Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Rojava’da ateşkesin süresi 15 gün uzatıldı

    25 Ocak 2026

    Rojava’ya yönelik saldırılara karşı protestolar sürüyor: Avrupa ayakta, İstanbul’da 70’e yakın gözaltı

    25 Ocak 2026

    Bereket Kar aramızdan ayrılışının 1. yıldönümünde Antakya’da anıldı

    24 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

      22 Ocak 2026

      21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

      20 Ocak 2026

      Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

      20 Ocak 2026

      Öldürülen bir beden, yaşayan bir vicdan: Hrant Dink

      18 Ocak 2026

      14 Ocak İş bırakma eyleminin geride bıraktıkları

      16 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Davos’ta yankılanan büyük ikame korkusu: Göç, robotlar ve Çin

      23 Ocak 2026

      Hrant’ın katlinin güncelliği

      19 Ocak 2026

      Hızlı çöküşün anatomisi

      19 Ocak 2026

      Hafıza, hakikat, yüzleşme, adalet…

      18 Ocak 2026

      Oliver Rivas: “Venezuela’da olan biteni kutlayan kimse yok, muhalefette bile”

      16 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Siyasetin simülasyonu ve kimliğin krizi

    Siyasetin simülasyonu ve kimliğin krizi

    ERCAN JAN AKTAŞ yazdı: Erdoğan’ın iki fotoğraf ile kurduğu simülasyon karşısında gelen tepkilerle, barış mücadelesi veren aktörlerin –özellikle DEM Parti’nin– gündelik siyaset diline çekilmesi, sürecin derinliğini gölgelemektedir. Oysa tam da böyle zamanlarda soğukkanlılık, sabır ve stratejik akıl gereklidir. Çünkü barış, sadece umutla, kısa vadeli politik çıkarlarla değil, uzun vadeli toplumsal yüzleşme ve dönüşümle mümkündür.
    Ercan Jan Aktaş24 Ekim 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Türkiye’de siyaset, uzun yıllardır gerçeklerin değil, imgelerin diliyle konuşuyor. Gerçekliğin yerini alan bu imgeler, toplumu duygusal tepkilerle, sosyal medya üzerinden yürüyen linçlere, öfkeli açıklamalar yapmaya yönlendiriyor. Her fotoğraf, her cümle, her sahne hızlı bir şekilde bir “algı mühendisliği”nin parçası hâline gelebiliyor.

    Barış bile, bir umut olmaktan çıkıp bir gösteriye dönüştürülebiliyor. Baudrillard’ın simülasyon kuramının (1981) da işaret ettiği gibi, siyasal iletişim artık gerçekliğin değil, gerçekliğin temsiline dair temsillerin dolaşımına dönüşmüştür.

    Tam da böyle bir zamanda, 1 Ekim 2025 günü Meclis’te servis edilen iki fotoğraf, Türkiye’nin barışla, kimlikle ve yüzleşmeyle kurduğu çetrefilli ilişkinin sembolü hâline geldi. Bizler bu tarihten itibaren buradan doğru kurulan simülasyon ve manipülasyonların üzerinden hala söz kurmaya, anlamaya, anlamlandırmaya devam ediyoruz. (1)

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM açılışında verdiği iki fotoğraf, siyasal iletişimin nasıl bir simülasyon alanına dönüştüğünün göstergesiydi. Bir fotoğraf, sadece bir anı değil, kimi zaman bir stratejiyi, bir ideolojiyi ve bir dönemin ruhunu da temsil eder. Bu kareler, Türkiye siyasetinde yeniden bir gerilim hattı açarak, iktidarın barış fikrini araçsallaştırma biçimlerini bir kez daha görünür kıldı. Bu karelerin ardından açılan tartışma, yalnızca siyasal bir algı meselesi değil, Türkiye’nin yüz yılı aşan kimlik krizinin yeniden görünür hale gelmesiydi.

    Kimlik krizi ve hegemonik modernitenin sarsılması

    Erdoğan’ın ateşlediği bu çatışma alanından doğru, özellikle ulusalcı-laik-seküler kesimlerin Kürtlere, özellikle de Kürt siyasal hareketine karşı hem siyaset alanından hem de basın, medya ve sosyal medya üzerinden kurdukları öfke ne nefret diline tanık olduk. Böylesi bir yaklaşımın karşı tepki üretmesi elbette anlaşılır, gündelik siyaset dilinde bir anlamı olabilir, ancak karşı bir tepkisellik ile bu duruma karşılık vermenin barışın toplumsallaşması çabalarına bir faydasının olmayacağını bilmek gerekiyor. Öncelikle Türkiye’de hala itina ile adı dahi konulmayan ‘süreç’ derin bir toplumsal yarılmaya sebep oldu. Ulusalcı–laik–seküler kesimlerin bu sürece karşı sergiledikleri öfke ve nefretin kökenlerine iyi bakmak, oradan doğru bir dil kurmak çok daha yapıcı olacaktır.

    Unutmamak gerekir ki, ulusalcı-laik-seküler kesimlerin Kürtlere dönük öfkesinin kökeni, yalnızca güncel siyasî reflekslerle değil, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana inşa edilen kimlik ve yurttaşlık anlayışının tarihsel kodlarıyla ilgilidir. Bu kesim, Cumhuriyet’in kurucu öznesi olarak kendisini “ulusun sahibi” konumunda görmüş, modernleşme ve laiklik üzerinden tanımlanan Türk kimliğini merkeze almıştır. (2)

    Dolayısıyla Kürtlerin eşit yurttaşlık, özerklik ya da demokratik temsil talepleri, bu tarihsel ayrıcalık anlatısını doğrudan sarsmaktadır. Kürt siyasal hareketinin meşru bir özne olarak tanınması bu çevrelerde bir “imtiyaz kaybı” korkusu yaratmakta; devletle özdeşleşmiş yurttaşlık bilinci içinde barış süreci “devletin diz çökmesi” olarak algılanmaktadır. Kemalist modernitenin asimilasyoncu mirası ise kültürel çoğulculuğu bir tehdit olarak kodladığı için, Kürtlerin kimlik talepleri bu kesim nezdinde hâlâ “bölücülük” ya da “gericilik” olarak görülmektedir.(3)

    Bu öfkenin derinleşmesinde sınıfsal ve kültürel mesafe de belirleyici bir rol oynar. Kentli, orta-üst sınıf bir yaşam biçimini temsil eden ulusalcı-laik-seküler çevreler, Kürtlerin yoksulluk, göç ve savaş deneyimlerinden doğan toplumsal gerçekliğini genellikle “öteki Türkiye” olarak algıladılar. Bu algı, hem kültürel bir önyargıyı hem de politik bir mesafeyi besledi. Ancak asıl neden, olası bir barışın beraberinde getireceği tarihsel yüzleşme korkusudur. Bütün bunları gözeterek ancak barışın inşasında yol almak mümkün olacaktır.

    Barışın zorlu yolu: Stratejik akıl ve yüzleşme

    Çünkü gerçek bir barış süreci çok katmanlı ve uzun erimli bir süreçtir. Katmanlardan bir tanesi de Cumhuriyet tarihi boyunca işlenen inkâr, imha ve asimilasyon politikalarının kabulünü, yani “modern Türk yurttaşı” kimliğinin sorgulanmasını geliştirmektir. Bu da ulusalcı-seküler kesim açısından bir kimlik travmasına, bir hegemonik modernite krizine dönüşüyor. Sonuçta Kürtlerle eşitlenmek, onlar için yalnızca siyasal bir değişim değil, tarihsel üstünlük statüsünün sonu anlamına gelir. Bu nedenle barış, onların gözünde bir umut değil, varoluşsal bir tehdittir. (4)

    Bütün bu gerçeklikleri gözetecek bir stratejik akıl ile ile yol almak gerekirken, Erdoğan’ın iki fotoğraf ile kurduğu simülasyon karşısında gelen tepkilerle, barış mücadelesi veren aktörlerin –özellikle DEM Parti’nin– gündelik siyaset diline çekilmesi, sürecin derinliğini gölgelemektedir.

    Oysa tam da böyle zamanlarda soğukkanlılık, sabır ve stratejik akıl gereklidir. Çünkü barış, sadece umutla, kısa vadeli politik çıkarlarla değil, uzun vadeli toplumsal yüzleşme ve dönüşümle mümkündür. Çünkü barış, yalnızca umutla kurulmaz; yüzleşmeyle, cesaretle ve birbirinin hikâyesini duymaya razı olan kalplerle mümkündür.


    Fotoğraf 2012’de, Dünya Barış Günü dolayısıyla başlatılan “Roboskî’den Ankara’ya Barış Yürüyüşü” sırasında, Aksaray yakınlarında çekildi. Ercan Jan Aktaş da o yürüyüşe katılan ve yukarıdaki barış simgesini oluşturanlardan biriydi. Yazar, yürüyüşte birlikte oldukları halde kompozisyonda yer almadığı için, bu fotoğrafı belgeselci Bingöl Elmas’ın çektiğini düşünüyor.

    O yürüyüşü Roboskîli aileler, sivil toplum temsilcileri, barış aktivistleri, vicdanıi retçiler ve insan hakları savunucuları birlikte örgütlemiş, 1300 kilometrelik güzergah boyunca da berlirli aralıklarla yüzlerce katılan olmuştu. Amaç, hem katliamın unutulmaması hem de Kürt sorunu başta olmak üzere tüm çatışmalı alanlarda kalıcı bir barış talebinin görünür kılınmasıydı. Yürüyüşçüler Ankara’ya varınca Meclis önünde ve çeşitli noktalarda barış çağrısı içeren açıklamalar yaptılar. “Roboskî’den Ankara’ya Barış Yürüyüşü” hem simgesel hem politik açıdan güçlü bir hafıza momenti olarak kaldı.

    Dipnotlar:

    (1) https://yeniyasamgazetesi9.com/1-ekim-fotografinin-politik-anatomisi/
    (2) https://www.ozgurpolitika.com/haberi-imtiyazli-turklerin-kurt-fobisi-204939
    (3) https://yeniyasamgazetesi9.com/beyaz-turkun-kibri/
    (4) https://www.ozgurpolitika.com/haberi-barisin-insasinda-umudun-sinavi-205583

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

    22 Ocak 2026

    21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

    20 Ocak 2026

    Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

    20 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ömer Bölüm

    Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

    Muhsin Dalfidan

    21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

    Remzi Altunpolat

    Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

    Toros Korkmaz

    Öldürülen bir beden, yaşayan bir vicdan: Hrant Dink

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Evren Balta

    Davos’ta yankılanan büyük ikame korkusu: Göç, robotlar ve Çin

    Kadir Akın

    Hrant’ın katlinin güncelliği

    Fehim Taştekin

    Hızlı çöküşün anatomisi

    Nuran Ağan

    Hafıza, hakikat, yüzleşme, adalet…

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) YouTube
    EMEK

    Torbalı’daki Migros deposunda iş bırakma: Yüzde 28’lik zam teklifi reddedildi

    24 Ocak 2026

    Direnen metal işçileri kazandı

    21 Ocak 2026

    TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi’nde işçi eylemi sonuç verdi: İşten atma geri çekildi

    21 Ocak 2026
    KADIN

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Rojava’da direnen Kürt halkının ve kadınların yanındayız

    20 Ocak 2026

    Kuşadalı kadınlar barış için buluştu

    16 Ocak 2026

    Kadın cezaevlerinde hak ihlali iddiaları Meclis’te: Sağlık ve iletişim kısıtlamaları gündemde

    15 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.