PKK’nin fesih kararının ardından oluşturulan Hareket Yönetimi, Perşembe günü Fırat Haber Ajansında (ANF) yayımlanan açıklamasında, Türkiye sınırları içindeki ve sınır yakınındaki bütün silahlı güçlerini geri çektiğini, Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının bütün gereklerini yerine getirdiğini duyurdu.
Yönetim, Türkiye içinde kalan silahlı güçlerin birkaç gün önce geri çekildiğini, ayrıca Irak Kürdistan Bölgesi’nde Metina’daki dört savaş tüneli ve mevzinin boşaltıldığını açıkladı.
Açıklamada şöyle denildi:
“Özcesi Türkiye sınırları içindeki ve Türkiye dışında sınıra yakın olduğu söylenebilecek tüm silahlı güçlerimizi çekmiş bulunuyoruz. Böylece Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırma ve demokratik siyasal mücadele stratejimizin gerekleri tümüyle yerine getirilmiştir.”
Hareket Yönetimi, bu adımların ardından hükümetin demokratik siyasal mücadeleye geçişi sağlayacak hukuki düzenlemeleri yapmasını istedi.
Açıklama, 30 Eylül’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında silahsızlanmanın tamamlandığının teyidine ilişkin bir karar duyurulmamasının ardından geldi.
10 Ağustos’ta TBMM’de kabul edilen 7595 sayılı çerçeve yasa, öngördüğü düzenlemelerin uygulanmasını güvenlik kurumlarının silahsızlanmaya ilişkin tespitinin MGK tarafından teyit edilmesine bağlıyor.
Hareket Yönetiminin açıklaması, bu tespit ve teyit sürecinin neden tamamlanmadığı sorusunu yeniden gündeme getirdi.
Türkiye içindeki bütün güçlerimizi çektik
Hareket Yönetimi, 27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan süreci, Mayıs 2025’teki PKK fesih kongresini, 11 Temmuz’da silahların sembolik olarak imha edilmesini ve 26 Ekim’deki çekilme açıklamasını hatırlattı.
Bu adımlara rağmen hükümetin süreci ilerletecek siyasi ve hukuki kararları almadığını savunan Yönetim, son çekilme kararını iktidarın adım atmamak için ileri sürebileceği gerekçeleri ortadan kaldırmak amacıyla aldığını bildirdi.
Türkiye içinde herhangi bir çatışma riski yaratmayan güçlerin de birkaç gün önce çekildiğini, ayrıca Türkiye sınırına uzak olmasına rağmen Metina’daki dört savaş tüneli ve mevzinin boşaltıldığını belirtti.
Yönetim, bütün bu adımların ardından Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırılması ve demokratik siyasal mücadeleye geçiş bakımından yükümlülüklerini “tamamladığını” ilan etti. Artık Türkiye’ye yönelik bir silahlı tehditten söz edilemeyeceğini savundu.
Çekilmenin tamamlandığına ilişkin beyan henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı. Ancak açıklama, Türkiye içindeki ve sınır yakınındaki silahlı varlığın tamamen sona erdirildiği iddiasını içeriyor.
MGK, silahsızlanmanın tamamlandığını teyit etmemişti
Hareket Yönetimi’nin açıklaması, 30 Eylül’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan MGK’nin çerçeve yasanın uygulanmasının önünü açacak bir teyit kararı duyurmaması ardından geldi.
MGK, toplantı sonrası bildirisinde “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedefleri doğrultusunda atılan adımların değerlendirildiğini ve çalışmaların sürdürüleceğini bildirmekle yetindi.
Kurul, PKK’nin fesih ve silahsızlanma kararlarının ne ölçüde uygulandığına, silahlı güçlerin çekilmesine ve bunların güvenlik kurumlarınca tespit edilip edilmediğine ilişkin somut bir sonuç açıklamadı.
Oysa 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, soruşturma, kovuşturma ve infazla ilgili düzenlemelerin uygulanmasını MGK’nin teyit kararına bağlıyor.
Yasa uyarınca PKK/KCK’nin fiilî varlığına son verildiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, ardından bu tespiti teyit eden MGK kararının Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor.
Dolayısıyla, yasa yürürlükte olmasına karşın, öngördüğü temel düzenlemelerin uygulanması MGK kararını bekliyor.
30 Eylül toplantısında bu konuda karar açıklanmaması, hükümetin neyi beklediği sorusunu gündeme getirdi.
Nurettin Demirtaş: “Meclis, yasa üzerindeki MGK ipoteğini kaldırmalı
Eski Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Başkanı ve KCK Yürütme Konseyi üyesi Nurettin Demirtaş, MGK toplantısından iki gün sonra, 2 Ekim’de Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanan “MGK’ye karşı toplumsal ivme” başlıklı yazısında sürecin TBMM’nin MGK kararına bağımlı hale getirilmesini eleştirdi.
Demirtaş’a göre çerçeve yasanın uygulanmasının MGK kararına bağlanması, TBMM’nin iradesi üzerinde güvenlik kurumlarının vesayetinin sürdürülmesi anlamına geliyor.
Demirtaş, MGK toplantısının ardından yayımlanan bildiriyi de sürecin ilerlemesi bakımından olumsuz bir işaret olarak değerlendirdi:
“Meclis kendi iradesine sahip çıkmalıdır. Yasa üzerindeki MGK ipoteğini kaldırmalıdır.”
Yazısında Abdullah Öcalan’ın süreci doğrudan koordine edebileceği çalışma koşullarının oluşturulmasını isteyen Demirtaş, yalnızca devletin atacağı adımları beklemenin yeterli olmadığını savundu. Gerillalardan bir grubun demokratik siyasete katılmak üzere Türkiye’ye dönmesini sürece ivme kazandırabilecek bir gelişme olarak değerlendirdi. Siyasi partileri, sendikaları, demokratik örgütleri ve toplumsal güçleri de harekete geçmeye çağırdı.
Demirtaş’ın eleştirisi, Hareket Yönetiminin son açıklamasıyla yeni bir bağlam kazandı: MGK’nin sessizliğine karşı yalnızca karar beklemek yerine, silahlı güçlerin geri çekilmesinin tamamlandığı ilan edilerek devletin önüne yeni bir durum konuldu.
Hareket Yönetimi: Çerçeve yasadan sonra da adım atılmadı
Hareket Yönetimi açıklamasında, 10 Ağustos’ta kabul edilen çerçeve yasanın Abdullah Öcalan’ın önerdiği kapsamı karşılamadığını belirtti.
Öcalan’ın ve hareketin yönetiminin kapsam dışında bırakılmasının yasanın uygulanmasını güçleştirdiğini savunan Yönetim, buna rağmen düzenlemeye karşı çıkmadıklarını hatırlattı.
Açıklamada, hükümetin yasa sonrasında süreci ilerletecek adımlar atmadığı ileri sürüldü.
Devlet yetkililerinin yasa hazırlıkları sırasında Öcalan’ın gazeteciler ve çeşitli toplumsal kesimlerle görüşebilmesine olanak sağlanacağı yönünde taahhütlerde bulunduğunu belirten Yönetim, bunların da yerine getirilmediğini söyledi.
Hareket Yönetimi, Öcalan’ın özgürce yaşayabileceği ve çalışabileceği koşulların oluşturulmasını ve demokratik siyasal mücadeleye katılımı sağlayacak yeni yasaların çıkarılmasını istedi.
Bu adımların geciktirilmesinin Kürt toplumu ve hareket içinde sürece yönelik güvensizliği artıracağını savundu.
Çekilme ilanından sonra devletin önündeki soru
Hareket Yönetimi, Türkiye içinde ve sınır yakınında silahlı güç bırakmadığını ilan ederek silahlı mücadeleyi sonlandırmak için üzerine düşen yükümlülükleri tamamladığını savunuyor.
Böylece devletin daha önce eksik gördüğü veya henüz doğrulamadığı askerî koşulların yerinde incelenmesi ve resmen teyit edilmesi ihtiyacı öne çıkıyor.
Yasa, silahlı güçlerin çekilmesinin yanı sıra örgütün fiilî varlığının sona erdiğinin ve silahların teslim edildiğinin tespitini de gerektiriyor.
Hareket Yönetimi, hükümetin süreci zamana yaymasına karşı çıkarak bütün siyasi partileri, demokratik örgütleri ve toplumsal güçleri barış ve demokratik toplum sürecinde sorumluluk üstlenmeye çağırdı.
Arka plan | MGK kararı neden belirleyici?
7595 sayılı çerçeve yasa, uygulanması bakımından üç aşama öngörüyor: Güvenlik kurumlarının PKK/KCK’nin fiilî varlığının sona erdiğini ve kontrolündeki silahların teslim edildiğini tespit etmesi, MGK’nin bu tespiti teyit etmesi ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanması.
Bu nedenle yasanın kabul edilmesi tek başına soruşturma, kovuşturma ve infaz işlemlerinde öngörülen düzenlemeleri işler hale getirmiyor.
Nurettin Demirtaş, Meclisin çıkardığı yasanın uygulanmasının MGK kararına bağlı olmasını parlamenter irade üzerinde bir vesayet olarak eleştiriyor.
Hareket Yönetiminin son açıklaması ise güvenlik kurumlarına ve MGK’ye bırakılan tespit ve teyit yetkisinin kullanılmasını yeniden gündeme getiriyor.
