Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Fransa’da gençlik ayakta: “Kara hafta”da liseler işgal ediliyor, barikatlar kuruluyor

    6 Ekim 2026

    Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel ve siber çete üyesinin uyuşturucu yazışmaları dava dosyasında!

    5 Ekim 2026

    Kobanê’de anadilde ve kamusal eğitim hakkına müdahale: “Ayrıcalık değil, fırsat eşitliği istiyoruz”

    5 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Anayasayı ihlal eden iktidarın yeni ve “sivil” Anayasa çağrısı

      5 Ekim 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir filozof, bir bilge, bir insan

      4 Ekim 2026

      Üniversitelerde “huzur” aranırken: 1976-1977 raporlarının satır araları

      2 Ekim 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -4- Devrimci sınıf ya da devrimci özneye bakışı

      27 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -3- İçindeki köleyi öldürmek

      26 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      Biraz da var olacağımıza inanmak

      3 Ekim 2026

      Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi – gönderene iade

      1 Ekim 2026

      14 maddede faşizm: Umberto Eco

      29 Eylül 2026

      “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

      21 Eylül 2026

      COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

      20 Eylül 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Yabancı sermaye: ‘Yetmez ama Evet!’

    Yabancı sermaye: ‘Yetmez ama Evet!’

    Siyasi Haber14 Nisan 2017
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    MUSTAFA DURMUŞ yazdı:”Yerli sermaye ‘istikrar’ adı altında sermayeye verilen desteklerin sürmesini sınıfsal olarak talep ediyorsa, yabancı sermaye de aynı sınıfsal çıkarlarla hareket ediyor ve ‘istikrarı’ savunuyor. İstikrarın ise, onların gözünde, mutlaka demokrasi altında olması gerekmiyor.”

    Başlığın 2010 referandumunda “Evet” oyu kullanan bazı liberal solcuları eleştirmek için atıldığı düşünülmesin. Zira onların büyük bir kısmı ülkenin Pazar günü yapılacak olan referanduma getirilme nedenlerinden birinin, aslında 2010 yılındaki referandum olduğunun farkındalar ve bu nedenle de bu kez “Hayır” diyeceklerini açıkladılar.


    Başlık ülkemize gelen, özellikle de kısa vadeli, spekülatif yabancı sermayeye yön veren bazı uluslararası yatırım fonlarının tavrı ile ilgili.


    Çünkü aralarında UBS, Morgan Stanley, Goldman Sachs, Deutche Bank gibi büyük finansal kuruluşların, özellikle de Nisan ayı başından bu yana yayımladıkları Türkiye raporlarında “Evet” çıkma ihtimalinin daha yüksek olduğu, bu nedenle de piyasaların hali hazırda “Evet”i fiyatladıkları açıklanıyor ve yatırımcılar açık ya da örtülü bir biçimde “Evet”e çağrılıyor.


    Örnek olarak Morgan Stanley (1) bu konuda kendilerinin, piyasaların temsilcileri, bankalar, bürokrasi, sivil toplum örgütleri ve büyükelçiliklerle yapmış oldukları toplantıları ve yine şu ana kadar yapılmış ve sayıları 12’yi bulan referandum anketlerinin sonuçlarını dayanak olarak gösteriyor.


    Böylece bu örgütler, sözüm ona her hangi bir değer yargısı katmaksızın gerçek durumu tespit etmeye çalıştıkları izlenimini vermeye çalışıyorlar. Gerçekte ise, birazdan ele alacağımız nedenlerden dolayı, manipülatif davranıyorlar, kamuoyunu etkilemeye çalışıyorlar.


    Sınıfsal çıkarlar yön veriyor !


    Sermayenin sadece yabancı sermaye kanadı değil, aslına bakılırsa yerli sermaye kanadı da son bir haftadır açıktan “Evet” kampanyası yürütüyor ve bu yönde oy kullanacaklarını açıklıyor.


    Örnek olarak, Türkiye’nin dolar milyarderleri sıralamasında 3,7 milyar dolarlık serveti ile en zengin sermayedarı olduğu tescillenen Murat Ülker dün “Evet” diyeceklerini açıkladı. Benzer bir biçimde, TOBB “Evet” için gazetelere ilan verdi.


    Sermayenin bu tavrı birkaç nedenden dolayı anlaşılabilir bir tavır. İlk olarak, hiç biri özellikle de 15 Temmuz sonrasında bazı büyük şirketlerin el konularak TMSF’ye devredilmesinden sonra siyasal iktidar ile sorun yaşamak istemiyor.


    İkincisi ve daha da önemlisi, bu örgütler 2016 yılının son çeyreğinden bu yana ekonomiye destek gerekçesiyle uygulanmakta olan sermaye yanlısı para ve maliye politikaları ile ekonominin, tartışmalı da olsa, son çeyrekte yüzde 3,5 büyütüldüğünü biliyorlar.


    Bu yıl, varlık affına ilaveten, sermayeden vergi ve prim afları, indirim ve muafiyetler gibi düzenlemelerle 102 milyar liralık vergi alınmayacağını, beyaz eşya ve elektronikte ve konuttaki düşürülmüş olan ÖTV ve KDV oranlarının yıl sonuna kadar uzatılacağını, istihdam desteği adı altında kendilerine aylık 773 liralık bir nakit desteği verildiğini, kurumlar vergisi oranlarının düşürüldüğünü, 250 milyar liralık bir plasman imkanıyla Kredi Garanti Fonu’nun imkanlarının kendilerine ucuz ve bol kredi olarak sunulduğunu (ki şu ana kadar bankalar bu fonun garantisi ile 100 milyar lirayı aşkın kredi kullandırttılar) biliyorlar.


    Ayrıca en yetkili ağızdan 657 sayılı. DMK’nın değiştirilerek, artık kamuda, özellikle de üst düzey yöneticilerin, her hangi bir liyakate bağlı kalınmaksızın, kendi istedikleri kimselerden atamasının yapılabileceğini, bunların da devletin imkânlarını kendileri için daha hızlı ve daha fazla kullandırabileceklerini, daha da önemlisi kıdem tazminatlarının artık kendileri için bir maliyet, dolayısıyla da sorun olmaktan çıkartılacağını öğrenmiş bulunuyorlar.


    Bu nedenlerle de, devleti ve bürokrasiyi istedikleri yönde etkilemenin göreli olarak daha çok zaman aldığı ve daha zor olduğu, buna karşılık hesap sormanın daha mümkün olduğu bir kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistemdense, gücün tekelde toplandığı ve büyük sermayeye son derece sıcak bakan bir başkanlık sistemi kendilerine daha cazip geliyor. Yani tercihleri bütünüyle kendi sınıfsal çıkarlarını yansıtıyor.


    “Yetmez ama evet”


    Yabancı sermayeye gelince. Bu yıl cari açığımızın 36 – 40 milyar dolar arasında olması bekleniyor. Bu aşağı yukarı milli gelirin yüzde 5- 6’sına denk düşecek. Böyle önemli boyuttaki bir açığın fonlayıcılarından söz ediyoruz. Ve Türkiye hala benzer ülkeler arasında yabancı sermayeye en yüksek faiz ve getiriyi sunan ülkelerin arasında yer alıyor. Dışarıdaki fon fazlalığı nedeniyle de, Türkiye özellikle de kısa vadeli spekülatif kârlar için hareket eden yabancı sermayenin, fonların vazgeçemeyecekleri pazarların başında geliyor.


    Bu nedenle de, sınıfsal çıkarları gereği bu yabancı fonlar, Türkiye’den sağlayacakları getirilerinin hem istikrarlı olmasını, hem de güvence altında olmasını istiyorlar.


    Hazırladıkları raporlara bakılırsa kabaca iki senaryodan söz ediyorlar. “Evet” çıkması durumunda (ki daha yüksek ihtimal olarak sunuyorlar) ülkede şu ana kadar uygulanmakta olan genişletici para ve maliye politikalarının süreceğini, böylece ülkenin örneğin 2017 yılında en az yüzde 2,5 ila yüzde 3,4 oranında büyüyeceğini ileri sürüyorlar. Karar alma süreçlerinin hızlanacağını, bunun da ekonomiye (daha doğrusu sermayenin siyasal iktidara) olan güveni artıracağını öngörüyorlar. Böylece “istikrar” altında büyüyen bir ekonomide kendi faiz getirileri, kârları ve rantları da güvenceli bir biçimde artmış olacak.


    “Hayır” çıkması halinde ise (ki bazıları “Evet” – “Hayır”ın bıçak sırtı olduğunu kabul ediyor) sonucun tam bir siyasal ve iktisadi belirsizlik olacağını, bunun bir erken seçimle sonuçlanacağını, Hükümetin devrilebileceğini ve tüm bunların da istikrarsızlığı daha da artıracağını, politik risk algısını yükselteceğini, yabancı sermayenin ekonomiye olan güvenini sarsacağını, ülkeden çıkışların artacağını, kısaca mevcut ekonomik ve politik sorunları daha da derinleştireceğini ileri sürüyorlar.


    Diğer taraftan bu kuruluşlar geçen yıl, Bölgedeki jeopolitik riskler, ülkedeki politik riskler ve ekonomik risklerden hareket ederek, bu işlerden de siyasal iktidarı açık ya gizli olarak sorumlu gösterip, deyim yerindeyse, zehir zemberek raporlar yazan kuruluşlardı.


    Bu kuruluşların yapılan anketlerden hareketle, yüzde 5-30 arasında olduğunu bildikleri kararsızların tavrının “Evet”e döndüğünü ileri sürecek kadar net bir biçimde “Evet”çi olmaları ise muhtemelen şöyle açıklanabilir: Nasıl ki yerli sermaye “istikrar” adı altında sermayeye verilen desteklerin sürmesini sınıfsal olarak talep ediyorsa, yabancı sermaye de aynı sınıfsal çıkarlarla hareket ediyor ve “istikrarı” savunuyor. İstikrarın ise, onların gözünde, mutlaka demokrasi altında olması gerekmiyor. Yeter ki yüksek, hızlı finansal kârlarını sürekli olarak elde edebilsinler, faiz getirilerini sağlayabilsinler.


    Ancak bu kuruluşların hala endişeleri ve bu paralelde talepleri de var. Örneğin yıllardır dillerine doladıkları emek gücü verimliliğini artıran, devlet kontrollerini ve düzenlemelerini bütünüyle ortadan kaldıran ya da etkisiz kılacak olan “yapısal reformların” ve “emek gücü piyasası reformlarının” yapılamamasından ve ülkenin politik ve ekonomik koşulları nedeniyle kısa vadede de yapılamayacağından endişe duyuyorlar. Bu da onları ‘yetmez ama evet’çi yapıyor.


     


    Koyun can, kasap et derdinde


    Başlığı “koyun can, kasap et derdinde” diye de atabilirdik. Çünkü yerli ve yabancı sermaye bu Pazar oylanacak olan anayasa değişikliği ile devletten daha hangi ekonomik ve siyasal imkânları da alırım derdinde.


    Buna karşılık toplumun büyük bir kısmı, bir yandan işsizlikle, yoksullukla, enflasyon ve hayat pahalılığıyla mücadele ederken, diğer yandan çok yıpranmış da olsa, Cumhuriyetin, alanı çok daraltılmış da olsa mevcut parlamenter demokrasinin, hak ve özgürlüklerinin, inancına, kimliğine uygun yaşam biçiminin, insan hakları, kadın hakları, ekolojinin ve emeğin haklarının ve kazanımlarının bütünüyle ortadan kaldırılabileceğinin kaygısını yaşıyor.


    Özcesi, toplumun azınlığını oluşturan yerli ve yabancı sermaye örgütlerinin ve servet zenginliklerinin siyasal ve ekonomik istikrardan anladığı şey ile toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçilerin anladıkları şey aynı olmamalı…

    ………….

    (1) Morgan Stanley, “Looking Past the Referendum”, April 5, 2017.


     

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Anayasayı ihlal eden iktidarın yeni ve “sivil” Anayasa çağrısı

    5 Ekim 2026

    İoanna Kuçuradi: Bir filozof, bir bilge, bir insan

    4 Ekim 2026

    Üniversitelerde “huzur” aranırken: 1976-1977 raporlarının satır araları

    2 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Remzi Altunpolat

    Anayasayı ihlal eden iktidarın yeni ve “sivil” Anayasa çağrısı

    Volkan Yaraşır

    İoanna Kuçuradi: Bir filozof, bir bilge, bir insan

    Mahsuni Gül

    Üniversitelerde “huzur” aranırken: 1976-1977 raporlarının satır araları

    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -4- Devrimci sınıf ya da devrimci özneye bakışı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Maral Dink

    Biraz da var olacağımıza inanmak

    Ertuğrul Kürkçü

    Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi – gönderene iade

    Volkan Yaraşır

    14 maddede faşizm: Umberto Eco

    Ercüment Çervatoğlu

    “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Yüz binlerce çocuk tarlada, binlercesi iş cinayetlerinde!

    4 Ekim 2026

    Yükselen mazot fiyatlarına ve açlığa direnen çiftçiye polisten barikat: Bafralı üreticiler traktörleriyle kent merkezine aktı!

    4 Ekim 2026

    Kayıt dışı istihdam alanı: Ev işçiliği

    3 Ekim 2026
    KADIN

    Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel ve siber çete üyesinin uyuşturucu yazışmaları dava dosyasında!

    5 Ekim 2026

    Erkek şiddeti bir can daha aldı: 18 yaşındaki Gökçe Alkan, Bursa’da katledildi

    4 Ekim 2026

    DEM Parti’li erkeklerden kadın katliamlarına karşı yürüyüş: “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz”

    1 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.