Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    İstanbul Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin mücadelesine uluslararası destek

    27 Şubat 2026

    BM: Güney Sudan’da insani kriz derinleşiyor, son iki ayda 250 bin kişi yerinden edildi

    27 Şubat 2026

    Yoksulluğun normalleşmesi ve gündelik hayatın sessiz eğitimi

    27 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Yoksulluğun normalleşmesi ve gündelik hayatın sessiz eğitimi

      27 Şubat 2026

      Zil sesi ilahi olan bir ülkede çocuk olmak

      26 Şubat 2026

      Bir karikatürün içinden baktım ülkeye

      23 Şubat 2026

      Alican Uludağ, Hakan Tosun ve susturulan kalemler: Gerçeğin bedeli

      22 Şubat 2026

      Arjantin’in yeni iş kanunu işçinin ayağına kölelik prangası vurdu

      21 Şubat 2026
    • Seçtiklerimiz

      Laiklik tamamlanmış bir hikaye mi? Bu ülke hiç gerçekten laik oldu mu?

      27 Şubat 2026

      Kemal Türkler 100 yaşında!

      23 Şubat 2026

      Cemil’in manifestosu

      16 Şubat 2026

      Sağlamlık Sözleşmesi’nin bir türlü reddedilemeyişi

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası ve patriyarkal kapitalizmin ifşası

      15 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Yoksulluğun normalleşmesi ve gündelik hayatın sessiz eğitimi

    Yoksulluğun normalleşmesi ve gündelik hayatın sessiz eğitimi

    ERTAN EROĞLU yazdı: Gündelik hayatta sessizce içselleştirilen itaatler ve kabuller, sistemin devamlılığını sağlayan temel öğelerdir. Ancak bu sessizlik kırıldığında, küçük ama sürekli direnişler büyük toplumsal dönüşümlere yol açabilir. Bireyin farkındalığı ve gündelik eylemi, sistemin hegemonik güçlerini sorgulamak ve dönüştürmek için temel bir başlangıçtır.
    Ertan Eroğlu27 Şubat 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Yoksulluk artık istisna değil, gündelik hayatın parçası haline gelmiştir. Bu durum yalnızca ekonomik bir olgu değil, aynı zamanda toplumsal üretim ilişkilerinin ve ideolojik hegemonyanın yeniden üretilmesidir. Çocuklar küçük yaşta “yetinmeyi”, gençler “hayal kurmamayı”, aileler “idare etmeyi” öğrenir. Bu öğrenme süreci, bir teselli meselesi değil, sınıf ilişkileri tarafından şekillendirilen bir eğitim biçimidir. Yoksulluğun sürekli tekrar edilmesi, konuşulması ama sorgulanmaması; “şükür” diliyle süslenmesi; “herkes aynı durumda” denilerek sıradanlaştırılması, yalnızca parasızlığı değil, bireylerin sessizliği ve kabullenmeyi öğrenmesini de sağlar. Bu sessizlik, toplumsal olarak güçlülerin işine yarayan politik bir araçtır.

    Dayanışma ve sistem: Felaketler ile normal zamanlar arasındaki ayrım

    Deprem, yangın veya büyük kazalar gibi olağanüstü durumlarda ortaya çıkan dayanışma, yalnızca toplumsal bir refleks değil, aynı zamanda egemen sınıfın hegemonyasının yeniden üretimiyle doğrudan bağlantılıdır. Hegemonya kavramı bağlamında ele alındığında, bu tür felaket anlarındaki dayanışma, iktidarın ideolojik ve toplumsal kontrolünü pekiştiren bir araç olarak işlev görür. Olağanüstü koşullarda gösterilen toplumsal birlik ve yardımlaşma, düzenin kaosunu deneyimleyen iktidar sahiplerinin yükünü hafifletir, tepkilerin yoğunlaşmasını azaltır ve yönetim zaaflarının görünür olmasını engeller. Bu dayanışma, sistemin meşruiyetini ve halkın onayını sürdürmek için güvenli bir alan sağlar.

    Ancak, dayanışma süreklilik kazanıp toplumun gündelik yaşamına kalıcı olarak entegre olduğunda, Gramsci’nin işaret ettiği “sivil toplum aracılığıyla hegemonik kontrol” sınırları aşılmaya başlar. Toplum, kendi çıkarlarını ve kolektif iradesini fark etmeye başladığında, yöneten ile yönetilen arasındaki yapay ayrımın sınırları zorlanır ve iktidarın meşruiyeti sorgulanabilir hale gelir. Bu durum, egemen sınıfın hegemonyasının yeniden üretimini tehdit eder; çünkü toplum artık yalnızca kriz anlarında değil, gündelik yaşamda da kendi özerk yönetim kapasitesini geliştirme potansiyeline sahiptir.

    Hegemonya yalnızca zor ve devlet aygıtları üzerinden değil, aynı zamanda sivil toplum aracılığıyla norm ve kabulleri içselleştirme süreciyle kurulur. Bu nedenle, iktidar sahipleri, yöneten ile yönetilen arasındaki duvarın sürekli görünür ve “aşılmaz” olmasını isterler. Felaket anlarında teşvik edilen dayanışma, ideolojik hegemonyanın güvenli bir şekilde devamını sağlayan geçici bir mekanizmadır; gündelik yaşamda ise kolektif farkındalığı ve örgütlülüğü teşvik edecek bir dayanışma, hegemonik kontrolü tehdit ettiği için sistem tarafından sınırlandırılır.

    Sonuç olarak, olağanüstü durumlarda görülen dayanışma, sistem için güvenli ve yönetilebilir bir birlik biçimidir. Süreklilik kazandığında ise, toplumun kendi iradesini ve kolektif gücünü fark etmesi, hegemonik ilişkileri sorgulamasına ve yeniden biçimlendirmesine yol açar. Bu nedenle egemenler, gündelik hayatta dayanışmayı sınırlamak ve bireyleri pasif, sessiz ve itaate yatkın kılmak için çeşitli ideolojik ve toplumsal mekanizmaları sürekli devrede tutar. Gündelik hayatta dayanışma, sistem için “rahatsız edici”dir.  İşten atılan bir işçi, okula devam edemeyen bir genç ya da geçinemeyen bir aile için sürekli dayanışma, düzenin özerkliğine, sınıf iktidarının sürdürülebilirliğine ve yönetenler üzerindeki denetim hakkına tehdit oluşturur. Bu nedenle sistem, bireylere felaketlerde birlikte olmayı öğretir; ancak gündelik hayatta sessizleşmelerini ve yalnız kalmalarını normalleştirir. Bu, ideolojik hegemonyanın en etkili araçlarından biridir.

    Küçük itaatler, büyük düzenler

    Bir okulda susturulan bir öğrenci, bir işyerinde sesini çıkaramayan işçi, bir mahallede kaderine razı edilen aile… Bu bireysel deneyimler küçük görünebilir; ancak hayat bize, büyük toplumsal düzenlerin bu “küçük itaatler” üzerinden kurulduğunu gösterir. Gündelik hayatın içinde yer alan davranış ve kabuller, insanların farkında olmadan içselleştirdiği sınıf ilişkilerinin birer yansımasıdır. Bu küçük, görünmez disiplinler, toplumsal düzenin yeniden üretilmesini sağlar ve sistemin sürekliliğine hizmet eder.

    Gündelik hayatın politikliği ve sessiz terbiye

    Siyaseti yalnızca seçimler, krizler veya Meclis tartışmaları bağlamında aramak yanıltıcıdır. Gerçekte siyaset, insanların gündelik yaşamlarına yerleşmiştir. Sabah işe giderken, çocuğu okula bırakırken, markette fiyatlara bakarken, okulda “uyumlu” olmayı öğrenirken, işyerinde “şimdi sırası değil” cümlesini kabullenirken… Tüm bu küçük rutinler, bireyleri ideolojik olarak şekillendirir. Bu süreç, zorun yalnızca fiziksel olarak değil; sosyal izolasyon, kabullenme ve içselleştirilmiş itaat biçiminde de işleyebilir. Bu nedenle eğitim ve disiplin, , yalnızca bireysel değil toplumsal üretim ilişkilerinin yeniden üretilmesinin bir aracıdır.

    Eğitimde “uyum”: İtaatin pedagojisi

    Günümüz eğitim sisteminde en çok vurgulanan kavramlardan biri “uyum”dur. Uyumlu öğrenci, sistemin ihtiyaçlarına hizmet eder; sorgulayan, eleştiren ve direnç gösteren çocuk ise “sorunlu” sayılır. Bu durum, eğitimi özgürleştirici bir süreç olmaktan çıkarır ve toplumsal sınıf ilişkilerinin korunmasını sağlayan bir filtreye dönüştürür. Eğitim, bu bağlamda, yalnızca bilgi aktarmakla kalmaz; bireyleri mevcut üretim ilişkilerine uygun bir şekilde disipline eder ve ideolojik olarak sistemle bütünleştirir.

    Yoksulluğun normalleşmesi: Sessiz terbiye biçimi

    Yoksulluk, yalnızca ekonomik bir durum değil, aynı zamanda bir ideolojik aygıt olarak işlev görür. “Şükretmek”, “idare etmek” ve “yetinmek” gibi kavramlar, yoksulluğun nedenlerini sorgulamanın yerine geçer. Çocuklar küçük yaşta “fazlasını talep etmemeyi” ve haklarını istememeyi öğrenir. Bu süreç, bireyleri yalnızlaştırır ve sessizleştirir. Sessizlik, yalnızca birey üzerinde değil, toplumsal düzeyde de iktidarın sürekliliğine hizmet eder. Böylece yoksulluk, ideolojik bir disiplin biçimi olarak normalleştirilir.

    Dayanışma ve örgütlülüğün tehlikesi

    Sürekli ve örgütlü dayanışma, sistem için tehlikeli bir güçtür. Bu yüzden gündelik hayatta dayanışma sürekli olarak engellenir. İşyerinde dayanışma “huzursuzluk”, okulda dayanışma “disiplin sorunu” ve mahallede dayanışma “politikleşme” olarak etiketlenir. İnsanlar, yardımlaşmayı öğrenir; ancak birlikte itiraz etmeyi, hak talep etmeyi öğrenemez. Bu durum, bireylerin kendi sınıfsal çıkarlarını fark etmesini ve kolektif güçlerini kullanmasını engeller.

    Gündelik hayatın politik analizi ve özgürleşme

    Gündelik hayatın politik olduğunu görmek, meydanlarda slogan atmak kadar önemli, hatta daha kalıcı bir özgürleşme pratiğidir. Bir çocuğun susturulması, bir işçinin boyun eğmesi, bir ailenin kaderine razı olması… Bunlar küçük gibi görünen itaatler, toplumsal düzenin yeniden üretildiği temel mekanizmalardır. Farkındalık ve adını koyma, bu küçük kabulleri sorgulamanın ve aşmanın ilk adımlarıdır. Bireylerin kendi gündelik yaşamlarındaki küçük kabulleri ve alışkanlıkları sorgulamaları, sistemin yeniden üretilmesine karşı temel bir direniş biçimidir.

    Sessiz rahatsızlık ve eylemin önemi

    Ali Şeriati’nin sözleriyle: “Sizi rahatsız etmeye geldim.” Bu rahatsızlık, yalnızca bireysel bir duruş değil, toplumsal bir bilinçlenme çağrısıdır. Gündelik hayatta sessizce içselleştirilen itaatler ve kabuller, sistemin devamlılığını sağlayan temel öğelerdir. Ancak bu sessizlik kırıldığında, küçük ama sürekli direnişler büyük toplumsal dönüşümlere yol açabilir. Bireyin farkındalığı ve gündelik eylemi, sistemin hegemonik güçlerini sorgulamak ve dönüştürmek için temel bir başlangıçtır.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Zil sesi ilahi olan bir ülkede çocuk olmak

    26 Şubat 2026

    Bir karikatürün içinden baktım ülkeye

    23 Şubat 2026

    Alican Uludağ, Hakan Tosun ve susturulan kalemler: Gerçeğin bedeli

    22 Şubat 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ertan Eroğlu

    Yoksulluğun normalleşmesi ve gündelik hayatın sessiz eğitimi

    Mehmet Murat Yıldırım

    Zil sesi ilahi olan bir ülkede çocuk olmak

    Mehmet Murat Yıldırım

    Bir karikatürün içinden baktım ülkeye

    Elif Gamze Bozo

    Alican Uludağ, Hakan Tosun ve susturulan kalemler: Gerçeğin bedeli

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Adil Okay

    Laiklik tamamlanmış bir hikaye mi? Bu ülke hiç gerçekten laik oldu mu?

    Aziz Çelik

    Kemal Türkler 100 yaşında!

    Mehmet Horuş

    Cemil’in manifestosu

    Deniz Yazgan

    Sağlamlık Sözleşmesi’nin bir türlü reddedilemeyişi

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    İstanbul Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin mücadelesine uluslararası destek

    27 Şubat 2026

    Almanya’da ulaşım grevi: Belediyelere bağlı hatlar durdu

    27 Şubat 2026

    Polyak direnişinin 8’inci gününde Bağımsız Maden-İş yöneticilerine gözaltı

    27 Şubat 2026
    KADIN

    Barışa İhtiyacım Var: Kadınlar konuştu Rapor sustu

    27 Şubat 2026

    DEM Parti’nin kadın cinayetleri önergesi Meclis’te reddedildi

    25 Şubat 2026

    DEM Parti’den kadın cinayetleri için genel görüşme talebi: “Kadınların yaşam hakkı sistematik olarak korunmuyor”

    25 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.