(MH-ANF)
Uluslararası Komplo değerlendirmesi: “ABD ve İsrail öncülüğünde gerçekleşti”
Abdullah Öcalan’a yönelik Uluslararası Komplo’nun başlangıcının yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karasu, komployu kınayarak ekim ayında yaşamını yitiren Gurbetelli Ersöz, Nagihan Akarsel ve Bêrîtan’ı andı. Komplonun arkasındaki güçlere dikkat çeken Karasu şunları kaydetti:
“Uluslararası Komplo’yu esas olarak yapan ABD ve İsrail’dir. Onlar yaptılar. Onlar bu komployu gerçekleştirdiler. Tabii ki Avrupa da ortak oldu. Ama esas olarak ABD, Önder Apo’nun öncülüğünde yürüyen özgürlük mücadelemizi kendilerinin Ortadoğu çıkarları için tehlikeli gördüler. Ortadoğu çıkarları konusunda mücadelemizin bu çıkarlara ket vurduğunu düşündüler komployu böyle gerçekleştirdiler. Bu bakımdan bu gerçeğin bilinmesi gerekiyor.”
Komplonun temel amacının hareketi tasfiye etmek ve halkı koparmak olduğunu belirten Karasu, “Biz de Önderliğimizi sahiplendik, halkımız da sahiplendi. Önderliğimizin özgürlüğü temelinde mücadeleyi yürüttük. Önderliğimizin perspektifleri temelinde bu mücadeleyi sürdürdük” dedi.
Barış ve Demokratik Toplum süreci: “Eski yasalarla çözüm mümkün değil”
Süreç dahilinde Meclis’ten geçen çerçeve yasaya ve sonrasındaki adımlara değinen Karasu, hareket olarak üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirdiklerini fakat devlet kanadında beklenen adımların atılmadığını savundu. Karasu, çözüm için yasal düzenleme şartına vurgu yaptı:
- Eski yasalar ve hukuk: “Kürt sorunu gibi 100 yıllık bir sorunun eski yasalarla, eski hukukla, eski siyasi anlayışla çözülmesi mümkün değil. Mevcut yasalar sorunu çözmediği için on yıllara dayalı çatışma ortamı ortaya çıktı. Sorunun çözülmesi için mutlaka özgürlük yasalarının çıkması gerekiyor.”
- Tek taraflı adımlar: “Biz Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırdığımızı söyledik. Bunun bütün gereklerini yerine getirdik. Adım atmamanın hiçbir gerekçesi kalmamıştır Türk devleti açısından. Ama olmuyor, hâlâ ayak sürüme var.”
- Sorumluluk çağrısı: “Bu sorun çözülmediği için kadınlar, emekçiler, demokratik siyaset yapanlar sıkıntı çekiyor. O zaman herkesin sorumluluk alması, demokratikleşme ve özgürlük yasalarının çıkması için mücadele etmesi lazım.”
“Önder Apo’nun çalışma koşulları hızla değişmeli”
Meclis bünyesinde kurulan kurulların şeffaf ve aktif çalışması gerektiğini belirten Karasu, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolüne işaret ederek çalışma koşullarının düzenlenmesini istedi:
“En önemlisi Barış ve Siyasallaşma Kuruluydu. Önderliğin koordinatörlüğünü yapacağı Barış ve Siyasallaşma Kuruluydu. Bu kurul niye çalışmıyor? Önder Apo bu işin sorumlusu, inisiyatif almış. Ama rol bekleniyor, Önderliğe imkân tanınmıyor. Önderlik rol almadan bu hareket hiçbir adım atamaz. Önderlik özgür olmayacak, özgür çalışmayacak, Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun koordinatörü olarak çalışmayacak, basınla, aydınlarla, çeşitli siyasi çevrelerle görüşmeyecek ama bizden şu beklenecek, bu beklenecek. Böyle olmaz.”
Demokratik entegrasyon ve bölgesel gelişmeler
Londra’da düzenlenen konferansa gönderilen mesaja değinen Karasu, demokratik entegrasyonun Cumhuriyet’in demokratikleşmesiyle mümkün olacağını söyledi. Bölgesel dinamiklere ilişkin değerlendirmeleri ise şu başlıklar altında toplandı:
- Cumhuriyet’in demokratikleşmesi: “Demokratik entegrasyon, Cumhuriyet’in demokratikleşmesidir. Yerel demokrasinin olması şarttır. Kürtlerin dili, kültürü, kimliği üzerindeki bütün engellerin kaldırılması gerekir. Bunu sadece Kürtler için değil; Aleviler, kadınlar, emekçiler ve tüm etnik/dinsel topluluklar için istiyoruz.”
- Başûr değerlendirmesi: “ABD’nin Başûr’dan tamamen çekildiğine ilişkin değerlendirmeler doğru değil. Günümüzde savaş tarzı ve teknikleri değişti. Başûr’da iktidarın güçsüz olmasının sebebi halktan destek almayan, demokratik olmayan yapısıdır. Tek çözüm yerel demokrasiye dayalı demokratik birlik hükümetidir.”
- İran’daki idam kararlarına tepki: “İdam gerçekten insanlık dışıdır. İdamla halkı korkutuyorsun, ondan sonra bu halk sana destek mi verecek? İdam yapan bir rejim böyle desteklenmez. Tüm demokrasi güçleri ve 4 parçadaki Kürdistan halkı bu idam politikasına karşı çıkmalıdır.”
