Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Doruk Madencilik işçileri dört günde üçüncü kez gözaltına alındı

    13 Ağustos 2026

    DEM Parti İmralı Heyeti Erdoğan ile görüştü

    13 Ağustos 2026

    Bakım krizi can almaya devam ediyor: EŞİK’ten Kamusal Bakım Politikası çağrısı

    12 Ağustos 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Çerçeve yasası ve karşılaştığımız durum

      11 Ağustos 2026

      Özgür Özel’i anlamak

      11 Ağustos 2026

      Başlangıç nerede başlar?

      10 Ağustos 2026

      Otoriter barışın hukuku mu, demokratik toplumun eşiği mi?

      7 Ağustos 2026

      Yasa Teklifi ve “bin kilometrelik yol”

      6 Ağustos 2026
    • Seçtiklerimiz

      Bakanlık verileri şüpheli!

      10 Ağustos 2026

      Cumhuriyet’in bastıramadığı ilk Kürt isyanı

      9 Ağustos 2026

      Üçüncü kutbun yeniden inşası

      6 Ağustos 2026

      Sınıfın kayıp asabiyesi ve sendikal arayışlar : Yapı, dönem, duygular

      3 Ağustos 2026

      Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

      30 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Nasıl planlamalı?

    Nasıl planlamalı?

    ÜMİT AKÇAY Evrensel için yazdı: 20. yüzyıldaki planlama deneyimlerinin bıraktığı miras, günümüzün ihtiyaçları çerçevesinde yeniden ele alınmayı bekliyor. Konunun teknik yanları dışında politik ekonomisi, çeşitli hegemonya projeleri bağlamındaki ekonomi politik tasavvurların ne olacağı ve mevcut çoklu krizler karşısında neler yapılabileceği tartışması, çeşitli boyutlarıyla planlamayı yeniden gündeme almayı zorunlu kılıyor.
    Ümit Akçay23 Haziran 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Günümüzde içinden geçmekte olduğumuz çoklu kriz konjonktürü karşısında sanayi politikasının geri dönüşünün tartışıldığı ya da küreselleşmenin sınırlandığı yeni bir uluslararası düzenin ortaya çıkmaya başladığı bir ortamda, 20. yüzyıldaki ekonomik planlama deneyimlerinin eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmesi kritik bir önem taşıyor. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde fırsat buldukça çeşitli ülkelerdeki planlama deneyimlerinin ilginç yönlerine değinmeye çalışacağım. Dolayısıyla bu yazı, planlama tartışmalarına giriş niteliğinde bir başlangıç yazısı olsun.

    Birinci Dünya Savaşı

    Planlamanın bir ekonomik araç olarak görülmeye başlanmasını esas olarak Birinci Dünya Savaşı’na kadar geri götürebiliriz. Savaşın sürdürülmesi için yapılması gerekenlerin, o dönem hakim olan serbest ticaret ve ‘Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ paradigması dahilinde mümkün olmadığı kısa sürede ortaya çıktığında, devletin ekonomide daha aktif rol alması bir fikir olmaktan çıkıp zorunluluk halini almıştı. Çeşitli ülkeler, savaş harcamalarını finanse etmek ya da düzenlemek ve ekonominin askerileştirilmesi ya da askeri amaçlar etrafında yeniden düzenlenmesi için devlet gücünü ekonomik seferberlik amaçları için kullanmaya başlamıştı.

    Buna paralel olarak savaş, geleneksel imparatorlukların çözülmesini ve ulus devletlerin hakim siyasi örgütlenme birimleri haline gelmesini getirdiği ölçüde, devletlerin ekonomik rollerinin yeniden tanımlanması da gündeme geldi.

    Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan bir başka gelişme de Ekim Devrimi idi. Sovyetler Birliği’nin kurulması, bir yanıyla kapitalizme alternatif bir sistemin ilk kez büyük bir ülkede iktidara gelmesi nedeniyle kritik bir dönüm noktasıydı. Diğer yanıyla da ekonomik planlamanın sosyalist versiyonunun hayata geçtiği bir örnek olarak, sonraki dönemdeki planlama deneyimleri için bir referans noktası oluşturdu.

    İki savaş arası

    İki savaş arasında yaşananlar ve özellikle de 1929 Büyük Buhranı, 20. yüzyıl başındaki liberal hegemonyanın çökmesine neden oldu. Bu dönemde temel sorun dünya ticaretinin neredeyse durma noktasına gelmesi, dönemin hakim uluslararası para sistemi olan altın standardının çöküşü ve korumacılık önlemlerinin giderek artmasıydı. Buna ek olarak Batıda emek hareketinin giderek yükselmesi, işçi sınıfının iktidar potansiyelinin artması ve buna karşı faşist hareketlerin gelişmesi, iki savaş arası dönemi şekillendiriyordu.

    Bir başka ifadeyle liberalizmin krizi bir yanda sosyalizmin doğuşunu getirirken, diğer yanda yükselen faşizmleri ortaya çıkardı ve iki savaş arası dönem hemen hemen tüm ülkelerde devletin ekonomiyi yönlendirmede başat bir güç olarak ortaya çıkmasını beraberinde getirdi.

    Bu ortamda savaşlar ve krizlerle kesilen uluslarararası ticaret sonucunda daha önceden ithal edilen malların yurt içinde üretilmesini öngören yeni ekonomi politikaları giderek daha fazla önem kazanmaya başladı. Türkiye’de 1930’lu yıllardaki devletçilik uygulamasını bu bağlama yerleştirebiliriz. Türkiye’deki devletçilik bazı özgün yanlar barındırmasına rağmen iki savaş arası dönemin hakim karakteristiği düşünüldüğünde istisna değil genel eğilimlerle uyumluydu.

    İkinci Dünya Savaşı sonrası

    Planlamanın ekonomi politikasında ana akım bir uygulama haline gelmesi İkinci Dünya Savaşı sonrasına denk gelir. Bu dönemdeki planlama deneyimlerini üç kategoride değerlendirebiliriz.

    İlki, 1945 sonrasında, Batı Avrupa için gündemde gelen ‘yol gösterici’ kapitalist planlamadır. Bir yandan Marshall yardımlarının uygulanması sırasında gündeme gelen, diğer yandan da Fransa örneğiyle daha da pekişen ‘yol gösterici’ planlama, esas olarak kapitalizmin onarılması amacını güdüyordu. Bu genel amacı somutlayan ise, savaş döneminin yıkıntılarını onarmak ve Avrupa’nın yeniden imarı için uygulanan bir politika çerçevesinin geliştirilmesi oldu.

    Bu dönemde, batı Avrupa’daki kapitalist planlama uygulamalarına, doğu Avrupa’daki sosyalist planlama deneyimleri eşlik etti. Bu uygulamaları ikinci kategori olarak ele alabiliriz. Özellikle sosyalist ülkeler arasında kurulan Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi (Council for Mutual Economic Assistance, COMECON), planlama uygulamalarının teknik olarak yaygınlaşmasında etkili oldu.

    Bu yazıda açmak mümkün değil ama COMECON içindeki tartışmaların, oldukça ilginç özellikler barındırdığını hatırlatmak isterim. Örneğin planlamanın ulusal ölçekte mi, yoksa blok ölçeğinde mi yapılacağı tartışması dönemin en kritik tartışmalarından biridir. Bu bir yanıyla sosyalist düzende uluslararası iş bölümünün nasıl düzenlenebileceği konusundaki tartışmaları içerirken, diğer yanıyla bir ölçek olarak ulusal planlamanın sınırlarını gösterir. Örneğin COMECON içindeki hakim iş bölümüne göre Polonya, Macaristan ve Çekoslovakya, sanayide uzmanlaşırken Balkanlardaki sosyalist ülkelerin ve Yugoslavya’nın tarımda uzmanlaşmaya yönlendirilmesi ve buna yönelik gelişen itirazlar, blok içinde çatlakların oluşmasına kadar gitmiştir.

    Kalkınma planlaması, kapitalist (yol gösterici) ve sosyalist (merkezi) planlama yanında bir üçüncü kategori olarak görülebilir. Arka planını modernleşme teorisinden alan kalkınma planlaması, esas olarak İkinci Dünya Savaşı sonrasında sömürgeciliğin tasfiyesinin ardından ortaya çıkan yeni ulus devletlerin, Soğuk Savaş ortamında birbiriyle rakip iki sistem arasında hangi sistemi seçecekleri sorusuna Batı tarafından geliştirilmiş bir yanıt olarak görülebilir.

    Bu anlamıyla kapitalist planlamanın hemen tüm temel özelliklerini taşır. Ancak Batılı ülkelerdeki uygulamalardan farklı olarak, amaç sadece ‘yeniden imar’ değil yapısal dönüşüm, yani tarımın hakim olduğu bir üretim yapısından sanayinin hakim olduğu bir üretim yapısına geçiştir. Bu anlamıyla daha iddialı olan kalkınma planlaması, sanayileşme hedefini önüne koyar ve kalkınmayı ekonomik büyümeyle değil yapısal dönüşümle tanımlar.

    Kısacası, 20. yüzyıldaki planlama deneyimlerinin bıraktığı miras, günümüzün ihtiyaçları çerçevesinde yeniden ele alınmayı bekliyor. Konunun teknik yanları dışında politik ekonomisi, çeşitli hegemonya projeleri bağlamındaki ekonomi politik tasavvurların ne olacağı ve mevcut çoklu krizler karşısında neler yapılabileceği tartışması, çeşitli boyutlarıyla planlamayı yeniden gündeme almayı zorunlu kılıyor. Kapatırken bu yazı vesilesiyle bir okuma önerisi yapayım. Barış Alp Özden ve Mine Erder tarafından derlenen ve yeni çıkan ‘Türkiye Ekonomisi: Politikalar, Tarihsel Gelişim ve Yapısal Dönüşüm’ kitabında yer alan, Oktar Türel Hoca’yla beraber Türkiye deneyiminin bazı temel özelliklerini tartıştığımız ‘Kalkınma Planlaması, 1960-1980’ makalemizi önerebilirim. Bu önemli konuyu çeşitli boyutlarıyla tartışmaya devam edeceğim.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Bakanlık verileri şüpheli!

    10 Ağustos 2026

    Cumhuriyet’in bastıramadığı ilk Kürt isyanı

    9 Ağustos 2026

    Üçüncü kutbun yeniden inşası

    6 Ağustos 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Hüseyin Mat

    Çerçeve yasası ve karşılaştığımız durum

    Mehmet Murat Yıldırım

    Özgür Özel’i anlamak

    Mete Gönültaş

    Başlangıç nerede başlar?

    Remzi Altunpolat

    Otoriter barışın hukuku mu, demokratik toplumun eşiği mi?

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Aziz Çelik

    Bakanlık verileri şüpheli!

    Tuncay Yılmaz

    Cumhuriyet’in bastıramadığı ilk Kürt isyanı

    Ertuğrul Kürkçü

    Üçüncü kutbun yeniden inşası

    Hakan Koçak

    Sınıfın kayıp asabiyesi ve sendikal arayışlar : Yapı, dönem, duygular

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Adana’da iş cinayeti: Önlemsiz altyapı çalışmasında göçük altında kalan işçi yaşamını yitirdi

    8 Ağustos 2026

    DİSK-AR ve ÇSGB Verileri: Her 100 işçiden 86’sı sendikasız, kadınlarda oran daha da düşük

    7 Ağustos 2026

    İSG Uzmanı Deniz İpek: “Müfettiş gelmeden önce temizlenen fabrika güvenli değildir”

    6 Ağustos 2026
    KADIN

    TKDF Temmuz 2026 Raporu: İlk 7 ayda 231 kadın erkek şiddeti ve şüpheli ölümler sonucu hayatını kaybetti

    6 Ağustos 2026

    1930 tarihli gizli genelge: Kadın öğretmenlere makyaj, takı ve gösterişli kıyafet yasağı

    5 Ağustos 2026

    EŞİK kuruluş yıl dönümünde duyurdu: “İstanbul Sözleşmesi’nden ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz”

    1 Ağustos 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.