(EVRENSEL)
15 ilde yürütülen “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında tutuklanan en az 83 kişinin cezaevlerindeki durumu gözler önüne serildi. İstanbul ve Mersin’deki cezaevlerini ziyaret eden avukatlar; aşırı kalabalık koğuşlar, tecrit, kötü muamele ve sağlık hakkına erişim engellerini aktardı.
İstanbul’daki kadın müvekkilinin durumunu paylaşan avukat Baran Elma, cezaevlerindeki kapasite krizini şu sözlerle anlattı:
“Müvekkilimin bulunduğu koğuş 30 kişilik ancak burada yaklaşık 85 kişi kalıyor. İki kişilik odalarda beş kişi tutuluyor ve müvekkilim tuvaletin yanında uyumak zorunda kalıyor. Dolap bulunmadığı için kişisel eşyalar poşetlerde saklanıyor.”
“Çanakkale’dekiler de İstanbul’dakiler de LGBTİ+ tutuklulara ayrılmış özel bölümlerde değil, adli tutukluların bulunduğu koğuşlarda tutuluyor. Cezaevindeki kalabalık gerilimi artırıyor; müvekkilimin kaldığı koğuşta aynı gün içinde üç şiddetli kavga yaşandı. Kavgalar sırasında tutuklular birbirlerine hakaret ederken ‘lezbiyen’ ifadesini kullanıyor.”
“Müvekkilim vejetaryen olmasına rağmen 14 gün boyunca beslenme ihtiyacı karşılanmadı. Yemekler çok yağlı ve ortak alanlarda yere şilte sererek uyuyan tutuklular var.”
Sevklerde cinsel yönelim sorgusu ve tecrit
Erkek tutukluların süreç boyunca defalarca cezaevi değiştirmek zorunda bırakıldığını belirten Elma, sevkler sırasında yaşanan ayrımcılığı şöyle aktardı:
“Erkek tutuklular önce Metris’e, ardından Silivri’ye ve tekrar Metris’e sevk edildi. Sevkler sırasında tutuklulara cinsel yönelimleri üzerinden ayrımcılık uygulandı; tek tek ‘Sen nesin?’ diye sorularak beyan vermeye zorlandılar. Heteroseksüel olduğunu belirten bir tutuklu adli koğuşa gönderilirken, diğerleri yeniden Metris’teki LGBTİ koğuşlarına sevk edildi.”
“Üç kez cezaevi ve koğuş değiştiren tutuklular kıyafet ve kantin alışverişi yapamadı, telefon görüşmelerini tamamlayamadı, aile ve avukat görüşleri aksadı. Açık kimlikli olmayan LGBTİ tutuklular durumlarını ailelerine açıklayamadıkları için hem dışarıda hem de içeride yalnızlaştırılıyor.”
“Günde üç kavga, ayrımcı söylemler ve yargıda özensizlik”
Cezaevi personelinin tutumunu ve tutukluluğa itiraz süreçlerini değerlendiren Elma, şu ifadeleri kullandı:
“Gardiyan ve infaz koruma memurlarının sert ve eril bir tavrı var. Müvekkilim doğrudan hedef alınmasa da sürekli küfür ve aşağılayıcı söylemlere maruz kalıyor. Tutukluluğa yaptığımız itirazların incelenmesi sürecinde ciddi bir özensizlik yaşanıyor. Dosya yoğunluğu nedeniyle bazen bizim müvekkilimize ait olmayan dosyalara ilişkin kararlar dahi tarafımıza gönderiliyor.”
Mersin: Hormon ilaçlarına erişim engeli ve şiltesiz koğuşlar
Mersin’deki cezaevine ilişkin avukatların hazırladığı bilgi notunda ise sağlık hakkı ihlalleri öne çıktı:
“Bir tutuklunun günlük kullandığı hormon ilacına erişememesi nedeniyle ağlama nöbetleri geçirdiği, düzenli ilaç kullanan bazı tutukluların ilaçlarını yeniden temin edemediği tespit edildi. Yaralanan bazı tutuklular hastaneye sevk edilmedi.”
“8 yatak bulunan bir koğuşta 18 kişi kalıyor, 10 kişi yerde yatıyor ve bazı tutuklular şilteye dahi erişemiyor. HIV+ tutuklular tek kişilik hücrelerde tutulurken, avukat görüşlerinde mahremiyet ihlalleri yaşanıyor. Ailesi veya ekonomik desteği olmayan tutuklular temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor.”
