Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Merkez Yürütme Kurulu, resmi programı 7-8 Temmuz olarak ilan edilen NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da yaşanan gözaltılara ve uygulanan yoğun güvenlik önlemlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.
SYKP tarafından yapılan açıklama aynen şöyle;
“Resmi programı 7-8 Temmuz olarak ilan edilen NATO Zirvesi, günler öncesinden Ankara’yı halktan koparılmış bir güvenlik bölgesine, sokakları barikatlarla çevrilmiş bir açık hava cezaevine dönüştürmüş durumda. İşbirlikçi iktidar toplantı salonlarını hazırlamadan önce gözaltı araçlarını hazırladı; protokol yollarını açmadan önce halkın yolunu kesti. Savaş baronları, Trump ve dostları rahat etsin diye Ankara’nın meydanları, sokakları; üniversitelilere, sendikalara, gençliğe, sosyalistlere ve halka kapatıldı.
Bugün yüzlerce NATO karşıtı sosyalist, devrimci, demokrat, gazeteci, avukat, akademisyen ve mücadele insanı ev baskınlarıyla, gözaltılarla, işkencelerle susturulmak istendi. Halkın savaş aygıtına karşı söz söyleme hakkı, ‘güvenlik’ bahanesiyle gasp edildi. Onlar rahat rahat konuşabilsin diye Ankara bir güvenlik çemberiyle kuşatılıp açık hava cezaevine çevrildi.
Ne için? Bir avuç savaş zengini, militarizmden beslenen yönetici, silah tekellerinin temsilcileri ve emperyalist devletlerin savaş kurmayları Ankara’da rahat rahat insanlığı daha fazla savaşa, daha fazla silahlanmaya, daha fazla yoksulluğa ve daha fazla bağımlılığa mahkûm edecek kararları alabilsin diye. Çürümüş, zorla ayakta duran düzenleri devam etsin diye.”
“Biz gerçek adını biliyoruz: Emperyalist haydutluk örgütü”
“Onlar buna ‘güvenlik’ diyor. Biz gerçek adını biliyoruz: halklara karşı savaş düzeni. Onlar buna ‘savunma ittifakı’ diyor. Biz gerçek adını biliyoruz: emperyalist haydutluk örgütü. Onlar buna ‘istikrar’ diyor. Biz bunun Afganistan’da, Irak’ta, Yugoslavya’da, Libya’da, Suriye’de ve dünyanın dört bir yanında ne anlama geldiğini biliyoruz: yıkım, işgal, göç, ölüm ve sömürü.
NATO, kuruluşundan bugüne halkların özgürlük mücadelelerine, sosyalist hareketlere, bağımsızlık arayışlarına ve devrimci direnişlere karşı emperyalist dünyanın askeri örgütü olarak hareket etti, bugün de aynı görevi sürdürmektedir. Değişen yalnızca kullandıkları kavramlar: Dün ‘komünizm tehdidi’ diyorlardı, bugün ‘güvenlik tehdidi’ diyorlar. Dün darbeleri, kontrgerillayı, üsleri ve işkence odalarını örgütlüyorlardı; bugün savaş bütçelerini, sınır rejimlerini, askeri sanayi kompleksini ve bölgesel müdahaleleri büyütüyorlar.”
“Bu iktidar, NATO düzeninin yerli taşıyıcısıdır”
“Ama bu topraklar NATO’yu iyi tanır. Geçmişte NATO gemilerine secde edenler bugün iktidarda, halka zulmederek onları ağırlıyor. Yurtsever, devrimci, demokrat ve sosyalistler ise ülkenin her bir köşesinde ‘Haydut’ NATO’ya ve emperyalistlerin savaş düzenine karşı duruş sergilemeye devam ediyor. Baskı büyüdükçe direniş büyüyor; gözaltılar çoğaldıkça saflarımız sıklaşıyor. Bizi susturmaya çalıştıkça sesimiz daha gür çıkıyor.
Türkiye iktidarı da Erdoğan da bu düzenin yalnızca ev sahibi değil, aktif bir parçasıdır. İncirlik’ten Kürecik’e, sınır ötesi operasyonlardan silah sanayii anlaşmalarına, Kürt düşmanlığından göçmen karşıtı politikalara, bölgesel yayılmacı hamlelerden içeride kurulan polis rejimine kadar bu iktidar, NATO düzeninin yerli taşıyıcısıdır. Ankara’da bugün kurulan güvenlik çemberi, yalnızca yabancı liderleri korumak için değildir. Bu çember, halkın NATO’ya karşı sözünü, sosyalistlerin anti-emperyalist çağrısını, gençliğin öfkesini, emekçilerin itirazını boğmak için kurulmuştur.”
“Emperyalizme, savaşa ve militarizme karşı görev başına!”
“Ama bu ülkenin hafızası kurulan güvenlik çemberlerinden büyüktür. Bu topraklar 6. Filo’ya secde edenleri de 6. Filo’yu denize dökenleri de tanır. Barikatlarla kapatılan sokaklar; Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin, 68 gençliğinin, işçi sınıfının, kadınların, Kürt halkının, devrimci ve sosyalist mücadelenin anti-emperyalist tarihine de tanıklık etmişlerdir.
Bugün bu tarihe sahip çıkan, gözaltına alınan, yaralanan, kötü muameleye maruz bırakılan, tehdit edilen bütün mücadele arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Hiçbir yoldaşımız yalnız değildir. NATO’ya karşı ses çıkaran herkesin sesi bizim sesimizdir. Bariyerlerin önünde itilen herkesin omzu bizim omzumuzdur. Gözaltı araçlarına bindirilen herkesin öfkesi bizim öfkemizdir.
Onlar savaş için birleşiyorsa, biz barış için birleşeceğiz. Onlar militarizm için birleşiyorsa, biz halkların kardeşliği için birleşeceğiz. Onlar sermayenin güvenliği için birleşiyorsa, biz emekçilerin, kadınların, gençlerin ve ezilen halkların özgürlüğü için birleşeceğiz.
Bugün görev açıktır: NATO’ya karşı mücadeleyi büyütmek, anti-emperyalist ve anti-faşist hattı güçlendirmek, baskılara karşı omuz omuza durmak, savaş politikalarına karşı halkların birleşik mücadelesini yükseltmek. Bütün yurtseverleri, devrimcileri, demokratları, sosyalistleri, gençleri, işçileri, kadınları, barıştan ve özgürlükten yana olan herkesi Haydut NATO’ya karşı birleşmeye çağırıyoruz. Emperyalizme, savaşa ve militarizme karşı görev başına!”
