Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Hürmüz Boğazı kapatıldı: Petrol fiyatları yükseldi

    3 Mart 2026

    Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen Prof. Dr. İbrahim Barut işten çıkarıldı

    3 Mart 2026

    BES-AR: Kamu emekçisinin yüzde 11’lik zammının yüzde 8,88’i iki ayda eridi

    3 Mart 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

      2 Mart 2026

      Meslek odalarına neler oluyor?

      2 Mart 2026

      Halkın Hafızası, Toprağın Sesi; Yaşar Kemal

      1 Mart 2026

      Yoksulluğun normalleşmesi ve gündelik hayatın sessiz eğitimi

      27 Şubat 2026

      Zil sesi ilahi olan bir ülkede çocuk olmak

      26 Şubat 2026
    • Seçtiklerimiz

      İran’la savaşın sınırları

      1 Mart 2026

      Laiklik tamamlanmış bir hikaye mi? Bu ülke hiç gerçekten laik oldu mu?

      27 Şubat 2026

      Kemal Türkler 100 yaşında!

      23 Şubat 2026

      Cemil’in manifestosu

      16 Şubat 2026

      Sağlamlık Sözleşmesi’nin bir türlü reddedilemeyişi

      15 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Duran Kalkan: HDP halkın içine çekilmeli, direnişi örmelidir.

    Duran Kalkan: HDP halkın içine çekilmeli, direnişi örmelidir.

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Duran Kalkan yeniozgurpolitika.org’a Selahattin Erdem mahlasıyla yazdığı yazısında AKP’nin başlattığı siyasi ve askeri saldırıları değerlendirdi. AKP’nin iktidar olma ömrünü PKK ile savaşta gördüğüğünü belirten Kalkan, HDP için tek yolun halkın içine çekilip yerelden demokrasiyi inşa etmek olduğunu söyledi. Kalkan siyasi iktidarın devletin tekelinden alınması gerektiğini demokrasinin ise tüm toplulukların iradelerini özgürce ve örgütlü olarak ortaya koyması olduğunu belirtti.

    Duran Kalkan’ın Selahattin Erdem mahlasıyla yazdığı yazının tamamı:
    Demokrasinin gereği kendi kendini yönetmektir

    AKP’nin 24 Temmuz’da başlattığı siyasi ve askeri saldırılarla nihayet süreç hiç kimsenin itiraz edemeyeceği tarzda aydınlandı. Son on gündür operasyonlar doludizgin gidiyor. Siyasi soykırım operasyonları 2009’u aratmayacak tarzda devam ediyor. İlk haftanın bilançosu olarak bin beş yüz kişinin gözaltına alındığı açıklanmış bulunuyor. Savaş uçakları gece-gündüz demeden Kürdistan dağlarını ve gerilla mevzilerini bombalıyor. İlk yirmi dört saatin bilançosu olarak dört yüz sorti yapıldığını bizzat Başbakan açıklamış bulunuyor. İlk haftanın bilançosu olarak ise iki yüz PKK’linin öldürülmüş olduğu belirtiliyor.

    Tabi bu açıklamaların doğruluğu tartışma götürür niteliktedir. Çünkü PKK kaynaklarının bilanço olarak açıklamaları daha farklıdır. Siyasi soykırım operasyonlarının ve hava saldırılarının yapılışına dair bir farklılık olmamakla birlikte, gerilla kayıplarına dönük HPG kaynaklarının verdiği bilgiler aynı değildir. Saldırılar çok şiddetli ve yoğun olmakla birlikte mevcut gerilla tedbirleri sonucu gerilla kayıpları sınırlıdır. Ayrıca gerillanın da söz konusu saldırılara yönelik giderek büyüyen bir direnişi vardır ki, bu durum yeni bir çatışmalı sürece girildiğinin açık ilanı durumundadır.

    Bu noktada öncelikle şunu belirtmek mutlaka gerekir: Böyle bir sürece yol açan gücün AKP olduğu tartışmasızdır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, PKK’nin ve Kürt halkının demokratik siyasi çözüm yönündeki tüm çabalarına karşın, AKP Hükümeti de kendinden önceki hükümetler gibi askeri yolla ezme çözümünü öngörmüştür. Her ne kadar bazı AKP yardakçıları “Süreci PKK bozdu” diyerek Kürtleri kötülemeye çalışsa da, bu konuda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan açık davranmış ve süreci kendisinin bozduğunu itiraf etmiştir.

    Kürt halkına teslimiyet dayatılıyor

    Kısaca iki yüz yıllık “Kürde sopa” politikası hızından hiçbir şey kaybetmeksizin devam etmektedir. “Daha çok asker ve daha fazla vergi” talebiyle başlayan bu süreç Cumhuriyetle birlikte Kürdü inkar ve imha stratejisine kavuşmuş, bugün ise her şeyi ben belirlerim biçimindeki milliyetçi faşist diktatörlük düzeyine ulaşmıştır. PKK’nin demokratik özerklik temelindeki çözüm arayışına imha ve tasfiye operasyonlarıyla karşılık verilmesi, çok açık bir biçimde Kürt halkına “Teslim olun” çağrısı yapmak anlamına gelmektedir.

    Söz konusu imha amaçlı saldırıları “Teröre karşı mücadele” gibi demogojik sözlerle örtmek mümkün değildir. Kaldı ki terör uygulayanın TC mi yoksa Kürtler mi olduğunu bugün dünyada herkes bilmektedir. AKP desteğindeki DAİŞ faşistlerinin 3 Ağustos 2014’te Şengal’de gerçekleştirmeye çalıştığı Êzîdî soykırımını önleyenin PKK olduğunu günümüz dünyasında bilmeyen yoktur. Dolayısıyla AKP yetkililerinin yalanla kamuoyunu aldatma çabalarının hiçbir etkisi kalmamıştır. Tüm söz ve davranışları onların suçluluk psikolojilerinin yansıması olmaktadır.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve 7 Haziran seçiminde iktidardan düşmüş olan AKP Hükümeti Kürtlere karşı yeni bir topyekûn özel savaş saldırısı ve soykırım operasyonu başlatmış durumdadır. Öyle görünüyor ki, devlet artık AKP’nin sonunun geldiğini görmüş ve kalan gücünü de PKK’ye karşı saldırıda tüketmesini istemektedir. Uluslar arası komployu başarıya götürme göreviyle iktidara getirilmiş olan AKP de, iktidardaki ömrünü ancak PKK’ye karşı savaşla uzatabileceğini bildiği için mevcut ölçüsüz kirli savaşı yeniden gündeme getirmiştir.

    AKP çoğunluk diktatörlüğünü uyguluyor

    Bazıları farklı yollar varmış gibi göstermeye çalışsa da artık ok yaydan çıkmıştır. Dolayısıyla bu yolun artık dönüşü yoktur. AKP zihniyet ve politika olarak kesinlikle demokratik değildir. AKP’nin demokrasi anlayışı 19. yüzyılda kalan “Çoğunluğun istediğini yaptığı” anlayışıdır. Bu anlayışa günümüz düşüncesinde “Çoğunluk diktatörlüğü” denilmektedir. Hem Türk-İslam sentezciliği ve hem de çoğunluk diktatörlüğünü esas alması AKP’yi faşist ve Kürt düşmanı bir çizgiye oturtmaktadır.

    Bu zihniyet ve politikayla AKP’den demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünü beklemek hayaldir. CHP ve MHP ise zaten cumhuriyetin kurucuları olarak bu konuda çözüm gücü değil, tersine sorunun yaratıcı gücü konumundadır. Geriye bir HDP kalmaktadır ki, zaten AKP’nin bu kadar öfkeli ve saldırgan olması da bunun içindir. Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünü gerçekleştirebilecek bir siyasal partinin doğuşu ve gelişimi hazmedilememektedir. AKP ve MHP el ele vererek HDP’yi sindirmek için her türlü saldırıyı ölçüsüzce yürütmektedir.

    Bu durumda HDP için tek yol kalmaktadır: Halkın içine çekilmek ve yerelden demokrasiyi inşa etmek! Zaten demokrasinin gereği de kendi kendini yönetmek değil midir? HDP bunu yapar mı, yapmaz mı, kuşkusuz biz bilemeyiz. Ancak düşük AKP hükümetinin “Herkes benim emrime göre hareket edecek” biçimindeki dayatmasına karşı yapılması gereken tek doğru şeyin, yerelden herkesin, tüm köy, mahalle, kasaba ve şehirlerin “Biz kendi kendimizi yönetmek istiyoruz” diyerek irade beyanında bulunması olduğu açıktır. Aslında gerçek demokrasi ve tek doğru demokratik tutum budur.

    Halklar demokrasi sınavında

    AKP’nin başlattığı topyekûn özel savaş saldırısına verilecek cevap nedir diye sorulursa, buna verilecek tek doğru cevap, herkesin kendi kendini yönetme iradesini ortaya koyması ve bu temelde faşist saldırılara karşı direnmesidir. Başbakan Ahmet Davutoğlu, yürüttüğü faşist saldırının amacının kendi dışında bir irade bırakmamak olduğunu açıkça ifade etmektedir. O halde buna karşı verilecek tek doğru cevap da herkesin olduğu yerde özgür ve demokratik iradesini ortaya koymasıdır.

    Şimdi tüm Türkiye toplumu ve özellikle Kürtler böyle bir direniş sınavı içindedir. Siyasi irade sadece devletin tekelinde olamaz. Böyle olursa, o zaman buna açıkça faşist diktatörlük denir. Devlet dışında bir de demokratik toplum vardır ki, demokrasi esas olarak toplumun iradesinin ortaya çıkması demektir. Tabi toplum da farklı kesimlerden, halklardan, kimliklerden ve topluluklardan oluşmaktadır. Demokrasi ise, sadece devletin iradesi olmadığı gibi, sadece bir topluluğun iradesi de değildir. Tersine tüm toplulukların iradelerini özgürce ve örgütlü olarak ortaya koymasıdır.

    O halde bütün topluluklar, halk kesimleri, gençler, kadınlar, emekçiler, bütün örgütlü toplum, sivil toplum örgütleri ciddi bir demokrasi sınavıyla yüz yüzedir. Bu kesimlerin hepsi, faşist Ahmet Davutoğlu yönetiminin faşist dayatmasına karşı, tek irade ben olacağım dayatmasına karşı hemen kendi demokratik iradelerini ortaya koymalı ve biz kendi kendimizi yönetmek istiyoruz demelidirler. Her türlü faşist saldırıya karşı da demokratik direnişlerini kendi iradelerini hayata geçirme temelinde ortaya koymalıdırlar.

    Özellikle Kürdistan halkı yaşadığı her yerde, köyde, mahallede, kasabada, şehirde kendi örgütlü iradesini ortaya çıkartarak, yani meclisler ve komünler biçiminde kendilerini örgütleyerek faşist Ahmet Davutoğlu hükümetinin tekçi dayatmasının karşısına çıkmalıdır. Biz kendi dilimiz ve kültürümüzle kendi kendimizi yöneteceğiz demelidirler. Biz nasıl size saygı gösteriyorsak, sizin de bize saygılı olmanız zorunludur diye diretmelidirler.

    Direniş herkesin görevidir

    AKP hükümetinin topyekûn özel savaş saldırısına karşı devrimci-demokratik direnişin bu temelde geliştirilmesi gerekiyor. Dönemin doğru mücadele taktiği bu oluyor. Öz savunma da, serhildan da, demokratik kitle eylemliliği de bu temelde olmalıdır. Özellikle gençler ve kadınlar örgütlü yapılarıyla böyle bir mücadeleye öncülük etmelidirler. Bunun dışında bir mücadele tarzı içinde olmamak ve AKP’nin faşist saldırılarına karşı direnişi kesinlikle başkasından beklememek gerekir.

    O halde AKP’nin topyekûn özel savaş saldırılarına karşı direniş herkesin, tüm halkımızın görevidir. Herkes kendi köyünü, mahallesini, kasabasını, şehrini, okulunu, işyerini kendi yönetir hale gelir ve bu temelde kendi demokratik öz yönetimini savunmak üzere direnirse, işte o zaman AKP faşizminin yapabileceği fazla bir şey kalmaz. Her yerde direnen halk ve gerilla karşısında AKP faşizminin dayanması kesinlikle mümkün değildir.

    Demek ki gün AKP faşizmine karşı direnme ve faşist-sömürgeci diktatörlüğü yenilgiye uğratma günü oluyor. Gün AKP’nin merkezi diktatörlüğünü reddetme ve her yerde demokratik öz yönetimleri örgütleme ve yerel demokrasiyi inşa etme günü oluyor. Gün özgürlük ve demokrasi devrimini zafere taşıma günü oluyor. Bu tarihi süreçte söz konusu görevi başarmak kesinlikle mümkündür. Bunu gerçekleştirecek olan da halkın örgütlenmesi ve seferber olmasıdır. O halde demokratik özerkliği inşa etmek ve direnerek savunmak üzere görev başına!

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    DEM Parti’de isim değişikliği sinyali: “Demokratik Cumhuriyet Partisi olabilir”

    3 Mart 2026

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısına kim ne diyor?

    3 Mart 2026

    BM: Güney Sudan’da insani kriz derinleşiyor, son iki ayda 250 bin kişi yerinden edildi

    27 Şubat 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ertan Eroğlu

    Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

    Muhsin Dalfidan

    Meslek odalarına neler oluyor?

    Elif Gamze Bozo

    Halkın Hafızası, Toprağın Sesi; Yaşar Kemal

    Ertan Eroğlu

    Yoksulluğun normalleşmesi ve gündelik hayatın sessiz eğitimi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Evren Balta

    İran’la savaşın sınırları

    Adil Okay

    Laiklik tamamlanmış bir hikaye mi? Bu ülke hiç gerçekten laik oldu mu?

    Aziz Çelik

    Kemal Türkler 100 yaşında!

    Mehmet Horuş

    Cemil’in manifestosu

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen Prof. Dr. İbrahim Barut işten çıkarıldı

    3 Mart 2026

    Ankara’da 3 Mart açıklaması: “İş cinayetleri kader değil, siyasal tercihtir”

    3 Mart 2026

    Polyak eyleminde gözaltına alınan sendika uzmanı Başaran Aksu serbest bırakıldı

    3 Mart 2026
    KADIN

    8 Mart 2026: Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve baskılara karşı feminist isyanda!

    2 Mart 2026

    Barışa İhtiyacım Var: Kadınlar konuştu Rapor sustu

    27 Şubat 2026

    DEM Parti’nin kadın cinayetleri önergesi Meclis’te reddedildi

    25 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.