İran’da 28 Aralık’ta çarşı esnafının yüksek enflasyon ve İran para biriminin değerindeki düşüşe karşı başlattığı grev ve ardından gelen halk protestoları karşısında İran İslam Cumhuriyeti internet erişimini engelledi, binlerce kişiyi tutukladı ve yüzlerce protestocuyu öldürdü.
Protestolar devam ederken ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’dan sonra İran’a da askeri müdahale yapılacağına dair ifadelerde bulunuyor.
Akademisyen-yazar, Ortadoğu uzmanı Narges Bajoghli, Time’da yayınlanan yazısında İran’daki gelişmeleri tarihsel arka planı ve ABD yaptırımlarının yarattığı sonuçlar ile birlikte değerlendiriyor ve “İran’daki yapısal koşullar bugün Şah’ın düşüşüne ve 1979 devriminin zaferine yol açan koşullarla karşılaştırılabilir mi?” diye soruyor.
1979’daki gibi bir güç dengesi mevcut değil
Bajoghli’ye göre, İran’da 28 Aralık’ta çarşı esnafının yüksek enflasyon ve İran para biriminin değerindeki düşüşe karşı başlattıkları grev ve ardından gelen halk protestoları güçlü ve meşru olsa da 1979’daki gibi bir rejim değişimini mümkün kılacak yapısal güç dengeleri şu an mevcut değil.
Bajoghli, İran hükümetini zayıflatma amacıyla başlatılan ABD yaptırımlarının İran’da ekonomik krize yol açtığını ve bu yaptırımların da esas olarak sıradan İranlıların ekonomik güvenliğini yerle bir ettiğini iddia ediyor.
Hükümetin ekonomik krizi kötü yönettiğini, uygulanabilir ekonomik politikalar sunmakta başarısız olduğunu belirten Bajoghli, ABD yaptırımlarının sıradan İranlıyı yoksullaştırırken, Devrim Muhafızları ve rejime yakın elitleri zenginleştirdiği, buna bağlı olarak İran’da güvenlik güçlerinin rejime ekonomik ve siyasi olarak bağımlı hale geldiği yorumunu yapıyor. “47 yıllık İslam Cumhuriyeti yönetimi ve özellikle son yirmi yıldaki ABD yaptırımları, bu kurumu temelden değiştirdi. ABD ve müttefiklerinin yaptırımları İran’ı zayıflattı, ancak aynı zamanda İslam Devrim Muhafızları (İDG) ve devletle bağlantılı elitler için yaptırımları ihlal eden operasyonlar yoluyla servet biriktirme konusunda eşi görülmemiş fırsatlar yarattı. İDG ile bağlantılı işletmeler, İran’ın yaptırımları aşma aygıtı haline geldi; ithalatı kontrol etti, döviz işlemlerini yönetti ve kısıtlanmış mallara erişimi tekelleştirdi. Askeri ve güvenlik elitleri İran ekonomisinin en önemli noktalarını ele geçirirken, varlıklı, geleneksel çarşı aileleri ve iş adamları ekonomik özerkliklerini kaybettiler ve işlerini sürdürmek için giderek daha çok Devrim Muhafızları’na bağlı ağlarla ortaklık kurmak veya onlara boyun eğmek zorunda kaldılar,” diyen Bajoghli, bu durumu mevcut protestolarda güç dengesini bozan bir unsur olarak değerlendiriyor.
İran ordusunda bir bölünme veya karşı tarafa geçme söz konusu değil
“İran ordusunun taraf değiştirdiğine dair hiçbir kanıtımız yok. Bu genellikle belirleyici bir faktördür. Devrimler, güvenlik güçleri protestoculara ateş açmayı reddettiğinde veya önemli askeri birlikler taraf değiştirdiğinde başarılı olur. Bugün, İran’ın güvenlik aygıtı hâlâ sağlam durumda ve Devrim Muhafızları sadece askeri güç değil, İslam Cumhuriyeti’nin hayatta kalmasına derinden bağlı ekonomik ve siyasi gücü de temsil ediyor. 8 Ocak’ta internet erişiminin engellenmesinden bu yana İran’dan gelen sınırlı raporlar, güvenlik güçlerinin önemli ölçüde baskıcı güç kullandığını güçlü bir şekilde gösteriyor,” diyor.
“1979’da din adamlarının büyük bir kısmının Şah’a karşı Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin arkasında birleştiği zamandan farklı olarak, bugünkü din adamı yapılanmasında benzer bir fikir birliği yok,” diyen Bajoghli, İran’daki din adamlarının tek tip bir yapıdan ibaret olmadığını, çok farklı düzeylerde güç, etki ve mali kaynaklara sahip olduklarını, rekabet eden gruplar olduğunu bunun da “yıkılacak tek bir ‘İslam Cumhuriyeti’ olmadığı anlamına” geldiğini belirtiyor.
“Tarih, güçlü bir örgütlenme olmadan protesto döngülerinin sonuçsuz bir şekilde tekrarlandığını veya daha kötüsü, müdahale veya otoriter alternatifler için fırsatlar yarattığını göstermektedir. Devrim bir an değil, bir süreçtir; iktidar konusunda dürüstlük ve dış müdahaleye karşı şüphecilik gerektiren bir süreçtir,” diyen Bajoghli, yazısını gerçekliğe dayalı dayanışma çağrısı ile bitiriyor.
Narges Bajoghli kimdir?
Bajoghli, John Hopkins Üniversitesi’nde Ortadoğu Çalışmaları alanında doçent ve “Yeniden Tanımlanan İran: İslam Cumhuriyeti’nde İktidar Kaygıları” adlı kitabın yazarıdır.
