Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Rojava emin! [1]

    28 Ocak 2026

    Selim Sadak toprağa verildi: Sürgünde ölüm sessiz bir cinayet, fail devlettir

    28 Ocak 2026

    Kadıköy’de Rojava için çağrı: ‘Barıştan yana tutum alın’

    28 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Rojava emin! [1]

      28 Ocak 2026

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 1

      27 Ocak 2026

      Rojava’da karşı-devrim hamlesi

      26 Ocak 2026

      Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

      22 Ocak 2026

      21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

      20 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      ABD’den genel grev manzaraları

      26 Ocak 2026

      Yaşama yolculuk: Duygu ortaklığı ve duygu kırılmasının kesişiminde Rojava

      26 Ocak 2026

      Neden Rojava’yı savunmalıyız?

      25 Ocak 2026

      Saatler yine savaşa kuruldu

      25 Ocak 2026

      Davos’ta yankılanan büyük ikame korkusu: Göç, robotlar ve Çin

      23 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Rojava emin! [1]

    Rojava emin! [1]

    ERCAN JAN AKTAŞ yazdı: Rojava için ses çıkarmak, yalnızca bir halkı savunmak değil; geleceği savunmaktır. Kadınların öncülüğünde kurulan özgür yaşamı, halkların yan yana durma iradesini, zorbalığa karşı kolektif cesareti savunmaktır. Bu yüzden herkesin bulunduğu yerden yapabileceği bir şey vardır: Doğru bilgiyi yaymak, yalanı teşhir etmek, dayanışmayı örgütlemek, baskıya karşı sözü ve eylemi büyütmek! Çünkü Rojava’nın direnişi, bizim de insan kalma direnişimizdir.
    Ercan Jan Aktaş28 Ocak 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email


    Rojava’da devam eden kuşatmanın ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz. Son büyük saldırıların 5–6 Ocak 2026’da Paris’te kurulan masa ile başladığını görüyoruz. Masada bir araya gelen uluslarası güçler Kürtlerin varlığını bir kez daha ivedilikle halledilmesi gereken teknik bir soruna indirgeyerek bu halkın özgür yaşam hakkını yok saydılar. Suriye’de 15 Mart 2011 tarihinde Deraa kentinde barışcıl protestolar ile başlayan süreç uluslarası güçlerin organizasyonu ile cihadist grupların aktörlüğünde bir iç savaşa dönüştürüldüğünde, bu insanlık suçuna karışmadan, yaşadığı bölgedeki halklar ve inançlar ile birlikte ortak bir yaşam alanı Kürtlerin öncülüğünde Rojava’da hayat buldu.

    Ortadoğu’da asırlardır, etnik ve inançsal farklılıklar üzerinden üretilen nefret, şiddet ve savaş politikalarını dönüştürmeye aday alternatif yaşam alanı ortadan kaldırılmak isteniyor diplomatik salonların sessizliğinde. Dünyanın dikkati başka krizlere yönelmişken, bir halkın kaderinin “istikrar” adı altında neredeyse idari bir sıradanlıkla mühürlenebildiğine tanık olduk. Bu an, uluslararası hukukun arka plana itildiği, gücün ise artık açıkça ve pervasızca konuştuğu yeni bir döneme girildiğini gösteriyor.

    Paris’te yaşananların tesadüf olmadığını biliyoruz. Bu sahne, güçlülerin kendilerini meşrulaştırma ihtiyacı bile duymadığı, keyfiliğin bir yönetim biçimine dönüştüğü hukuk-sonrası dünyanın tipik bir örneği. ABD, İsrail, yeni Suriye yönetimi ve Türkiye temsilcileri oradaydı; bölgesel mimari yeniden şekillendirilirken en çarpıcı olan, Kürtlerin masada yer almamasıydı. Bu yokluğun bir ihmal değil, bilinçli bir tercih olduğunu görüyoruz. Kürtler artık müzakerenin öznesi değil; bastırılması, dağıtılması ya da “teknik” bir sorun olarak çözülmesi gereken bir değişken olarak ele alınıyor. Tartışılan adalet ya da barış değil, herkesin kendi çıkarına göre tanımladığı muğlak bir “istikrar” ve bu denklemde Kürtler gözden çıkarılabilir görülüyor.

    Aslında Kürt halkının bu tabloya yabancı olmadığını biliyoruz. Sevr’den bugüne, imparatorlukların dostluğunun her zaman koşullu olduğunu, fedakârlıkların yeni stratejik öncelikler karşısında hızla unutulduğunu defalarca yaşadılar. Bugün çözülen şey yalnızca askeri ya da idari bir yapı değil; hukukun ve evrensel hakların, ne kadar ihlal edilirse edilsin, bir sınır oluşturabileceğine dair inancın kendisidir. Yine de bu tablo bizi umutsuzluğa değil, açıklığa götürüyor. Paris’te alınan kararlar dünyanın ne kadar acımasızlaştığını gösterirken, Kürtlerin tüm parçalarda birleşerek direnişi büyütmesi bunun karşısındaki en güçlü cevaptır. 2014’te Kobanê’de doğan umut, bugün Rojava’daki direnişle yalnızca Kürtler için değil, tüm dünya halkları için yeniden anlam kazanıyor.

    Bu gerçekliği gören Kürtler ve de dostları günlerdir dünyanın dört bir tarafında sokakları, meydanları terk etmediler. Buradaki bu pratik ‘uzak’ olan bir yer ile ya da bir coğrafya parçası ile dayanışmanın çok ötesinde bir anlam içermektedir; Bu dayanışma biz insanların, egemen/militer, ırkçı sistemler içinde sesleri solukları kesilmek istenenlerin, Rojava üzerinden ‘başka bir hayat mümkün’dür idealimize, insanlık vicdanına inatla sarılmamızdır. Bu dayanışmanın çok değerli pratiklerini izliyoruz. Devletlerin sahip oldukları şiddet, lojistik, ve nefret tekeli ile kurdukları Kürt karşıtı dezenformasyona karşı doğru bilgi sahibi olmanın, bu bilgiyi yaymanın ne kadar değerli ve önemli olduğunu kendi pratiklerimiz ile biliyoruz.

    Burada sanatçısından yazarına, gazetecisinden bilim insanlarına, siyasetçisinden aktivistine doğru kurulan her bir cümlenin, pratiğin kartopu gibi nasıl bir etki yaptığını yakından izliyoruz. Rojava için atan insanlık vicdanı tarihe kendi notunu düşüyor, düşmeye devam ediyor. Ben bunlardan bir kaçını paylaşmak istiyorum.

    Kendilerine ‘Barış Delegasyonu’ diyen bir grup Kobanê için acil çağrı yaptı.[2] Avrupa’dan, Türkiye’den ve Kürdistan coğrafyasından 100’ü aşkın sanatçı, gazeteci, hukukçu ve kolektifin imzasını taşıyan ortak açıklamada, Kobanê’de süren elektrik ve su kesintilerinin uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğu vurgulandı. Açıklamada, Türkiye’nin sınır ötesi politikaları ile HTŞ’nin saldırıları ve fiilî işgali arasındaki bağlantıya dikkat çekildi. Bu çalışmanın odağında Kürt sanatçı Hogir Ar’ı gördüm.

    Rojava ile dayanışma için uluslararası kampanya ve çağrılar devam ederken yeni biri de Fransa’da geldi. Fransız Libération gazetesinde yayımlanan feminist çağrıda, Rojava’da Kürt kadınlarına yönelik sistematik saldırıların kadın devrimini hedef aldığı vurgulanarak, uluslararası kamuoyunun sessizliğinin suça ortaklık anlamına geldiği belirtildi: “Kürt kadınlarının katledilmesine sessiz kalmayın!” Bu çalışmanın merkezinde feminist, bilim kadını, aktivist Pınar Selek’i görüyorum. “Bu halkı, bu kadınları, bu umudu feda etmeyelim” başlığıyla yayımlanan çağrıda, Rojava’da kadınların öncülüğünde inşa edilen özgürlükçü ve demokratik yaşam modelinin, cihatçı grupların saldırılarıyla hedef alındığı vurgulandı. Metinde, kadınlara yönelik cinayetlerin, kaçırmaların, işkencenin ve cinsel şiddetin sistematik hale geldiği ifade edildi.[3]

    Bu çağrılardan iki tanesi daha bugün haber portallarına düştü. Fransız Le Monde gazetesinde 400’ü aşkın tanınmış kişi, Rojava’yı savunmaya çağıran ortak bir makale yayınladı. “Suriye’de Rojava’yı Savunma Çağrısı” başlıklı makalenin altındaki imzalara baktığımda; Fransa üniversitelerinden bilim insanlarından siyasetçilere, hukukçulardan yazarlara yüzlerce isim görmekteyiz. Bunlardan hemen aklımda kalanlar, Hamit Bozaraslan, Engin Sustam, Gilbert Mitterrand, Zerrin Bataray.[4]

    Son paylaşacağım dayanışma açıklaması ise İngiltere’den geldi. Aralarında Nobel ödüllü yazar J. M. Coetzee, dünyaca ünlü aktör Sir Stephen Fry ve PEN International Başkanı Burhan Sönmez’in de bulunduğu çok sayıda aydın, yazar, sanatçı ve akademisyen, Suriye’de yaşanan çatışmaların sona erdirilmesi, Rojava’daki Kürtlerin haklarının tanınması ve sorunların barışçıl yollarla çözülmesi için uluslararası kamuoyuna çağrıda bulundu. “Rojava için Çağrı” başlığıyla yayımlanan ortak açıklamada, Suriye’de yıllardır süren savaşın büyük insani acılara yol açtığı vurgulanırken, yeni dönemde umut edilen demokratikleşme sürecinin, iktidara gelen yönetimin azınlıklara yönelik tek taraflı ve otoriter politikaları nedeniyle sekteye uğradığı belirtiliyor. Burada ise yazar Burhan Sönmez’in ismini not düşmek istiyorum.

    Böylesi çağrı ve kampanyalar devlet erkleri tarafından yayılan nefret, şiddet, çatışmaya dayalı dezenformasyon akışı karşısına değerli dayanışma örnekleri çıkarmaktadır. Burada doğru bilgiyi kurmak ve onu bilgi diplomsisi bağlamında dolaşıma sokmak, kadın, sanatçı, akademi dayanışmalarını geliştirmek, bunların çoğalmasına, büyümesine önayak olmak Rojava ile dayanışmada değerli bir yerde durmaktadır. Zira Rojava’nın yaşadığı kuşatma sadece askeri ve silahlı değil; aynı zamanda bir bilgi savaşı, psikolojik kirli bir savaştır yaşanan. Bu durumda insandan yana taraf olmak, bunun söz ve eylemini kurmak çok değerli bir yerde durmaktadır.

    Tam da bu nedenle bugün Rojava ile dayanışma, bir “sempati” ya da uzaktan izlenen bir trajediye duyulan vicdani tepki olmanın çok ötesindedir. Bu dayanışma, hukukun askıya alındığı, hakların pazarlık konusu yapıldığı, halkların kaderinin kapalı kapılar ardında mühürlendiği bu dünyada nerede durduğumuzu ilan etmektir. Rojava’ya sahip çıkmak; kadın özgürlüğünü, halkların eşitliğini, birlikte yaşamı, demokratik ve çoğulcu bir geleceği savunmaktır. Bugün Rojava’da hedef alınan yalnızca Kürtler değildir; başka bir hayat ihtimalidir, başka bir siyaset fikridir, başka bir dünya umududur.

    Bu nedenle çağrımız nettir: Rojava yalnız değildir ve yalnız bırakılmamalıdır. Sokaklarda, meydanlarda, üniversitelerde, sendikalarda, kültür ve sanat alanlarında, medyada ve dijital mecralarda bu kuşatmayı görünür kılmak, devletlerin ürettiği sessizlik duvarını yıkmak zorundayız. Her açıklama, her imza, her etkinlik, her yazı ve her eylem, duvaralara yazılan her bir yazı, grafiti, diplomatik salonların karanlığında alınan kararların karşısına halkların açık iradesini koymaktadır. Bugün yapılması gereken, bu dağınık görünen dayanışma pratiklerini çoğaltmak, birbirine bağlamak ve süreklileştirmektir.

    Rojava için ses çıkarmak, yalnızca bir halkı savunmak değil; geleceği savunmaktır. Kadınların öncülüğünde kurulan özgür yaşamı, halkların yan yana durma iradesini, zorbalığa karşı kolektif cesareti savunmaktır. Bu yüzden herkesin bulunduğu yerden yapabileceği bir şey vardır: Doğru bilgiyi yaymak, yalanı teşhir etmek, dayanışmayı örgütlemek, baskıya karşı sözü ve eylemi büyütmek! Çünkü Rojava’nın direnişi, bizim de insan kalma direnişimizdir.

    Bugün bir kez daha yüksek sesle söylüyoruz:
    Rojava düşerse, insanlık kaybeder.
    Rojava yaşarsa, umut yaşar.
    Bu yüzden Rojava ile dayanışmayı büyütelim, çoğaltalım ve süreklileştirelim. Tarih bir kez daha yazılırken, sessiz kalanlar değil, direnenler hatırlanacak.


    (1) Rojava Bizleriz!
    (2) https://siyasihaber10.org/baris-delegasyonundan-kobane-icin-acil-cagri
    (3) https://yeniyasamgazetesi9.com/liberation-gazetesinde-rojava-icin-feminist-cagri/
    (4) https://anf-news.com/avrupa/fransa-da-400-u-askin-taninmis-kisiden-rojava-yi-savunma-cagrisi

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Kadıköy’de Rojava için çağrı: ‘Barıştan yana tutum alın’

    28 Ocak 2026

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 1

    27 Ocak 2026

    Rojava’da karşı-devrim hamlesi

    26 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ercan Jan Aktaş

    Rojava emin! [1]

    Volkan Yaraşır

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 1

    Tuncay Yılmaz

    Rojava’da karşı-devrim hamlesi

    Ömer Bölüm

    Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Kıvanç Eliaçık

    ABD’den genel grev manzaraları

    Tülay Hatimoğulları

    Yaşama yolculuk: Duygu ortaklığı ve duygu kırılmasının kesişiminde Rojava

    Siyasi Haber

    Neden Rojava’yı savunmalıyız?

    Fehim Taştekin

    Saatler yine savaşa kuruldu

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Yeni Ulusal İSG Konseyi yönetmeliğine tepki: “Teknik değil siyasal bir tercih”

    27 Ocak 2026

    Migros depolarında isyan büyüyor: Sefalet zammına karşı direniş 12 depoya yayıldı

    25 Ocak 2026

    Torbalı’daki Migros deposunda iş bırakma: Yüzde 28’lik zam teklifi reddedildi

    24 Ocak 2026
    KADIN

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Rojava’da direnen Kürt halkının ve kadınların yanındayız

    20 Ocak 2026

    Kuşadalı kadınlar barış için buluştu

    16 Ocak 2026

    Kadın cezaevlerinde hak ihlali iddiaları Meclis’te: Sağlık ve iletişim kısıtlamaları gündemde

    15 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.