri iş yaşamını kontrol eden “masum” iş disiplini mekanizması olmanın çok ötesinde amaçlar için kullanılmakta. İstihbarat örgütleri yapay zeka teknolojisini kullanarak tüm dünyada yüz tanıma veri tabanları havuzu oluşturmakta. Yüz tanıma sistemlerini kullanarak elde edilen veriler değerlendirilerek hedef imha edilebilmektedir.

    Bu saldırılar değişik biçimlerde olabilmektedir. En yaygınlarından biri İnsansız Hava Araçları ile yapılan saldırılardır.  İHA saldırılarında savaş etiği ters yüz edilmektedir. Artık bu saldırı biçiminde iki güç karşı karşıya gelip çatışmamaktadır. İHA saldırısını yapan taraf avcı, diğer taraf av konumundadır. Bu yöntemde tamamıyla asimetrik bir savaş devrededir.

    Dünyada son 15 yıldır savaşlarda yaygın olarak kullanılan bu teknolojilerin, ABD tarafından 2000’li yılların başlarından beri kullanıldığı açık kaynak bilgilerinde yer almakta.

    Örneğin, İsrail’in Filistin’e karşı yürüttüğü soykırım savaşında bu teknoloji kullanıldı. İsrail Batı Şeria ve diğer Filistin topraklarında yüz tanıma sistemleri yoluyla, tüm Filistinlileri kayıt altına alan kitlesel gözetim veri tabanları oluşturdu/oluşturmaya devam ediyor. Nimbus Bulut teknolojisi ve benzer teknolojilerle hedefindeki kişilerin nerede olduğunu rahatlıkla tespit edebiliyor.

    Yapay zeka teknolojileriyle hedef bölgelerdeki kişilerin kimlik bilgilerinden öte hangi örgütlere mensup olduğu da tespit edilerek uzaktan imha edilebilmektedir. Nitekim İsrail, yapay zeka askeri savaş teknolojisi Lavander ile sahadaki kişilerin Hamas ya da başka örgütlerden kişiler olduğunu tespit ederek saldırılar gerçekleştirmektedir.

    21. yüzyılın küresel sürekli savaş düzeninde güç ve hukuk ilişkisi de değişti

    Sürekli savaş düzeni kendi kuralsızlıklarını “kural” olarak dayatmak zorundadır. Artık emperyalizmin, sürekli savaş düzeninde beka sorununu çözmede başka bir çaresinin kalmadığı görülüyor.

    Bu bağlamda Trump, Venezuela saldırısı sonrası New York Times gazetesine verdiği  röportajda  ” Beni sınırlayan tek şey kendi ahlakım ve kendi aklım. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok”  derken, yeni savaş düzeninin, uluslararası hukuk temelinde değil askeri güç keyfiyetiyle işleyeceğini ilan etmiş bulunuyor.

    Emperyalizmin patronu benim diyen Trump,  kendi keyfine göre, hiçbir belge ve kanıt sunmadan tehdit gerekçeleri üretiyor. Tehdidi bertaraf adına askeri güç kullanıyor. Eskiden uluslararası hukuk, askeri güç seviyesine göre belirlenirken, artık askeri güç kendi çıkarlarına göre uluslararası hukuk oluşturmaya, bunun için zaman ve enerji harcamaya ve bunlarla kendini sınırlandırmaya gerek duymuyor. Doğrudan askeri güç kullanımı- elbette ekonomik gücün de rolü var-  kuralsızlığın aracı haline gelmiş bulunuyor. 

    Küresel savaş düzenine karşı ezilenlerin mücadelesi

    Geleneksel ya da dijital savaş teknikleriyle yürütülen emperyalist paylaşım savaşlarına karşı sınıf çıkarları temelinde mücadele yol ve yöntemlerini geliştirmek ezilenler cephesinin sorumluluğundadır. Diğer yandan savaşa ve yol açtığı yıkımlara karşı mücadele ederken özgür bir dünyaya kapı açacak devrimin olanaklarını pratikleştirmek görevi de tüm yakıcılığı ve güncelliğiyle önümüzde duruyor.

    “Teknoloji sahibine göre işlev görür” düsturu ezilenlerin dezavantajıdır.  Buna rağmen teknoloji ve yapay zekayı ezilenler kendi lehlerine kullanabilirler. Kullanmak zorundadırlar. Bunun için önce statükoculuktan uzak durarak, geçmiş ezberlerle değil, günümüzün savaş tekniklerindeki yeniliklerin politik analizinden çıkarılacak sonuçlar üzerinden hareket edilmelidir. Sanal ve gerçek iki katmanlı dünyanın gereklerine çare olacak çoklu araçlar geliştirilmeli. Gerçek dünyanın araçlarıyla birlikte, dijital militarizm ve savaşa karşı; dijital karşı mücadele, özgürleşme mecraları ve araçları sonuna kadar değerlendirilmelidir.

    Ama en önemlisi, hiçbir etik ve hukuki sınırlama tanımayan 21. yüzyılın dijital savaşlar dünyasında, ezilenlerin en büyük “silahı” her daim örgütlü ve dayanışma içinde olmalarıdır. Her dönemden daha fazla dayanışma içinde olmanın, daha fazla kolektif tutum ve örgütlülüğün, “yeni” dünya düzeniyle baş edebilmenin en etkin yolu olduğu akıllarda yer etmelidir.

    Bugün her şeye rağmen, dünyanın dört bir yanında ezilenler yollara düşmüş ve sokaklarda kendi hikâyelerini yazıyorlar. Sıra ritim uyumunda.  Zira ritim uyumunu yakalayan ezilenlerin örgütlü gücü karşısında hiçbir güç ayakta kalamaz. Gücün pervasızlığının ve keyfiyetinin kural olduğu küresel savaş düzeni emperyalist kapitalizmin ve onun küresel felaketlerinin panzehri; felaket muhataplarının bin bir çeşit renginin kendi şarkılarının ritmi eşliğinde sokağın “çok sesli koro”sunun ritmini oluşturarak ve sermayenin mezar kazıcısı işçi sınıfının ufuk çizgisini kerteriz alarak, sürdüreceği özgür bir dünya ütopyası yürüyüşü olacaktır.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

    20 Ocak 2026

    Öldürülen bir beden, yaşayan bir vicdan: Hrant Dink

    18 Ocak 2026

    14 Ocak İş bırakma eyleminin geride bıraktıkları

    16 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Muhsin Dalfidan

    21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

    Remzi Altunpolat

    Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

    Toros Korkmaz

    Öldürülen bir beden, yaşayan bir vicdan: Hrant Dink

    Mehmet Ramazan

    14 Ocak İş bırakma eyleminin geride bıraktıkları

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Kadir Akın

    Hrant’ın katlinin güncelliği

    Fehim Taştekin

    Hızlı çöküşün anatomisi

    Nuran Ağan

    Hafıza, hakikat, yüzleşme, adalet…

    Siyasi Haber

    Oliver Rivas: “Venezuela’da olan biteni kutlayan kimse yok, muhalefette bile”

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) YouTube
    EMEK

    DİSK-AR’dan yeni araştırma: Sendikalaşma ve Toplu Pazarlık Raporu (Ocak 2026) yayımlandı!

    20 Ocak 2026

    Metal işçileri grev sürecine giriyor: İlk grev 30 Ocak’ta

    20 Ocak 2026

    Yemeksepeti kuryeleri üç günlük iş bırakma eylemine başladı

    18 Ocak 2026
    KADIN

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Rojava’da direnen Kürt halkının ve kadınların yanındayız

    20 Ocak 2026

    Kuşadalı kadınlar barış için buluştu

    16 Ocak 2026

    Kadın cezaevlerinde hak ihlali iddiaları Meclis’te: Sağlık ve iletişim kısıtlamaları gündemde

    15 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.