ABD ve İsrail’in İran’a ortak saldırısıyla yeni bir evreye sıçrayan savaş sarmalı, Kıbrıs adasını tarihin en kritik güvenlik sınavlarından biriyle baş başa bıraktı. İngiliz Egemen Üs Bölgeleri’nden (SBA) biri olan Ağrotur’un (Akrotiri), İran’a yönelik hava saldırılarında bir operasyo merkezine dönüşmesi, adayı “batmayan bir uçak gemisi” olmaktan çıkarıp doğrudan bir askeri hedef haline getirdi. Üsse yönelik gerçekleşen misilleme saldırılarıyla sarsılan Kıbrıs’ta, adanın her iki yanındaki ilerici ve sol güçler, Kıbrıs’ın emperyalizmin lojistik üssü haline gelmiş olmasının yol açtığı tehditlere karşı seslerini yükseltti.
Adadaki siyasi özneler, çatışmanın başladığı andan itibaren peş peşe yaptıkları açıklamalarla, İngiliz üslerinin varlığının yarattığı varoluşsal tehdide dikkat çekiyor.
AKEL: Egemenlik ve hedef olma riski
Kıbrıs’ın en büyük muhalefet gücü AKEL, İngiliz üslerinin bölgedeki kanlı operasyonlar için birer sıçrama tahtası olarak kullanılmasını sert bir dille eleştirdi. Emekçi Halkın İlerici Partisi yaptığı açıklamada, Üslerin bu şekilde kullanılmasının Kıbrıs halkının güvenliğini hiçe saymakta ve adayı uluslararası hukuka aykırı bir saldırganlığın parçası haline getirmekte olduğunu vurguladı.
Sol Hareket: Tarihsel hafıza ve emperyalist yıkım
Sol Hareket, meseleyi daha geniş bir tarihsel perspektife oturtarak “Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’de yaşananlar ne çabuk unutuldu?” diye sordu. Emperyalist müdahalelerin bölgeye hiçbir zaman barış getirmediği vurgulanan açıklamada Ağrotur’daki güncel hareketliliğin, geçmişteki yıkımların yeni bir halkası olduğu hatırlatıldı.
Zeki Çeler (TDP): “Adayı ateşe atan bir paratoner”
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Zeki Çeler, adanın füze tehdidiyle burun buruna gelmesini “ibret verici” bir tablo olarak tanımladı. Çeler, üslerin bir “güvenlik kalkanı” değil, aksine adayı ateşe atan bir “paratoner” işlevi gördüğünü savunarak, Kıbrıslıların başkalarının savaşında kurban edilemeyeceğini belirtti.
Bağımsızlık Yolu: Beklenen tehlike ve meşru hedefler
Bağımsızlık Yolu, askeri analize dayalı bir uyarıyla eleştirilere katıldı. Bölgesel aktörlerin (özellikle Lübnan ve İran eksenli yapıların) İngiliz üslerini “meşru hedef” ilan edeceği yönündeki uyarılarının bugün gerçeğe dönüştüğünü işaret eden hareket, üslerin varlığının adayı kaçınılmaz bir çatışma bölgesine hapsettiğini vurguladı.
Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP): Başka halkların kanına ortak olmayı reddetmek
BKP’nin itirazı ise enternasyonalist bir vurgu taşıyor. Kıbrıs topraklarının İran halkına yönelik bir saldırı için kullanılmasını “suç ortaklığı” olarak tanımlayan parti, adanın bir barış köprüsü olması gerektiği gerçeğinin altını çiziyor.
Mehmet Birinci (KSP): Anti-emperyalist seferberlik çağrısı
Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP) adına Mehmet Birinci ise meseleyi doğrudan bir bağımsızlık ve anti-emperyalizm sorunu olarak ele alıyor. Birinci, Kıbrıs halkını İngiliz emperyalizminin bu saldırgan tutumuna karşı aktif bir direniş ve ses yükseltme sürecine davet ederken “Antiemperyalist Birleşik Cephe”nin gerekliliğini hatırlatıyor.
Savaş Kıbrıs’ın iç sorununa dönüşüyor
İran’ı hedef alan saldırı ve tırmanan savaş politikaları karşısında adaletsizliğe itiraz ve ezilenlerle dayanışma temelinde tepkiler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Kıbrıs’ta da yaygınlaşıyor. Kıbrıs solunun farklı örgütlerinden gelen açıklamalar, gerek Britanya üslerinin varlığı gerek mevcut hükümetin ABD ve İsrail’le sıkı ittifak eğilimi nedeniyle, savaşın Kıbrıs’ta aynı zamanda içinden yaşandığını ve iç gündeme dönüştüğünü gösteriyor.
Derleyen: Burhan Kaan Somuncu
