Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre son 10 yılda “suça sürüklenen çocuk” sayısı yüzde 17,47 arttı. Uzmanlar, okullarda şiddet olaylarının son bulması için; polisiye tedbirlerin ötesinde, rehberlik ve psikolojik danışmanlık servislerinin güçlendirilmesi, bireysel silahlanmanın denetlenmesi, aile içi iletişim ve dijital denetim mekanizmalarının hayati önem taşıdığını, tehdit değerlendirme sistemlerine, sosyal-duygusal öğrenme modellerine ve önleyici düzenlemelere yatırım yapılması gerektiğini vurguluyorlar.
Tekin: Okullardaki saldırılar “birlik beraberliği istemeyenler”in işi
Saldırılara ilişkin açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullarda güvenlik görevlileri, kamera sistemleri ve acil durum uyarı mekanizmaları dahil birçok önlem alındığını belirtti. Tekin’in açıklamasında “Bu bir hastalık halini aldı. Polisiye tedbirler tek başına yeterli değil” diyerek ailelerin sorumluluğuna dikkat çekmesi, “kamusal sorumluluğu ve okullardaki güvenlik zafiyetini ailelerin üzerine yıkma çabası” olarak yorumlandı.
Bakan Yusuf Tekin aynı açıklamasında yaptıkları işlerin sabote edilmek istendiğini, Türkiye’de birliği, beraberliği istemeyen, bu ülkede kardeşliğin güçlenmesini istemeyen, çocukların nitelikli yetişmesini istemeyen birilerinin yeniden okullarda tatsızlıklar, huzursuzluklar çıkarmaya başladığını iddia etti.
Fogo: “Kimsenin sizin “başarılarınızı” sabote ettiği yok
Yoksulluk ve insan hakları üzerine çalışmalarıyla tanınan Hacer Fogo yayınladığı sosyal medya mesajında, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamalarına tepki gösterdi. “Kimsenin sizin “başarılarınızı” sabote ettiği yok. Bu rakamların arkasında çocuklar, gençler ve onların hayatları var” diyen Fogo, Her okula bir sosyal hizmet uzmanı, çocukların güvenliği için şiddeti krize dönüşmeden fark eden, önleyen ve olay sonrasında kesintisiz destek sağlayan bir yapıya ihtiyaç olduğunu savunuyor ve çözüm önerilerini sıralıyor;
• Erken uyarılar izlenmeli. Devamsızlık, içe kapanma, yalnızlaşma, tehdit ve tekrarlayan çatışmalar fark edilmeli, çocuklarla ve velilerle bireysel görüşmeler yapılmalı.
• Okulun bütün çalışanları önleme sürecine katılmalı. Öğretmenlere, yöneticilere ve diğer personele şiddetin erken belirtileri, zorbalık ve krize müdahale konusunda eğitim verilmeli.
• Okulda şiddetsiz ve kapsayıcı bir ortam kurulmalı. Sanat, spor ve sosyal etkinliklerle çocukların aidiyeti güçlendirilmeli.
• Şiddetten etkilenen çocuklara kesintisiz destek sağlanmalı. Şiddete maruz kalan, şiddete tanık olan ve şiddet uygulayan çocuklarla ihtiyaçlarına uygun koruyucu ve psikososyal çalışmalar yürütülmeli.
• Okul, aile ve destek hizmetleri arasında sürekli bağ kurulmalı. Sosyal hizmet uzmanı bu iş birliğini sağlamalı; müdahalenin ardından çocuğun güvenliği, iyilik hâli ve okula devamı izlenmeli.
