TSİP ( 1974-1990) Dayanışma Grubu, 2026 buluşmasını, sosyalist dostlarıyla birlikte, Ege’nin tarihi kenti Didim’de (Didyma) yaptı. 1-5 Ekim günlerindeki buluşmada, Didim’in tarihi yerleri ve koyları gezildi; akşamları da müzik ve şiir dinletisi yapıldı; gezi ve kültür etkinlikleri yanında, yazarlarla söyleşiler yapıldı; güncel konular tartışıldı.
Çağatay Anadol: “Sosyalizm için mücadele, insanileşme sürecinin parçası”
1974-1990 TSİP’in parti çalışmalarında önemli görevlerde bulunan Çağatay Anadol, yaptığı açılış konuşmasında; insanileşme sürecine ve sosyalizmin buna katkısına vurgu yaptı. Çağatay Anadol, sosyalist mücadele ve Kürt sorunun çözümüne yönelik olarak da şunların altını çizdi:

“Sosyalizm için mücadele; insanlaşma, insanileşme sürecinin de önemli parçalarından biri oldu. Birlikte karar almayı ve ortak bir iradenin parçası olmayı, yalnızca kitaplardan değil, yıllarca başkalarıyla birlikte mücadele ederek öğrendim. İnsan, başkalarından öğrenerek, onlarla tartışarak ve dayanışarak insanileşiyor. Bu yolun önemli bir bölümünü, bir kısmını, bugün bu salonda bulunan insanlarla birlikte yürüdüm.
İnsanlaşma süreci, insanın yalnız kendisi için istediği hak ve özgürlükleri, başkaları için de istemeyi öğrenmesidir. Bu bakımdan halkların eşitliği düşüncesi; insanlık dairesini ulusal sınırların ötesine genişletti: Kendi halkımız için istediğimiz özgürlüğü başka halklar için de istemek; hiçbir halkın dilini, kültürünü ve kimliğini aşağı görmemek; onların nasıl yaşayacağına ve kimlerle birlikte olacağına kendilerinin karar verme hakkını kabul etmek… Böylece başka halklar, yönetilecek topluluklar değil, kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi insanlar olarak görülmesi gerekir.
Sosyalizm; ‘yasal eşitlik yetmez, insanların gerçekten eşit ve özgür yaşayabilecekleri maddi ve toplumsal koşullar da yaratılmalıdır’ dedi. Sosyalizmin ortak noktası; insanın kendi konumunu evrensel ölçü saymaktan vazgeçmesi ve başkasının özgürlüğünü, eşitliğini ve hakkını, kendi hakkı kadar önemli görmesidir.”
Erdoğan Aydın: “Kürtlere destek olmamız gerekiyor”
Türkiye’nin en önemli güncel konusu olan Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm Süreci ile ilgili “Cumhuriyet’ten Günümüze Kürt Meselesi ve Çözüm Süreci” başlıklı, Tarihçi-Yazar Erdoğan Aydın’ın katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantıda Erdoğan Aydın, oldukça kapsamlı bir sunum yaptı.
Tarihçi ve yazar Erdoğan Aydın, Kürt Sorunu’nun önemine ve çözümüne dikkat çekerek kısaca şunları belirtti:
“Türkiye’nin en önemli sorunu, Kürt sorununun çözülmesidir. Biz sosyalistler, bu sorunun çözümüne katkı sunmak zorundayız. Bu önemli sorun, yüz yılı aşkındır en yakıcı bir şekilde devam etmektedir. Bu sorunu bastırmak için devlet, her türlü şiddeti kullanmış; yaşlı genç, çoluk çocuk binlerce insan hayatını kaybetmiş; milyonlarca insan zorla yerinden, yurdundan göç ettirilmiş ve işsizliğe, açlığa, yokluğa mahkum edilmiştir.
Bu yakıcı sorun, sadece Kürtleri değil; işçileri, emekçileri ve çocuklarını askerde ve dağda kaybeden binlerce aileyi, binlerce anneyi yasa boğmuştur; trilyonlarca dolar bu sorunu bastırmak için harcanmış, ekonomik bütçe tüketilmiş ve halkın, emekçinin her türlü sorunu, her türlü yolsuzluk, her türlü kirlilik, bu sorun kullanılarak kapatılmak istenmiştir.
Şunu açık ve net belirtmem gerekir ki; bu önemli sorun çözülmeden, ne demokrasi sorunu çözülebilir ne işçinin ve emekçinin sorunu çözülebilir ne de barışın olduğu, eşitliğin olduğu, insan haklarının olduğu demokratik bir ülkede yaşayabiliriz.
Bütün bu nedenlerden dolayı; biz sosyalistlerin, biz demokratların, biz işçilerin ve emekçilerin, biz Alevilerin, biz öteki halkların ve kültürlerin, bu önemli sorununun çözümüne destek vermeliyiz; birlikte mücadele etmeliyiz ve birlikte başarıya ulaşmalıyız ki bunu; Suriye’deki Rojava halkı, Kürdüyle, Ermenisiyle, Süryanisiyle, Alevisiyle, işçisiyle, emekçisiyle başardı ve hayata geçirdi.
Kürtler, artık bağımsız bir Kürdistan değil, eşit haklar temelinde, bir arada yaşama politikası yürütüyorlar.
Bütün dünyada, sorunun çözümü için müzakere, egemen güçlerle yapılmıştır ve çözümler de onlarla yapılmıştır.
Bu sorunun çözümü için biz sosyalistlerin, biz demokratların Kürtlere destek olmamız, onlarla dayanışma için de olmamız gerekiyor.”
Gülçiçek Günel Tekin: “Kürt sorunun çözümü, ülkemizin demokratikleşmesi demek”
Yazarlarla yapılan söyleşide, araştırmacı-yazar Gülçiçek Günel Tekin de şunlara değindi:
“Ben, beş yaşımda hiç Türkçe bilmeden Kozluk Yatılı Bölge Okulu’na (Batman) başladım. Okula başlar başlamaz bana, benim dilim yasak edildi. Hiç bilmediğim bir dille konuşmam, hiç bilmediğim bir kimlikle var olmam ve hiç bilmediğim bir kültürle yaşamam istendi. Bütün bu yasaklamalar, üstümüzde büyük bir etki yarattı ve hepimiz psikolojik sorunlar yaşadık ve aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ da yaşıyoruz. Bunun için “Anadilinde Eğitim” ile ilgili ilk kitabım yayınlandı ve büyük ilgi gördü.
Bu kitabı hazırlarken; karşıma yüzyılın “Türkleştirme” politikası çıktı. İttihat Terakki döneminden itibaren ekonominin, dilin, kültürün, kimliklerin ve coğrafyanın Türkleştirilmesi kapsamında; devletin, bütün halklar üzerindeki “red, inkâr, imha ve soykırım” politikasını belge, rapor ve canlı tanıklarla yaptığım söyleşilerle kitaplaştırdım.
İttihat Terakki, “Ulus Devlet Projesi”ni Alman ırkçılığından almıştı. Bu politika öylesine derinlikli ve bütünlüklüydü ki bir kitabım bitti, diğer kitabım başladı. Tabii ki bu imha politikasına tek direnebilen güç “Kürtler” olduğu için, en büyük baskı ve imha politikası, bunlar üzerinde uygulandı ve hâlâ da uygulanmaktadır. Bundan dolayı, Kürt sorunun çözümü, aynı zamanda bu politikanın açığa çıkartılması ve ülkemizin demokratikleşmesi demektir ki, kendisine ‘insanım’ diyen herkesin bu barış sürecini, bu çözüm sürecini, bu demokratikleşme sürecini desteklemesi gerekiyor.”
Hüseyin Sarıbaş, Ali Mahir ve Mehmet Nur: “Destek vermek herkesin görevi”
Yazar, şair Hüseyin Sarıbaş ise Karadeniz Bölgesi Hemşinli kimliğinin kendi özel hayatına yansıması ve yaşanmışlığına vurgu yaptı ve kitap çalışmalarının bu alanda olduğunu söyledi. Kürt sorunun çözümünün, ülkemizin demokratikleşmesi ve barış açısından çok önemli olduğunu belirten Sarıbaş, bütün sosyalistlerin, bütün demokratların, bu sorunun acilen çözülmesine destek vermesi gerektiğini vurguladı.
Başta, kendi ili Trabzon olmak üzere, ülkemizde ve yurt dışında söylediği türkülerle ve okuduğu şiirlerle de tanınan ve yayınlanmış kitapları olan halk ozanı / şair Ali Mahir de yaptığı sunumda, Kürt sorununa değindi ve “Bu sorunun çözümüne destek olmak herkesin görevidir” dedi.
Kısa film çekimleri de yapan ve askerlik yaparken yaşadıklarını, gözlemlerini ve anılarını kitaplaştıran Mehmet Nur da barış ve demokratikleşme sürecine destek verilmesi gerektiğini belirtti.
Haber: Gülçiçek Günel Tekin

