Refik Ünal, hücre tipi cezaevlerinin uygulamaya konmasına karşı 1996 yılında devrimci tutsakların gerçekleştirdiği 68 günlük Süresiz Açlık Grevi’nin direnişçilerindendi. Ancak Ünal, yaşamının daha sonraki dönemini uzun açlık grevinin yarattığı bedensel ve psikolojik etkiler altında, Wernicke-Korsakoff’lu olarak geçirdi.
Buna rağmen ideallerine ve mücadeleye bağlılığını asla yitirmeyen Refik Ünal, felsefe ve Kapital okumalarına yoğunlaştı. Bu alanda yapılan etkinlikleri düzenli olarak takip etti ve çıkardığı sonuçları dile getirdi.
Komünist bir işçi
Ankara, Sincanlı olan Refik Ünal, OSTİM’de işçi olarak çalışırken, 12 Eylül faşizmi koşullarında komünizm düşüncesiyle tanıştı ve yaşamının bundan sonrasında teorik ve pratik olarak bu ideale bağlı kaldı. Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (TİKB) saflarına katılan Ünal, mücadelede kararlılığı ve yetenekleriyle öne çıktı.
Örgütünün kararı doğrultusunda İstanbul’a geçen Ünal, burada ağır bir tecriti ve çok sıkı kuralları gerektiren örgütün yeraltı matbaasında çalıştı.
1994’te örgütüne yönelik operasyon sonucunda yakalandı. Ağır işkencelere rağmen ağzından yoldaşları ve örgütüne zarar verecek tek kelime çıkmadı.
1996’da yapılan Süresiz Açlık Grevi’nde de büyük bir kararlılık ve direnç gösterdi.
“Safi irade”
Yoldaşı Selim Açan, Alınteri gazetesinde (web) yayımlanan yazısında onu şu sözlerle tanımlıyor: “Refik’i nasıl bilirsin” diye sorulacak olsa yanıtım “safi irade” olurdu herhalde. Kafasına bir şey koymaya görsün, o çelimsiz vücuttan beklenmeyecek bir enerji ve güç fışkırır, adeta sınır tanımazdı.”
İkitelli’de cenaze töreni
Refik Ünal, yarın (18 Ocak, Pazar) 15.30’da İkitelli Cemevi’nde yapılacak törenin ardından Ayazağa Mezarlığı’nda sonsuzluğa uğurlanacak.
