Emek Servisi, (SH)
Sermayenin ve zincir market patronlarının işçi sınıfı üzerindeki sömürüsü katmerlenirken, DİSK ve Sosyal-İş Sendikası A101 işçilerinin gasp edilen hakları için A101 Genel Merkezi önünde kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi. “A101’de yıllardır hakkımızı yiyen, emeğimizin karşılığını vermeyen düzeni değiştirmeye geliyoruz” temasıyla düzenlenen eylemde, mağaza çalışanlarının ağır çalışma koşulları ve insani olmayan uygulamalar teşhir edildi.
“A101 işçisi insanca yaşamak istiyor” pankartının açıldığı eylemde “Kasalarda değil alanlardayız”, “İşçiler açken patronlara huzur yok” ve “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganları yükseldi.
“İşçi kendi çalıştığı mağazadaki suya para ödemek zorunda kalıyor”
Basın açıklamasını okuyan Sosyal-İş Mağaza Market Komisyonu üyesi Saliha Bahadırlı, A101 yönetiminin işçileri ilkel bir sömürü rejimine mahkûm ettiğini belirterek şu talepleri ve eleştirileri sıraladı:
- Sudan bile tasarruf hesabı: “İşçi susadığında, kendi çalıştığı mağazada satılan su için para ödemek zorunda kalıyor. İşçinin suyu üzerinden tasarruf, susuzluğu üzerinden kâr hesabı yapılmaz. Su en temel haktır.”
- İki yıldır dondurulan yemek ücretleri: “A101 patronu iki yıldır aynı düşük yemek ücretine işçiyi mahkûm ediyor. İşçinin sofrasından tasarruf edemezsiniz. Yemek ücretleri insanca yaşam koşullarına uygun hale getirilmelidir.”
- Oturma hakkı ve beden sağlığı: “İşçi neden oturamıyor? Neden saatlerce ayakta durmak zorunda? İşçi bir makine değildir, işçinin bedeni sizin kâr hesabınızın parçası değildir.”
Cengiz Çiçek: “Asıl tehdit işçiyi açlığa mahkûm eden sermaye düzenidir”
Eylemde söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ise A101’deki sömürü koşulları ile iktidarın “Ailem Güvende” adı altında yürüttüğü siyasi operasyonlar arasındaki bağa dikkat çekti.
Saray rejiminin LGBTİ+’lara, devrimcilere ve muhaliflere dönük başlattığı cadı avına değinen Çiçek, şöyle konuştu:
“Bu ülkede LGBTİ+ bireylere, muhaliflere, devrimcilere bir sürek avı var. Operasyonun adı ‘Ailem Güvende’. A101’de çalışan işçi ve emekçi arkadaşlarımızın yaşadığı sorunlar bağlamında soruyoruz: Bu zor koşullarda çalışan işçilerin ailesi kendisini güvende hissediyor mu? İnsanları açlıkla terbiye etmek istiyorsunuz. Su içmek istediğinde ücret talep ediyorsunuz. Asıl ailelerimizin güvenliği önündeki en büyük tehdidi siz oluşturuyorsunuz. Siz sadece kendi sermaye birikiminizi ve iktidarınızı güvenceye almaya çalışıyorsunuz.”
Bahadırlı ve Çiçek, konuşmalarının sonunda tüm mağaza market işçilerini kölelik düzenine karşı Sosyal-İş çatısı altında örgütlenmeye ve mücadeleyi büyütmeye çağırdı.
