Haber Merkezi, (SH)
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından Köln’de düzenlenen “Be One (Bir Ol)” Açık Hava Festivali öncesindeki resepsiyonda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye siyasetindeki son gelişmelere ve Kürt meselesinin çözüm sürecine dair ezber bozan açıklamalarda bulundu. Muhalefete “birlik” çağrısı yapan Bakırhan, iç tartışmaların ortak mücadele zeminini zedelememesi gerektiğinin altını çizdi.
Çok sayıda siyasetçi ve Avrupa’daki Alevi kurumu temsilcisinin katıldığı resepsiyonun ardından heyet; Mîraz, İlkay Akkaya, Suavi, Efkan Şeşen ve Zeynep Baksi Karatağ’ın sahne alacağı açık hava festivaline katılacak.
“Müzakere etmek, mücadeleden vazgeçmek değildir”
Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürece yönelik eleştirilere ve soru işaretlerine yanıt veren Bakırhan, sürecin tavizsiz bir şekilde ilerlediğini belirtti:
- Sadece araç değişiyor: Hem müzakere hem de mücadele sürecini birlikte yürüttüklerini ifade eden Bakırhan, müzakerenin haklardan vazgeçmek anlamına gelmediğini, sadece mücadele aracının değişmesi üzerine kurulduğunu söyledi.
- Kürdün ve Alevi’nin hakları masada: Müzakere sürecinin Kürt ana dilinden, Alevilerin eşit yurttaşlık haklarından ya da kadınların demokratik hak ve özgürlüklerinden ödün vermek anlamına gelmediğini vurguladı.
- 40 yıllık hareket oyuna gelmez: Sürece dair “Kandırılıyor muyuz?” eleştirilerine yanıt veren Bakırhan, “40 yıllık bir mücadele öyle masada oyuna gelmez, değerlerinden vazgeçmez ve kanmaz” diyerek bir şeylerden ödün verilmediğini ifade etti.
“Temmuz ayına kadar yasal düzenleme bekliyoruz”
DEM Parti İmralı Heyetinin son ziyaretine ve yasal takvime değinen Bakırhan, geciken yasal düzenlemeler hakkında kritik detaylar paylaştı:
- Silah bırakanlar yaşama katılacak: Abdullah Öcalan’ın da belirttiği üzere Temmuz ayına kadar bir yasa beklediklerini söyleyen Bakırhan, bu yasa ile elinde silah olanların ekonomik, siyasal ve toplumsal yaşama katılarak birlikte mücadele edeceğini dile getirdi.
- Sürgündekiler dönecek, davalar düşecek: Düzenleme sayesinde sürgündeki belediye eş başkanları ile milletvekillerinin geri döneceğini, siyasi tutukluların özgürleşeceğini ve milyonlarca insan hakkındaki soruşturma ile davaların düşeceğini açıkladı.
- Kayyım düzenlemesi yolda: Demokratik adımların hemen ardından kayyımlarla ilgili düzenlemelerin yapılacağını belirten Bakırhan, Meclis Komisyonu raporundaki 6. ve 7. maddelerin bu konuda kapsamlı bir adım atılmasını gerektirdiğini aktardı.
Yasalar neden gecikti?
Atılması gereken adımların gecikme nedenini anladıklarını ifade eden Bakırhan, muhalefetin parçalı yapısının ve Ortadoğu’daki gelişmelerin yanı sıra CHP’ye yönelik son operasyonların iktidarın bu süreci zamana yaymasına neden olduğunu söyledi. Çözüm sağlanmış olsaydı kayyım atamalarının ve operasyonların yaşanmayacağını belirten Bakırhan, iktidarın adım atması halinde barış masasını devam ettirmeye samimiyetle hazır olduklarını ifade etti.
“CHP bu süreçten bölünmeden, bütünlükle çıkmalı”
İktidarın mevcut uygulamalarıyla artık rıza üretemediğini ve muhalefeti etkisiz kılmak adına bölme parçalama siyasetine başvurduğunu söyleyen Bakırhan, CHP içindeki tartışmalara dair net bir duruş sergiledi:
“CHP, bu süreç karşısında bütünlüklü olarak çıkmalı. Bizler, CHP’nin demokratik bir zeminde yapılacak bir kurultay iradesiyle bu süreçten başarıyla çıkması gerektiğini belirtiyoruz ve bunu savunuyoruz. Muhalefetin yapması gereken tek şey CHP’yi bölmeden, parçalamadan bu süreçten birlik ve bütünlük içerisinde çıkmasını savunmaktır. Bölünmek en kolayıdır. Kürt hareketi 50 yıldır bölünmediği ve sistemin oyunlarına gelmediği için bugün müzakere masası kuruldu. Kürt hareketi bölünüp parçalansaydı, Sayın Öcalan’la bir müzakere yürütülmezdi.”
“Bir arada olmazsak kayyım da atanır, yargı darbe de yapar”
Toplumun antidemokratik uygulamalardan ve kayyımcı zihniyetten kurtulmak istediğini, bunun için nesnel koşulların son derece uygun olduğunu vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı, “şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz” diyerek konuşmasını şu güçlü uyarıyla noktaladı:
“Hiçbir dönem olmadığı kadar bir olmaya, iç çelişkilerimizi ve iç tartışmalarımızı bir kenara bırakmaya ihtiyacımız var. Kim daha ak kim daha pak tartışması yerine, bu süreçten birlikte güçlü bir şekilde nasıl çıkabileceğimizin formülünü beraber bulmalıyız. Birbirimizi eleştirelim ama omuz omuza mücadele etmekten vazgeçmeyelim. Türkiye’deki mevcut durum bize şunu gösteriyor: Siz bir arada olmazsanız kayyım da atanır, yargı darbe de yapar.”
