Editör: Mehmet Murat Yıldırım, (SH)
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği grup toplantısında konuşan Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, kadın mücadelesinin tarihsel mirasına sahip çıkacaklarını belirterek, bölgesel savaşlara ve kadınlara yönelik hak ihlallerine tepki gösterdi. Hatimoğulları, “Kadın özgürlüğü olmadan demokrasi olmaz” dedi.
Kadın mücadelesinin simge isimleri anıldı
Toplantı, 8 Mart’ın tarihini ve Ortadoğu’daki kadın mücadelesini anlatan sinevizyon gösterimiyle başladı. Yaşamını yitiren, katledilen ve cezaevlerinde bulunan kadınlara atıfta bulunan Hatimoğulları; Clara Zetkin, Rosa Luxemburg ve Şirin Tekeli başta olmak üzere mücadelede simgeleşen isimleri andı.
Cezaevinde bulunan kadın siyasetçilere de selam gönderen Hatimoğulları, kadın direnişinin “dört duvarı aştığını” ifade etti.
“Epstein dosyası patriarkal sistemi ifşa etti”
Hatimoğulları, kamuoyunda “Epstein dosyası” olarak bilinen belgelerin, kadın ve çocuk bedenleri üzerindeki tahakkümü görünür kıldığını savundu. Belgelerde adı geçen kişiler hakkında soruşturma başlatılmamasını eleştiren Hatimoğulları, bunun cezasızlık politikalarının bir göstergesi olduğunu söyledi.
“Ortadoğu kanlı bir kaosa sürükleniyor”
Konuşmasında bölgesel savaşlara geniş yer ayıran Hatimoğulları, Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail-Filistin çatışması ve İran’a yönelik saldırılara dikkat çekti. İran’da bir kız okulunun bombalandığını belirten Hatimoğulları, saldırıyı kınadı.
“Çözüm savaşta değil, çözüm otoriter rejimde değil; çözüm demokratik İran’dadır” diyen Hatimoğulları, taraflara ateşkes çağrısı yaptı.
“Kadınlar savaşların en ağır bedelini ödüyor”
Savaşların kadın kazanımlarını hedef aldığını belirten Hatimoğulları, özellikle Şengal ve Rojava’daki gelişmelere dikkat çekti. Kadınların direnişinin sembolü olarak “saç örgüsü”nü işaret eden Hatimoğulları, Taliban yönetimindeki Afganistan’da kadınlara yönelik uygulamaları da eleştirdi.
Irak’ta kadın hakları mücadelesi yürüten aktivist Yenar Muhammed’in öldürülmesini kınayan Hatimoğulları, bölgedeki siyasal İslamcı ve radikal yapıların kadınlar üzerindeki baskısına dikkat çekti.
“Kadına yönelik şiddet kamusal ve siyasaldır”
Kadına yönelik şiddetin “aile içi mesele” olarak görülemeyeceğini vurgulayan Hatimoğulları, bunun toplumsal ve siyasal bir sorun olduğunu söyledi. İktidarın aile politikalarının kadınları kamusal alandan çektiğini savunan Hatimoğulları, kadın emeğinin güvencesizleştirildiğini ifade etti.
“Kürt sorununun çözümü Türkiye’yi demokratikleştirir”
Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na değinerek, demokratik entegrasyon sürecinin önemine işaret etti. AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, kayyım atanan belediyelerin iadesi ve hasta tutukluların tahliyesi gibi adımların gecikmeden atılması gerektiğini söyledi.
Bu sürecin yalnızca Kürt halkı için değil, Türkiye’nin tamamı için demokratikleşme anlamına geldiğini belirten Hatimoğulları, sorumluluğun parlamentonun tümünde olduğunu ifade etti.
“Demokratik Türkiye’nin mührü yerel demokrasidir”
Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın yol gösterici olduğunu söyledi. Yerel demokrasinin sadece bölgesel değil, ülke genelinde ihtiyaç olduğunu belirtti.
8 Mart’ta alanlarda olacaklar
Konuşmasını 8 Mart mesajıyla tamamlayan Hatimoğulları, kadınların barış ve demokratik toplum mücadelesinin merkezinde olmaya devam edeceğini söyledi.
“Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir” diyen Hatimoğulları, 8 Mart’ta meydanlarda olacaklarını vurguladı.
