Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    CPJ Gazze verilerini yeniden inceledi: “Sorumlu yine açık ara İsrail”

    25 Eylül 2026

    SAMER’den Rojava raporu: “SDG’nin feshı Kürt meselesini ortadan kaldırmıyor”

    25 Eylül 2026

    Ed Sheeran turnesinden çıkarılan Macklemore’dan “Özgür Filistin” turnesi kararı

    25 Eylül 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Öfkenin filozofu Fanon -2- Efendi-köle diyalektiği

      25 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -1- Öfkeyi hatırlamak

      24 Eylül 2026

      İnkılap Müzesi’ne verilen 6.500 eşya nerede?

      23 Eylül 2026

      “Güç bizimle olsun”: Karanlık çağda devrimci kitle siyaseti

      23 Eylül 2026

      Kürt sorununun çözümü ve yeni ideolojik zemin bağlamında Alevilik

      22 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

      21 Eylül 2026

      COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

      20 Eylül 2026

      Bunun adı cadı avı

      17 Eylül 2026

      Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

      15 Eylül 2026

      Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

      10 Eylül 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » AKP’yi korkutan kadınlar değil, AKP’li kadınları da etkileyen kadın mücadelesi

    AKP’yi korkutan kadınlar değil, AKP’li kadınları da etkileyen kadın mücadelesi

    Siyasi Haber18 Ocak 2018
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    GÜLFER AKKAYA yazdı: “Erdoğan’ı korkutan olasılık AKP’de yıllarca çalışıp hayal kırıklığına uğrayan ve elinde diploması ile koca beklemeye mahkûm edilen milyonlarca Müslüman kadının kadın hareketi ile buluşması.”

    GÜLFER AKKAYA


    Siyasette yer alan kadınlardan sık sık duyarız. Bir kadın olarak, bir anne olarak, bir eş olarak siyasetteyim. Kadınlar bir işe el atınca sonuç alana dek çabalar. Ülkeyi ve hatta dünyayı kadınlar kurtaracak.


    Neden mi? Çünkü erkekler batırdı, kadınlar kurtaracak. Siyasette de kadının görevi erkeğin arkasını toplamak, onun yapamadıklarını yapmak, batırdığını kurtarmak.


    Kadınlar bu ve benzeri söylemleri öyle içselleştirmiş ki köy derneği yönetimine aday kadından cumhurbaşkanlığına aday olan (ki henüz cumhurbaşkanlığına aday kadını görmek nasip olmadı) kadına dek her kadın aynı cümleleri kurmakta.


    Medyada, sosyal hesaplarda bu cümlelere methiyeler dizilir. Sonuçta kadın işte, denerek ülkenin erkek göğsü kabardıkça kabarır.


    Bir feminist olarak bu tür kadın güzellemelerini sevmiyorum, dahası doğru bulmuyorum. Bilakis cinsiyetçi buluyorum.


    Sadece bir cinse ait olduğunuz için mücadeleci, siyasette sonuç alıcı olamazsınız. Politikada yer alan kadınların ezici kısmı erkeklik ağları içinde olmaktan gayet memnun ve bu ağlar içinde kalabilmek, koltuk kapmak için çabalamakta. Hiç de “kadın olmak” gibi dertleri yok.


    Kadın olmak, bir cinse ait olmaktan çok daha fazlası. Simon de Beauvoir’ın mükemmel tanımı ile kadın doğulmaz, kadın olunur. Yani kadın olmak biyolojik olmaktan öte, toplumsal bir durum. Kadınlar aynı toplumsal kaderi paylaşırlar, arada kimi farklılıklar olsa da. Tüm farklılıklara rağmen yine de kadınlardan beklenen; bütün kadınlar okur-yazar olmasa da bütün kadınlar evlenmeli, bütün kadınlar ücretli bir işte çalışamasa da bütün kadınlar anne olmalı, hem de birkaç kez. Bu ve benzeri durumların tamamına kadınlık durumu diyoruz ve bu duruma kadınlar doğuştan değil, doğduktan sonra toplumsal şekillenişle her gün, her an yeniden yeniden hazırlanır.


    Kadınlık durumu, erkek toplum tarafından o kadar normalleştirilmiş ki evliliği reddeden, olabilecekken anne olmayı tercih etmeyen kadınlar yadırganır. Kadınsan evlenip çocuk doğurup yuva kuracaksın. Yoksa makbul kadın olamazsın.


    Siyasete giren kadınlar bu cinsiyetçi normları bildikleri için iyi bir siyasetçi olacaklarının ispatını evvela eş, anne, kadın oluşlarıyla verirler. Böylece dünyayı eş, anne, kadın olmaya zarar vermeden kurtaracakları taahhüdünde bulunmuş olurlar. Dünya dediğin soğuk kara parçası değil, erkek egemen sistemle yönetilen, erkeklerin cenneti. Onu yıkmadan, erkeklerin verdiği zararın tozunu alacak şekilde hafiften parlatacaksın.


    Her ne kadar Canan Kaftancıoğlu’nun CHP İstanbul İl Başkanlığı’nı kazanması ile ülkenin bir kısım erkekleri coşup siyasette başarılı, dobra, cesur bir kadına tahammülsüzlüklerini en üst perdeden gösterip onu bizzat hedef haline getirdilerse de istediklerini başaramadılar.


    Ancak bu süreçte başından beri aksak giden bir şeyleri, CHP ve AKP’nin kadınların mücadelesi konusunda benzer zeminde hareket ettiklerini görmemek de mümkün değil.


    Canan Kaftancıoğlu ki kendisi insan hakları konusunda haklı bir üne sahiptir, ancak gerek adaylığı sürecinde, gerek AKP ve trollerinin saldırısı sırasında sık sık kendisini anne olarak tanıttı. Oysa Kaftancıoğlu anne olmaktan çok daha fazlasıydı, kadın erkek eşitliğine inanan bir kadındı. Ancak bu yanı biraz geride kaldı.


    AKP de Kaftancıoğlu’na annelikten vurdu. Gezi zamanı Erdoğan’ın annesine hakaret içeren duvar yazısını fark etmeden paylaşmış çünkü. Kaftancıoğlu, Erdoğan’ın, şahsı üzerinde yürüttüğü karalama kampanyasına cevap olarak yaptığı basın toplantısında hakkında ileri sürülen her şeyi kabul ettiğini ama bir tek şeyi sahiplenmeyeceğini söyledi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan özür diledi.


    Erdoğan’dan özür dilerken bunun cinsiyetçi olduğunu söylemek yerine yine anneliği ve anneleri yücelterek “Annelere asla laf söylemem” dedi. Anne olmayan kadınlara laf söyler misin sorusunu akla getirdi bu cümle.


    Böylece siyasette çok kullanılan anne-kadın ikilemini yeniden üretti. Anne olmak isteyip olamayan, anne olmayı siyasi bir tavır olarak istemeyen kadınları ikincilleştirdi. Toplumsal bir grup olan kadınlara öncelik kadınların değil, anneliğin dedi. Oysa kadın bilincine sahip olmak kadın olmayı önceller, diğer her şeyi kadınlığın çeşitli halleri olarak ele alırdı.


    AKP ve CHP’yi politik olarak aynılaştıran bu zemin. Çünkü bu zemin kadınları anne-kadın ikiliğine çekerek, kadınların kurtuluşunu sağlayacak olan eşitlikçi, özgürlükçü hattı elinin tersiyle iter.  AKP de ne olursa olsun bir kadını önce anne olarak tanımlamıyor mu? Kadın, doktor da olsa, astronot da olsa, antropolog da olsa, tekstilde işçi de olsa önce anne olmalıdır. Anne kadın, makbul kadındır.


    Canan Kaftancıoğlu’nun adaylığı AKP ve CHP’nin muhafazakâr, cinsiyetçi yanlarını ortaya çıkarması açısından ilginç bir örnek oldu.


    Bu ortak zemine rağmen Kaftancıoğlu’nun adaylığı ve başarısı AKP ve Erdoğan’da korkuya neden oldu. Bu korku Kaftancıoğlu’nun çevresini saran siyasi olasılıklarla ilgili. Çünkü tüm siyasi hatalarına ve acemiliklerine rağmen Kaftancıoğlu tartışmasız olarak kadın erkek eşitliğine inanmakta, duruşu bu alana güç katmakta, bu alanda mücadeleyi sürdüreceği aşikâr.


    Eğer kadın erkek eşitliğine inanıyorsanız bunu savunan siyasal kesimlerle zaten ilişkiniz vardır ve kısa zamanda buluşur, birlikte çalışmaya başlarsınız. İşte bu tarz buluşmalar siyasi hedefleri açısından Erdoğan için hayırlı olmaz.


    Çünkü zaten AKP içinde onca yıl parti ve partinin erkekleri için çalıştırılan, sabırlı olun sıra size de gelecek denerek her defa sırtı sıvazlanan çok sayıda huzursuz kadın var siyasette görünür olmak, güç sahibi olmak, bir yerlere gelmek isteyen ama önü kesilen, bir türlü sırası gelmeyen. Her şeyden önce Canan Kaftancıoğlu’nun seçilmesi siyasi partilerdeki hakları gasp edilen kadınlara bu açıdan güç ve moral vermiştir.


    AKP, kendi az sayıda elitist kadınlarını üretmekle beraber, bunların dışında kalan çok sayıda kadına karşı sözünü yerine getirmemiş bir iktidar partisi. Bu, AKP’li çok sayıda kadın için artık tahammül edilecek boyutları çoktan aşmış bir durum.


    Erdoğan’ın şimdilerde Müslüman kadınlar için övünerek söylediği şey kadınların kapanmasını sağlamış olması. Oysa kapanmak AKP’li kadınlar için çoktan talep ya da kriter olmaktan çıkmış durumda.


    AKP’de çalışıp hayal kırıklığına uğrayan kadınlar artık mağdur edebiyatına da inanmıyor. Yıllarca partide çalışan, fikri olan, hedefi olan kadınların çok önemli kısmı görmezden geliniyor, öteleniyor, erkekler üzerlerine basılarak yükseldikçe yükseliyor ancak bu kadınlar ne milletvekili olabiliyor, ne bakan, ne bürokrat, ne parti sözcüsü.


    Başı kapalı olduğu için eğitimini tamamlayamayan Müslüman kadınlardan, başı kapalıyken diploması olan Müslüman kadınlara dönüştüler. Ama iktidarın parçası olamadılar. İktidar erkeklerde kaldı. Kadınlar parti bürolarında, mahalli ağlarda… Bir kısım “şanslı” olanlar İslami sermayenin emrinde işçileşerek ucuza çalışmakta, şanssız olanlar yine eve dönmek zorunda kaldı.


    Erdoğan’ı korkutan olasılık AKP’de yıllarca çalışıp hayal kırıklığına uğrayan ve elinde diploması ile koca beklemeye mahkûm edilen milyonlarca Müslüman kadının kadın hareketi ile buluşması.


    İstanbul gibi devasa bir ilin başkanı olarak, kadın hareketine açık, onun politikalarını hayata geçirmeye hevesli iseniz, üstelik o ilin büyükşehir belediyesini alma ihtimaliniz de varsa fıtratında kadınla erkeği eşit görmeyenlerin uykusu nasıl kaçmaz?


    Düşünsenize İstanbul’un kadın politikalarıyla yönetildiğini. Bu, kadınlar için sığınak demek. Bu, kadınlara daha çok iş olanağı demek. Bu, kadınlara meydanların, sokakların açılması demek, erkek tacizine karşı önlemleri alınmış, gece gündüz ulaşımından parklarına dek kadınlara göre ayarlanmış bir kent demek. Bu düşen erkek şiddeti demek.


    Bu hizmetleri kadınlara götürdüğünüzde, hele bir de kadınsanız uzattığınız el boşta kalmayacaktır.


    İşte AKP’yi korkutan kadın, anne ya da eş olmak değil, AKP’li kadınları da etkileyen özgürlükçü kadın mücadelesinin taleplerini sahiplenerek hayatı kadınlar lehine dönüştürme ihtimalidir.


    Ve bu, haklı bir korkudur.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Öfkenin filozofu Fanon -2- Efendi-köle diyalektiği

    25 Eylül 2026

    Öfkenin filozofu Fanon -1- Öfkeyi hatırlamak

    24 Eylül 2026

    İnkılap Müzesi’ne verilen 6.500 eşya nerede?

    23 Eylül 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -2- Efendi-köle diyalektiği

    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -1- Öfkeyi hatırlamak

    Mahsuni Gül

    İnkılap Müzesi’ne verilen 6.500 eşya nerede?

    Kerem Berk

    “Güç bizimle olsun”: Karanlık çağda devrimci kitle siyaseti

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ercüment Çervatoğlu

    “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

    Ümit Akçay

    COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

    Ohannes Kılıçdağı

    Bunun adı cadı avı

    Musa Özuğurlu

    Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    BİM işçisi anlatıyor: “Beni zorla işten çıkardılar, Kod 46’dan çıkışımı verdiler”

    24 Eylül 2026

    “Güç bizimle olsun”: Karanlık çağda devrimci kitle siyaseti

    23 Eylül 2026

    Hataylı balıkçılar ‘Vira Bismillah’ dedikten 5 gün sonra kontak kapattı: “Maliyetlere dayanamıyoruz!”

    20 Eylül 2026
    KADIN

    Erkek şiddeti durmuyor: Sakarya, Konya ve Hatay’da 3 kadın katledildi!

    21 Eylül 2026

    Ayşe Tokyaz’ı katleden eski polis Cemil Koç’a ağırlaştırılmış müebbet

    9 Eylül 2026

    bianet Ağustos 2026 Çetelesi: Erkekler en az 25 kadını katletti, 35 kadının ölümü şüpheli

    8 Eylül 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.