HDP İstanbul İl Örgütü, Kadıköy Halitağa Caddesi’nde 16 Mart Halepçe ve Beyazıt katliamlarının yıl dönümünde anma gerçekleştirildi. Yapılan açıklamada “Katliam ve yıldırma taktiklerine karşı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz” denildi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü Halepçe ve Beyazıt katliamlarının yıl dönümünde bir anma gerçekleştirdi. Siyasi parti ve kurumların destek olduğu anmada “Halepçe katliamı 34’üncü yılında unutmadık” yazılı pankart açıldı.
Anmada HDP adına okunan basın metninde, “Kürt halkının yüzlerce yıllık özgürlük ve eşitlik mücadelesine karşı işlenen en büyük katliamlardan biri olan Halepçe Katliamı, Faşist Baas Rejiminin başında bulunan Saddam Hüseyin’in Güney Kurdistan’da Kürtlere karşı düzenlettiği El-Enfal Harekatı adlı soykırımın bir parçası olarak tarihin utanç sayfalarına geçmiştir.” Denildi.
Kimyasal silahlar ile gerçekleştirilen Halepçe katliamının 2010 yılında Irak Yüksek Ceza Mahkemesi tarafından soykırım eylemi olarak tanımlandığının hatırlatıldığı açıklamada “Enfal Soykırımı ve Halepçe Katliamının failleri insanlık tarihinde lanetlenirken meşru ve insanı hak mücadelesini sürdüren Kürt halkı direnişiyle bütün ezilen halklara umut olmaya devam etmektedir.” denildi.
“Beyazıt katliamı daha sonra gerçekleşen katliamların provası niteliğindedir”
Devrimci gençlik dalgasına karşı gerçekleştirilen 16 Mart Beyazıt katliamında yaşamını yitirenlerin de anıldığı açıklamada Beyazıt katliamının daha sonra gerçekleşen katliamların provası olduğu belirtildi.
“Daha sonra açılan davalarda da net olarak ortaya çıkan ve sivil faşistler ile kontrgerillanın elbirliğiyle gerçekleştirdiği kanıtlanan katliamda 7 öğrenci yaşamını yitirdi, 41 öğrenci ise yaralandı” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Daha sonraki yıllarda yaşanacak kitlesel katliamların provası niteliğinde olan 16 Mart Katliamı ve sonrasında yaşananlar, egemenlerin toplumsal mücadelenin yükseldiği her dönemde faşist terörü bir araç olarak kullanabileceğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Askeri darbeye giden yolun yapı taşlarından biri olan bu katliam, daha sonra Sivas, Maraş ve Malatya’da kitlesel kıyımlara kadar vardırılmıştır. Faili meçhul cinayetler olarak kayda geçen, yargılanan faillerin ya korunduğu ya da cezasızlıkla ödüllendirildiği katliamlar halkasının bir parçası olan 16 Mart Katliamı davası zamanaşımına uğratılarak unutturulmaya çalışıldı. Aktörleri ve saldırı tarzı değişse de, kanlı ilmek cezasızlık kültürüyle birleşerek kendini yeniden üretmeye devam etmektedir. 10 Ekim Ankara Gar ve Suruç Katliamlarında yine aynı faşist şiddet sarmalı kullanılarak kitlelerin politik mücadeleleri zayıflatılmaya çalışıldı. Bütün bu katliam ve yıldırma taktiklerine karşı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğimizi bir kez daha ilan ediyor Halepçe ve Beyazıt Katliamında yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz.”
(SiyasiHaber/Devrim Orhan Koç)