Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kapsamlı bir değerlendirme raporu yayımladı. Açıklamada, 2025 yılı boyunca yargı paketleri, Diyanet hutbeleri ve iktidarın müdahaleleriyle kadınların temel hak ve özgürlüklerinin sistemli biçimde hedef alındığı vurgulandı. Platform, kadın cinayetleri ve şiddete ilişkin resmi verilerin gerçek tabloyu yansıtmadığını belirterek, İstanbul Sözleşmesi’nden CEDAW’a kadar birçok uluslararası yükümlülüğün ihlal edildiğini hatırlattı.
Mirabel Kardeşlerden 2025’e: Politik Şiddet Gerçeği
EŞİK, açıklamasında 25 Kasım’ın tarihsel önemine dikkat çekerek, Dominik Cumhuriyeti’nde 1960’ta diktatör Trujillo tarafından katledilen Mirabel kardeşleri andı. Kadınlara yönelen şiddetin bireysel değil politik olduğuna vurgu yapan platform, otoriterleşme ve eşitsizliğin arttığı dönemlerde şiddetin de tırmandığını belirtti.
Kadınların fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik ve dijital şiddetten korunmasının yolunun eşit yurttaşlığın güvence altına alınması, cezasızlığın sona erdirilmesi ve kamusal kaynakların kadınların güçlendirilmesine ayrılmasından geçtiği vurgulandı.
2025: Kadın Haklarına Yönelik Çok Boyutlu Saldırıların Yılı
Platform, 2025 yılı boyunca yayımlanan yargı paketleri ve Diyanet hutbeleri ile kadınların yaşam tarzının, kıyafet özgürlüğünün ve miras haklarının hedef alındığını belirtti. Merkezi idarenin belediyelere yönelik müdahalelerinin eşitlikçi politikaları zayıflattığı, barış süreçlerinden kadınların dışlandığı ve Medeni Kanun’a yönelik hazırlıkların hızlandığı ifade edildi.
İstanbul Sözleşmesi’nin yanı sıra CEDAW ve 6284 sayılı Kanun’un da uygulanmadığına dikkat çekildi.
TÜİK ve bakanlık verileri tartışmalı
TÜİK’in kadına yönelik şiddette düşüş olduğu algısı yaratan verilerinin uluslararası araştırmalarla örtüşmediğini belirten EŞİK, İçişleri Bakanlığı’nca açıklanan kadın cinayeti verilerinin de eksik olduğunu ve gerçek tabloyu yansıtmadığını vurguladı.
- Yargı Paketi: “Ahlak Bekçiliğinin Hukuksallaştırılması”
EŞİK’e göre 11. Yargı Paketi; LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılığı artıran, çocukların korunmasını zayıflatan ve protesto hakkını daraltan maddeler içeriyor. Ulaşım araçlarının hareketini engelleme bahanesiyle anayasal protesto hakkının hedef alındığı belirtilerek, “Toplumsal muhalefeti susturmaya dönük bu düzenlemeler kabul edilemez” dendi.
Çocuk Politikaları Çöktü: Ahmet Minguzzi’nin Katledilişi
Platform, Mattia Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesinin devletin çocuk politikalarının yokluğunu gözler önüne serdiğini belirtti. Çocukların suça sürüklenmesinin bireysel “kötülük” değil; yoksulluk, eşitsizlik, eğitime erişememe ve örgütlü suçun yaygınlaşması gibi yapısal sorunlardan kaynaklandığı vurgulandı.
- Yargı Paketi: Nafaka Hakkı ve Medeni Kanun Tehlikede
EŞİK, gündemdeki 12. Yargı Paketi’nin nafaka sınırlamaları ve aile arabuluculuğu gibi adımlarla kadınların boşanma süreçlerindeki güvencelerini ortadan kaldırdığını belirtiyor.
Paketteki “hızlı boşanma” düzenlemesinin erkekler lehine işleyen bir sisteme dönüşeceği uyarısı yapıldı.
Medeni Kanun’a yönelik değişiklik hazırlıklarının “laikliğe ve kadınların eşit yurttaşlık statüsüne saldırı” olduğu ifade edilerek, “Neredeyse 100 yıllık kadın kazanımından vazgeçmeyeceğiz. Dokunamazsınız” denildi.
“Aile Yılı” ve Ulusal Eylem Planı: Kağıt Üstünde Kalan Taahhütler
2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesi ve 2026–2035 dönemi için “Aile ve Nüfus 10 Yılı” açıklamalarının kadınlar açısından bir anlam taşımadığı belirtilen açıklamada; 2007’den beri hiçbir eylem planının izleme raporunun yayımlanmadığı, sığınak açma taahhütlerinin yerine getirilmediği ve Şiddet İzleme Komitesi’nin işlevsiz bırakıldığı kaydedildi.
“Kadına yönelik şiddetle mücadele sloganla değil, bütçesi, izleme mekanizması ve somut adımları olan politikalarla yürütülür” vurgusu öne çıktı.
“Eşitlik Yoksa Güvenlik de Barış da Yok”
EŞİK, kadınların yaşam hakkını, ekonomik bağımsızlığını ve medeni haklarını hedef alan tüm girişimlere karşı mücadeleyi sürdüreceğini belirterek:
“Şiddetsiz bir yaşam için kimseyi geride bırakmadan dayanışmayı büyüteceğiz. 25 Kasım yasaklarına, polis müdahalelerine ve gözaltı baskılarına boyun eğmeyeceğiz” ifadelerine yer verdi.
EŞİK’in Açıkladığı “Acil ve Zorunlu Adımlar”
EŞİK, merkezi ve yerel düzeyde mor, yeşil ve kamucu ekonomi anlayışıyla kadınlara yönelik şiddeti önlemek için atılması gereken politik adımları dört başlık altında topladı:
- Şiddetsiz Evler İçin
• İstanbul Sözleşmesi’nin eksiksiz uygulanması
• 6284 sayılı yasanın etkili şekilde yürütülmesi ve bağımsız izleme mekanizmaları
• Her 100 bin nüfusa bir sığınak, her 200 bin nüfusa bir cinsel şiddet kriz merkezi
• Geçiş evleri, barınma–eğitim–istihdam destekleri
• Devlet görevlilerinin sorumluluk ihmalinde rutin soruşturma açılması
• Arabuluculuk ve uzlaştırmanın kesin yasaklanması
• Cezasızlık politikalarına son verilmesi - Şiddetsiz Sokaklar ve Toplumsal Alanlar İçin
• Hak temelli güvenlik politikaları
• Protesto hakkını daraltan düzenlemelerin geri çekilmesi
• Eşitlikçi belediye politikalarına müdahalenin son bulması
• Toplumsal cinsiyet odaklı bütçelemenin zorunlu hale gelmesi
• Barış süreçlerinde kadın temsilinin güvence altına alınması
- Şiddetsiz Okullar ve Güvenli Çocukluk
• Laik, bilimsel ve eşitlikçi eğitim
• 12 yıl kesintisiz zorunlu eğitim
• Okullarda ücretsiz bir öğün yemek
• Çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi
• Organize suç örgütleriyle etkin mücadele
• Çocukları kriminalize eden dilin terk edilmesi
- Şiddetsiz İş Yerleri İçin
• Cinsiyet eşitliğini sağlayan istihdam politikaları
• Ücret eşitliği
• Her mahallede ve iş yerlerinde ücretsiz kreş
• Mobbing ve taciz karşıtı zorunlu işyeri politikaları
• ILO 190 Sayılı Sözleşmesi’ne derhal taraf olunması
EŞİK, açıklamasını “Eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz bir yaşam mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle tamamladı. Platform, 25 Kasım eylemlerine yönelik yasaklama girişimlerine rağmen, anayasal haklardan vazgeçmeden mücadeleyi büyütme çağrısı
