Mersin Limanı’nda (MIP) yükleme-boşaltma işi yapan taşeron Özgüneş Taşımacılık bünyesinde çalışırken, anayasal haklarını kullanarak sendikalaşan 155 işçinin direnişi yarım yılı devirdi. Ağır, tehlikeli ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı Tüm Taşıma İşçileri Sendikası’na (TÜMTİS) üye olan işçiler, uğradıkları haksızlıklara ve içine itildiklerin ekonomik darboğaza rağmen geri adım atmıyor. Liman kapısında kararlılıkla bekleyen işçiler, “İşimize geri dönene kadar buradayız” diyerek mücadelelerini sürdürüyor.
İşverenin “sendika düşmanlığı” tescillendi
Limandaki sendikalaşma ve ardından gelen tasfiye süreci şu şekilde gelişti:
- Bakanlık Yetki Verdi: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 22 Ekim 2025 tarihinde TÜMTİS’in Toplu İş Sözleşmesi (TİS) yetkisini resmi olarak tescilledi.
- Sözleşmeyi Baltalamak İçin İşten Çıkarma: TİS masasına oturmak istemeyen işveren, yeni yıla saatler kala (31 Aralık 2025) “ihale yenilenmedi” bahanesini öne sürerek 185 işçiyi kapının önüne koydu.
- Açık Ayrımcılık: İşten çıkarılanlar arasında sendika üyesi olmayan 30 işçi süreç içerisinde yeniden işe alınırken, anayasal hakkına sahip çıkan 155 TÜMTİS üyesi işçi 6 ayı aşkın süredir içeri alınmadı.
10 bin liralık işsizlik maaşıyla 15 bin liralık kira cenderesi
Liman işçileri, 6 aydır süren direnişte karşı karşıya kaldıkları ağır ekonomik faturayı ve limandaki sömürü çarkını şu sözlerle haykırıyor:
İsmet Çeken (13 yıllık liman işçisi): “Sırf sendikaya üye olduğumuz için işimizden edildik. 6 aydan fazla bir süredir 10 bin TL’lik işsizlik maaşıyla hayatta kalmaya çalışıyoruz. Benim evim kira ve aylık 15 bin TL kira ödüyorum. 5 kişilik bir aileyiz; günlük mutfak masrafı en az bin TL olmuş. Çevremize borçlanarak yaşam mücadelesi veriyoruz. Yıllarca maaşımızın asgari ücret kadarını bankaya yatırıp, üstünü elden vererek sigorta primlerimizi düşük gösterdiler. 13 yıllık emeğime karşılık önüme 76 bin TL tazminat koydular, ev sahibim evden atmakla tehdit ettiği için mecburen kabul ettim. Biz sadaka değil, işimizi geri istiyoruz.”
Rıdvan Bul: “Yeni yıla işsiz ve geleceksiz girdik. Bugün normal şartlarda bir evin geçinebilmesi için en az 35 bin TL gelir gerekiyor. Çocuklarımızı okul servisine veremez olduk. Bu süreçte valilik ve bakanlıkla görüşmeler yapıldı, her seferinde ‘İşinize döneceksiniz’ denildi ama 6 aydır değişen hiçbir şey yok. Bu ülkede hukuk işleseydi işveren bu kadar rahat davranamazdı. Sendikasız 30 kişiyi içeri alıp biz sendikalıları dışarıda tutmaları düşmanlığın en net kanıtıdır.”
“En ağır ve zehirli işleri bize yaptırdılar”
Limandaki çalışma ortamının insani koşullardan uzak bir “kölelik düzeni” olduğunu belirten Abdulahadi Çapın, en ağır işleri kendilerinin sırtlandığını vurguladı:
“Limanda tüm kirli, paslı ve zehirli işlerde bizi çalıştırıyorlardı. Adeta kölelik anlayışıyla karşı karşıyaydık. Sıra hakkımızı almaya geldiğinde ise paranın bir kısmını elden verip sigortamızı eksik yatırıyorlardı. Bu haksızlığı kabul etmeyip sendikalı olduğumuz için bizi cezalandırmaya çalıştılar. Görüştüğümüz yetkililer bize ‘haklısınız’ diyor ama somut bir adım atılmıyor. Haklılığımızı aldık ama işimizi geri alamadık. Tek talebimiz işimize geri dönmek ve bu gerçekleşene kadar direniş alanını terk etmeyeceğiz.”
(MA)
