EFFP tarafından yapılan açıklamada, ABD’nin Venezuela’ya yönelik doğrudan müdahalesi, Halep’te Kürt mahallelerine dönük HTŞ saldırıları, İsrail’in ateşkes ve anlaşmalara rağmen Gazze’de sürdürdüğü katliamlar ile İran’da halk isyanına karşı uygulanan orantısız devlet şiddetinin, bu tehlikeli sürecin en görünür örnekleri olduğu vurgulandı.
“Küresel kriz militarizmle yönetilmek isteniyor”
Açıklamada, yaşanan gelişmelerin birbirinden kopuk olmadığına dikkat çekilerek, küresel-emperyal sistemin derinleşen krizini diyalog, demokrasi ve adalet yoluyla çözmek yerine militarizme, baskıya ve şiddete yöneldiği ifade edildi. Bu gidişatın durdurulamaması halinde bedelin bir kez daha dünya emekçileri ve ezilen halklar tarafından ödeneceği uyarısı yapıldı.
Halep’teki saldırılar iç savaş iklimini derinleştiriyor
EFFP, özellikle HTŞ’nin Halep’te Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Beni Zeyd mahallelerine yönelik saldırılarının, Suriye’de yeniden bir çatışma ve iç savaş ikliminin bilinçli biçimde büyütüldüğünü gösterdiğini belirtti. Kürt halkını, Süryani ve Ermeni toplumunu ve sivilleri hedef alan bu saldırıların, Suriye’nin çok kültürlü ve çok inançlı yapısına karşı yürütülen bir imha ve teslim alma politikası olduğu vurgulandı.
Bu saldırıların yalnızca Suriye’de demokratik ve barışçıl bir çözüm ihtimalini zayıflatmadığı, aynı zamanda Türkiye’de henüz tam anlamıyla başlayamamış olan Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözüm sürecini de sabote ettiği ifade edildi.
“Uluslararası toplumun sessizliği ikiyüzlülüktür”
Açıklamada, AB ve Batılı devletlerin “uluslararası hukuk”, “insan hakları” ve “barış” söylemlerini dillendirirken, ABD’nin Venezuela’daki emperyalist müdahalesine sessiz kaldığı, HTŞ’ye verilen dolaylı ve doğrudan destekle Suriye’deki savaşın derinleştirildiği ve İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü açık katliam karşısında bilinçli bir körlük sergilendiği belirtildi. Bu yaklaşımın barış üretmediği, aksine çatışmayı, otoriterliği ve faşizan yönetimleri beslediği ifade edildi.
“Bu gidişat kader değildir”
EFFP, savaş politikalarının durdurulabileceğini belirterek bunun ancak halkların ve barış güçlerinin birleşik, örgütlü ve kararlı mücadelesiyle mümkün olabileceğini vurguladı. Açıklamada, Caracas’tan Halep’e, Gazze’den Tahran’a uzanan saldırganlığa karşı küresel bir barış cephesinin örülmesi gerektiği ifade edildi.
Sendikalar, kadın hareketleri, gençlik örgütleri, göçmen yapıları ile demokratik ve sosyalist örgütlerin birlikte davranmasının ve devletleri savaş politikalarından vazgeçmeye zorlamasının hayati önemde olduğu belirtildi.
“Dünyanın bütün barış güçleri birleşin”
EFFP, hızlanan savaş ve çatışma dinamiğine karşı en etkili yolun her yerde barışı savunmak ve barış ile özgürlük güçlerini örgütlemek olduğunu belirterek, emperyalist saldırganlığa, militarizme, işgale ve katliamlara karşı barış mücadelesini büyütme sorumluluğunu üstlendiklerini duyurdu.
Açıklama, tüm demokratik, ilerici ve barış yanlısı güçlerin seslerini birleştirmesi ve bu karanlık gidişatı durdurmak için ortak mücadele yürütmesi çağrısıyla sona erdi.
